9105 CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Kanun Numarası 5271

9105 CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Kanun Numarası 5271

DESCARGAR PDF

9105
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU
 
Kanun Numarası : 5271
Kabul Tarihi : 4/12/2004
Yayımlandığı Resmî Gazete : Tarih: 17/12/2004 Sayı : 25673
Yayımlandığı Düstur: Tertip: 5 Cilt: 44
  
BİRİNCİ KİTAP
Genel Hükümler
BİRİNCİ KISIM
Kapsam, Tanımlar, Görev ve Yetki
BİRİNCİ BÖLÜM
Kapsam ve Tanımlar
 
Kanunun kapsamı
Madde 1 – (1) Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı
hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve
yükümlülüklerini düzenler.
Tanımlar
Madde 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine
kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan
avukatı,
d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza
muhakemesinde temsil eden avukatı,
e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin
öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,
f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine
kadar geçen evreyi,
g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı
tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından
soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
i) Malen sorumlu: Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun
kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün
sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,
9106
j) Suçüstü:
1. İşlenmekte olan suçu,
2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra
kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek
yakalanan kişinin işlediği suçu,
3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan
kimsenin işlediği suçu,
k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha
fazla kişi tarafından işlenen suçu,
l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına
alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara
çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla
salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil
kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,
İfade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Görev
Görev
Madde 3 – (1) Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.
(2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/6 md.;Mülga:2/7/2018-KHK/700/159 md.)
Re'sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık
Madde 4 – (1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma
evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü
saklıdır.
(2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli
mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.
Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu
Madde 5 – (1) İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı gören
mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme
bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.
(2) Adlî yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik
kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl
Madde 6 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/16 md.)
(1) Duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle
görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye
gönderilemez.
Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri
Madde 7 – (1) Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan
hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Bağlantılı Davalar
Bağlantı kavramı
Madde 8 – (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta
her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var
sayılır.
(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok
etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.
9107
Davaların birleştirilerek açılması
Madde 9 – (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin
görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek
görevli mahkemede dava açılabilir.
Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması
Madde 10 – (1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza
davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli
mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu
yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam
olunur.
Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme
Madde 11 – (1) Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında
bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa
bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların
birleştirilmesine karar verebilir.
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Yetki
Yetkili mahkeme
Madde 12 – (1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine
aittir.
(2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği
yer mahkemesi yetkilidir.
(3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin
yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden
çok yerde basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki
baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer
mahkemesi de yetkilidir.
(4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret
suçunda eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde
dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği
yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de
yetkilidir.
(5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü
uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve
oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de
yetkilidir.
(6) (Ek:8/7/2021-7331/10 md.) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi
kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak
kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri
mahkemeleri de yetkilidir.
Özel yetki
Madde 13 – (1) Suçun işlendiği yer belli değilse, şüpheli veya sanığın
yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
(2) Şüpheli veya sanığın Türkiye'de yerleşim yeri yoksa Türkiye'de en
son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
(3) Mahkemenin bu suretle de belirlenmesi olanağı yoksa, ilk usul
işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.
Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki
Madde 14 – (1) Yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca
Türkiye'de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yetki, 13
üncü maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre belirlenir.
9108
(2) Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın
istemi üzerine Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın olan yer
mahkemesine yetki verebilir.
(3) Bu gibi suçlarda şüpheli veya sanık Türkiye'de yakalanmamış,
yerleşmemiş veya adresi yoksa; yetkili mahkeme, Adalet Bakanının
istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay
tarafından belirlenir.
(4) Yabancı ülkelerde bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan
Türk kamu görevlilerinin işledikleri suçlardan dolayı yetkili mahkeme
Ankara mahkemesidir.
Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen
suçlarda yetki
Madde 15 – (1) Suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir
gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin
ilk uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında bulunan mahkeme
yetkilidir.
(2) Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava taşıtları ile
demiryolu taşıtları hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
(3) Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu
taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de
yetkilidir.
(4) Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından
Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en
yakın veya geminin Türkiye'de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer
mahkemesi yetkilidir.
Bağlantılı suçlarda yetki
Madde 16 – (1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin
yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden
herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.
(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına
başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak
koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların
hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.
(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak
yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek
varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.
(4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur.
Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık
Madde 17 – (1) Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz
yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim
veya mahkemeyi belirler.
Yetkisizlik iddiası
Madde 18 – (1) Sanık, yetkisizlik iddiasını, ilk derece mahkemelerinde
duruşmada sorgusundan, bölge adliye mahkemelerinde incelemenin
başlamasından ve duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından
önce bildirir.
(2) Yetkisizlik iddiasına ilişkin karar, ilk derece mahkemelerinde
sanığın sorgusundan önce, bölge adliye mahkemelerinde duruşmasız
işlerde incelemenin hemen başlangıcında, duruşmalı işlerde inceleme
raporu okunmadan önce verilir. Bu aşamalardan sonra yetkisizlik
iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de bu hususta re'sen karar
veremez.
(3) Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
9109
Davanın nakli ve duruşmanın başka yerde yapılması (1)
Madde 19 – (1) Yetkili hâkim veya mahkeme, hukukî veya fiilî
sebeplerle görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunursa; yüksek
görevli mahkeme, davanın başka yerde bulunan aynı derecede bir
mahkemeye nakline karar verir.
(2) Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde
yapılması kamu güvenliği için tehlikeli olursa, davanın naklini Adalet
Bakanı Yargıtaydan ister.
(3) (Ek: 24/11/2016-6763/21 md.) Mahkeme, fiili sebepler veya güvenlik
gerekçesiyle duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde
yapılmasına karar verebilir. Bu karara karşı itiraz yolu açıktır.
Yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri
Madde 20 – (1) Yetkili olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler,
sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işlemler
Madde 21 – (1) Bir hâkim veya mahkeme, yetkili olmasa bile,
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, yargı çevresi içerisinde
gerekli işlemleri yapar.
 
BEŞİNCİ BÖLÜM
Hâkimin Davaya Bakamaması ve Reddi
 
Hâkimin davaya bakamayacağı hâller
Madde 22 – (1) Hâkim;
a) Suçtan kendisi zarar görmüşse,
b) Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında
evlilik, vesayet veya kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa,
c) Şüpheli, sanık veya mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy
veya altsoyundan biri ise,
d) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlât edinme bağlantısı
varsa,
e) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan
hısımlığı varsa,
f) Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile
aralarında ikinci derece dahil kayın hısımlığı varsa,
g) Aynı davada Cumhuriyet savcılığı, adlî kolluk görevi, şüpheli veya
sanık müdafiliği veya mağdur vekilliği yapmışsa,
h) Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse,
Hâkimlik görevini yapamaz.
Yargılamaya katılamayacak hâkim
Madde 23 – (1) Bir karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli
mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme
katılamaz.
(2) Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hâkim,
kovuşturma evresinde görev yapamaz.
(3) Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan
hâkim, aynı işte görev alamaz.
Hâkimin reddi sebepleri ve ret isteminde bulunabilecekler
Madde 24 – (1) Hâkimin davaya bakamayacağı hâllerde reddi
istenebileceği gibi, tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer
sebeplerden dolayı da reddi istenebilir.
(2) Cumhuriyet savcısı; şüpheli, sanık veya bunların müdafii; katılan
veya vekili, hâkimin reddi isteminde bulunabilirler.
–––––––––––––––––––––––––
(1) Bu madde başlığı “Davanın nakli” iken, 24/11/2016 tarihli ve 6763
sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde
değiştirilmiştir.
9110
(3) Bunlardan herhangi biri istediği takdirde, karar veya hükme
katılacak hâkimlerin isimleri kendisine bildirilir.
Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı hâkimin reddi
isteminin süresi
Madde 25 – (1) Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı bir
hâkimin reddi, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusu başlayıncaya;
duruşmalı işlerde bölge adliye mahkemelerinde inceleme raporu ve
Yargıtayda görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış
olan rapor üyelere açıklanıncaya kadar istenebilir. Diğer hâllerde,
inceleme başlayıncaya kadar hâkimin reddi istenebilir.
(2) Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya
inceleme bitinceye kadar da hâkimin reddi istenebilir. Ancak bu
istemin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde
yapılması şarttır.
Ret isteminin usulü
Madde 26 – (1) Hâkimin reddi, mensup olduğu mahkemeye verilecek
dilekçeyle veya bu hususta zabıt kâtibine bir tutanak düzenlenmesi
için başvurulması suretiyle yapılır.
(2) Ret isteminde bulunan, öğrendiği ret sebeplerinin tümünü bir
defada açıklamak ve süresi içinde olguları ile birlikte ortaya
koymakla yükümlüdür.
(3) Reddi istenen hâkim, ret sebepleri hakkındaki görüşlerini yazılı
olarak bildirir.
Hâkimin reddi istemine karar verecek mahkeme
Madde 27 – (1) Hâkimin reddi istemine mensup olduğu mahkemece karar
verilir. Ancak, reddi istenen hâkim müzakereye katılamaz. Bu nedenle
mahkeme teşekkül edemezse bu hususta karar verilmesi;
a) Reddi istenen hâkim asliye ceza mahkemesine mensup ise bu
mahkemenin yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesine,
b) Reddi istenen hâkim ağır ceza mahkemesine mensup ise o yerde ağır
ceza mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara
olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için (1) numaralı
daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde
ise, en yakın ağır ceza mahkemesine,
Aittir.
(2) Ret istemi sulh ceza hâkimine karşı ise, yargı çevresi içinde
bulunduğu asliye ceza mahkemesi ve tek hâkime karşı ise, yargı çevresi
içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesi karar verir.
(3) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin başkan ve üyelerinin
reddi istemi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu
dairece incelenerek karara bağlanır.
(4) Ret isteminin kabulü halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya
mahkeme görevlendirilir.
Ret istemi üzerine verilecek kararlar ve başvurulacak kanun yolları
Madde 28 – (1) Ret isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesindir; kabul
edilmemesine ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz
üzerine verilen ret kararı hükümle birlikte incelenir.
Reddi istenen hâkimin yapabileceği işlemler
Madde 29 – (1) Reddi istenen hâkim, ret hakkında bir karar verilinceye
kadar yalnız gecikmesinde sakınca olan işlemleri yapar.
9111
(2) Ancak, hâkimin oturum sırasında reddedilmesi hâlinde, bu konuda
bir karar verilebilmesi için oturuma ara vermek gerekse bile ara
vermeksizin devam olunur. Şu kadar ki, 216 ncı madde uyarınca
tarafların iddia ve sözlerinin dinlenilmesine geçilemez ve ret
konusunda bir karar verilmeden reddedilen hâkim tarafından veya onun
katılımıyla bir sonraki oturuma başlanamaz.
(3) Ret isteminin kabulüne karar verildiğinde, gecikmesinde sakınca
bulunan hâl nedeniyle yapılmış işlemler dışında, duruşma tekrarlanır.
Hâkimin çekinmesi ve inceleme mercii
Madde 30 – (1) Hâkim, yasaklılığını gerektiren sebeplere dayanarak
çekindiğinde; merci, bir başka hâkimi veya mahkemeyi davaya bakmakla
görevlendirir.
(2) Hâkim, tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek
çekindiğinde, merci çekinmenin uygun olup olmadığına karar verir.
Çekinmenin uygun bulunması halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim
veya mahkeme görevlendirilir.
(3) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işler hakkında 29
uncu madde hükmü uygulanır.
Ret isteminin geri çevrilmesi
Madde 31 – (1) Mahkeme, kovuşturma evresinde ileri sürülen hâkimin
reddi istemini aşağıdaki durumlarda geri çevirir:
a) Ret istemi süresinde yapılmamışsa.
b) Ret sebebi ve delili gösterilmemişse.
c) Ret isteminin duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığı açıkça
anlaşılıyorsa.
(2) Bu hâllerde ret istemi, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin
müzakereye katılmasıyla, tek hâkimli mahkemelerde de reddedilen
hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir.
(3) Bu konudaki kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabilir.
Zabıt kâtibinin reddi veya çekinmesi
Madde 32 – (1) Bu Bölümde yazılı hükümler zabıt kâtipleri hakkında da
uygulanır.
(2) Zabıt kâtibinin reddi veya kendisinin reddini gerektiren sebepleri
bildirerek görevden çekinmesi hâlinde gereken karar, yanında çalıştığı
mahkeme başkanı veya hâkim tarafından verilir.
(3) Aynı işte zabıt kâtibinin hâkim ile birlikte reddi istemi hakkında
veya çekinmelerine karar verecek merci, hâkime göre belirlenir.
 
İKİNCİ KISIM
Kararlar, Açıklanması ve Tebliği, Süreler ve Eski Hâle Getirme
BİRİNCİ BÖLÜM
Kararlar, Açıklanması ve Tebliği
Kararların verilmesi usulü
Madde 33 – (1) Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı,
duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten;
duruşma dışındaki kararlar, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü
görüşü alındıktan sonra verilir.
9112
Kararların gerekçeli olması
Madde 34 – (1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil,
gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz
önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da
gösterilir.
(2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve
şekilleri belirtilir.
Kararların açıklanması ve tebliği
Madde 35 – (1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine
açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir.
(2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna
başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, (…) (1) hazır
bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur. (1)
(3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ
edilen karar, kendisine okunup anlatılır.
Tebligat ve yazışma usulü
Madde 36 – (1) Mahkeme başkanı veya hâkim, her türlü tebligatı, tüm
gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri veya kamu kurum ve kuruluşları
ile ilgili yazışmaları yapar.
(2) İnfaz edilecek kararlar, Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
Tebligat usulleri
Madde 37 – (1) Tebligat, bu Kanunda belirtilen özel hükümler saklı
kalmak koşuluyla, ilgili kanunda belirtilen hükümlere göre yapılır.
(2) Uluslararası andlaşmalar, yazılı belgelerin doğrudan doğruya
postayla veya diğer iletişim araçlarıyla gönderilmesini kabul
ettiğinde; yurt dışına yapılan tebligat, iadeli taahhütlü posta veya
diğer iletişim araçları ile gerçekleştirilir.
Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat
Madde 38 – (1) Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği
gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre
işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
evrakın aslına yazılır.
Elektronik işlemler
Madde 38/A – (Ek: 2/7/2012-6352/95 md.)
(1) Her türlü ceza muhakemesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim
Sistemi (UYAP) kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi,
belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.
(2) Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, dosyalar
güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP’tan incelenebilir ve her
türlü ceza muhakemesi işlemi yapılabilir.
(3) Bu Kanun kapsamında fiziki olarak hazırlanması öngörülen her türlü
belge ve karar elektronik ortamda düzenlenebilir, işlenebilir,
saklanabilir ve güvenli elektronik imza ile imzalanabilir.
(4) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlar diğer kişi
veya kurumlara elektronik ortamda gönderilir. Güvenli elektronik imza
ile imzalanarak gönderilen belge veya kararlar, gerekmedikçe fiziki
olarak ayrıca düzenlenmez ve ilgili kurum ve kişilere gönderilmez.
–––––––––––––––––––––––––
(1) 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle; bu
fıkrada geçen "hukuken geçerli mazerete dayanarak" ibaresi madde
metninden çıkarılmış ve "bulanamayan" ibaresi "bulunamayan" olarak
değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
9112-1
(5) Elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi
halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belge geçerli
kabul edilir.
(6) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlarda,
mühürleme işlemi ile kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesini
öngören hükümler uygulanmaz.
(7) Zorunlu nedenlerle fiziki olarak düzenlenmiş belge veya kararlar,
yetkili kişilerce taranarak UYAP’a aktarılır ve gerektiğinde ilgili
birimlere elektronik ortamda gönderilir.
(8) Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hallerde
tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim,
Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilen yetkili kişi tarafından
imzalanır ve mühürlenir.
(9) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.
(10) Yargı birimlerinin ihtiyaç duyduğu nüfus, tapu, adlî sicil kaydı
gibi dış bilişim sistemlerinden UYAP vasıtasıyla temin edilen bilgi,
belge ve kayıtlar, zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki olarak istenilmez.
UYAP’tan dış bilişim sistemlerine gönderilen bilgi ve belgeler ayrıca
zorunlu olmadıkça fiziki ortamda gönderilmez.
(11) Ceza muhakemesi işlemlerinin UYAP’ta yapılmasına dair usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle
düzenlenir.
İKİNCİ BÖLÜM
Süreler ve Eski Hâle Getirme
Sürelerin hesaplanması
Madde 39 – (1) Gün ile belirlenen süreler, tebligatın yapıldığının
ertesi günü işlemeye başlar.
(2) Süre, hafta olarak belirlenmiş ise, tebligatın yapıldığı günün,
son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde
sona erer.
(3) Süre, ay olarak belirlenmiş ise tebligatın yapıldığı günün, son
ayda sayı itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona
erer. Son bulduğu ayda sayı itibarıyla karşılığı olan gün yoksa; süre,
ayın son günü mesai saati bitiminde sona erer.
(4) Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter.
Eski hâle getirme
Madde 40 – (1) Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski
hale getirme isteminde bulunabilir.
(2) Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de,
kişi kusursuz sayılır.
9113
Eski hâle getirme dilekçesi
Madde 41 – (1) Eski hâle getirme dilekçesi, engelin kalkmasından
itibaren yedi gün içinde, süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri
yapacak olan mahkemeye verilir.
(2) Dilekçe sahibi, sürenin geçmesinde kusuru olmadığına ilişkin
olguları, varsa belgelerini de ekleyerek açıklar. Dilekçe verildiği
anda usule ilişkin yapılamayan işlemler de yerine getirilir.
Eski hâle getirme dilekçesi üzerine verilecek karar
Madde 42 – (1) Süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi
mahkeme hükmedecek idiyse, eski hâle getirme dilekçesi hakkında da o
mahkeme karar verir.
(2) Eski hâle getirme isteminin kabulüne ilişkin karar kesindir;
reddine ilişkin karara karşı itiraz yoluna gidilebilir.
(3) Eski hâle getirme dilekçesi, kararın yerine getirilmesini
durdurmaz; ancak, mahkeme yerine getirmeyi erteleyebilir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Tanıklık, Bilirkişi İncelemesi ve Keşif
BİRİNCİ BÖLÜM
Tanıklık
Tanıkların çağrılması
Madde 43 – (1) Tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır. Çağrı kâğıdında
gelmemenin sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla
getirme kararı verilebilir. Karar yazısında bu yoldan getirilmenin
nedenleri gösterilir ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar
hakkındaki işlem uygulanır.
(2) Bu çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan
yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan
sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.
(3) Mahkeme, duruşmanın devamı sırasında hemen dinlenilmesi gerekli
görülen tanıkların belirteceği gün ve saatte hazır bulundurulmasını
görevlilere yazılı olarak emredebilir.
(4) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık
yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı
olarak gönderebilir.
(5) Bu madde hükümleri, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya
mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi halinde uygulanabilir.
Çağrıya uymayan tanıklar
Madde 44 – (1) Usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeretini
bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla getirilir ve gelmemelerinin
sebep olduğu giderler takdir edilerek, kamu alacaklarının tahsili
usulüne göre ödettirilir. Zorla getirilen tanık evvelce gelmemesini
haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse aleyhine hükmedilen
giderler kaldırılır. (Ek cümle:8/7/2021-7331/11 md.) Zorla getirme
kararı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim
bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak
suretiyle de tanığa bildirilir.
(2) Fiilî hizmette bulunan askerler hakkındaki zorla getirme kararı
askerî makamlar aracılığıyla infaz olunur.
Tanıklıktan çekinme
Madde 45 – (1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilir:
a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı.
b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi.
c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından
üstsoy veya altsoyu.
9114
d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece
dahil kayın hısımları.
e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.
(2) Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle
tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar,
kanunî temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler.
Kanunî temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri
konusunda karar veremez.
(3) Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce
tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de
her zaman tanıklıktan çekinebilirler.
Meslek ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinme
Madde 46 – (1) Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan
çekinebilecekler ile çekinme konu ve koşulları şunlardır:
a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları
dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri
bilgiler.
b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları
ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları
dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri
bilgiler.
c) Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları
dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.
(2) Yukarıdaki fıkranın (a) bendinde belirtilenler dışında kalan
kişiler, ilgilinin rızasının varlığı halinde, tanıklıktan çekinemez.
Devlet sırrı niteliğindeki bilgilerle ilgili tanıklık
Madde 47 – (1) Bir suç olgusuna ilişkin bilgiler, Devlet sırrı olarak
mahkemeye karşı gizli tutulamaz. Açıklanması, Devletin dış
ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar
verebilecek; anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike
yaratabilecek nitelikteki bilgiler, Devlet sırrı sayılır.
(2) Tanıklık konusu bilgilerin Devlet sırrı niteliğini taşıması
halinde; tanık, sadece mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından zâbıt
kâtibi dahi olmaksızın dinlenir. Hâkim veya mahkeme başkanı, daha
sonra, bu tanık açıklamalarından, sadece yüklenen suçu açıklığa
kavuşturabilecek nitelikte olan bilgileri tutanağa kaydettirir.
(3) Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla
olan suçlarla ilgili olarak uygulanır.
(4) Cumhurbaşkanının tanıklığı söz konusu olduğunda sırrın niteliğini
ve mahkemeye bildirilmesi hususunu kendisi takdir eder.
Kendisi veya yakınları aleyhine tanıklıktan çekinme
Madde 48 – (1) Tanık, kendisini veya 45 inci maddenin birinci
fıkrasında gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına uğratabilecek
nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap
vermekten çekinebileceği önceden bildirilir.
Tanıklıktan çekinme sebebinin bildirilmesi
Madde 49 – (1) Mahkeme başkanı veya hâkim veya Cumhuriyet savcısı
tarafından gerekli görüldüğünde 45, 46 ve 48 inci maddelerde
gösterilen hâllerde tanık, tanıklıktan çekinmesinin dayanağını
oluşturan olguları bildirir ve bu hususta gerektiğinde kendisine yemin
verdirilir.
9115
Yemin verilmeyen tanıklar
Madde 50 – (1) Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:
a) Dinlenme sırasında onbeş yaşını doldurmamış olanlar.
b) Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve
önemini kavrayamayanlar.
c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar
nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme
veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.
Tanıklıktan çekinebilecek kimsenin çekinmemesi
Madde 51 – (1) 45 inci madde gereğince tanıklıktan çekinebileceklere
yemin verip vermemek hâkim veya mahkemenin takdirine bağlıdır. Ancak,
tanık yemin etmekten çekinebilir. Bu hususun kendisine bildirilmesi
gereklidir.
Tanıkların dinlenmesi
Madde 52 – (1) Her tanık, ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında
bulunmaksızın dinlenir.
(2) Tanıklar, kovuşturma evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca
bulunan veya kimliğin belirlenmesine ilişkin hâllerde birbirleri ile
ve şüpheli ile yüzleştirilebilirler.
(3) Tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya sesler kayda
alınabilir. Ancak;
a) Mağdur çocukların,
b) Duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin
ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin,
Tanıklığında bu kayıt zorunludur.
(4) Üçüncü fıkra hükmünün uygulanması suretiyle elde edilen ses ve
görüntü kayıtları, sadece ceza muhakemesinde kullanılır.
Tanığa görevinin önemini anlatma
Madde 53 – (1) Tanığa;
a) Dinlenmeden önce, gerçeği söylemesinin önemi,
b) Gerçeği söylememesi halinde yalan tanıklık suçundan dolayı
cezalandırılacağı,
c) Doğruyu söyleyeceği hususunda yemin edeceği,
d) Duruşmada mahkeme başkanı veya hâkimin açık izni olmadan mahkeme
salonunu terk edemeyeceği,
Anlatılır.
Tanıklara yemin verilmesi
Madde 54 – (1) Tanıklar, tanıklıktan önce ayrı ayrı yemin ederler.
Gerektiğinde veya bir kimsenin tanık sıfatıyla dinlenilmesinin uygun
olup olmadığında tereddüt varsa yemin, tanıklığından sonraya
bırakılabilir.
(2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da tanıklara yemin
verirler.
Yeminin biçimi
Madde 55 – (1) Tanığa verilecek yemin, tanıklıktan önce "Bildiğimi
dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." ve
54 üncü maddeye göre tanıklıktan sonra verilmesi hâlinde "Bildiğimi
dosdoğru söylediğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim."
biçiminde olur.
(2) Yemin edilirken herkes ayağa kalkar.
9116
Yeminin yerine getirilmesi, sağır veya dilsizin yemini
Madde 56 – (1) Tanık, yüksek sesle tekrar ederek veya okuyarak yemin
eder.
(2) Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler yemin biçimini yazarak
ve imzalarını koyarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır
veya dilsizler işaretlerinden anlayan bir tercüman aracılığıyla ve
işaretle yemin ederler.
Tanığın tekrar dinlenmesi
Madde 57 – (1) Yemin ile dinlenen tanığın aynı soruşturma veya
kovuşturma evresinde tekrar dinlenmesi gerektiğinde, yeniden yemin
verilmeyip önceki yemini hatırlatılmakla yetinilebilir.
Tanığa ilk önce sorulacak hususlar ve tanığın korunması
Madde 58 – (1) Tanığa, ilk önce adı, soyadı, yaşı, işi ve yerleşim
yeri, işyerinin veya geçici olarak oturduğu yerin adresi, varsa
telefon numaraları sorulur. Gerekirse tanıklığına ne dereceye kadar
güvenilebileceği hakkında hâkimi aydınlatacak durumlara, özellikle
şüpheli, sanık veya mağdur ile ilişkilerine dair sorular yöneltilir.
(2) Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması
kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa;
kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınır. Kimliği
saklı tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve vesile
ile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı
tutulması için, tanığa ait kişisel bilgiler, Cumhuriyet savcısı, hâkim
veya mahkeme tarafından muhafaza edilir.
(3) Hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi, tanık için ağır bir
tehlike teşkil edecek ve bu tehlike başka türlü önlenemeyecekse ya da
maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından tehlike oluşturacaksa;
hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığı
dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma
yapılır. Soru sorma hakkı saklıdır.
(4) Tanıklık görevinin yapılmasından sonra, kişinin kimliğinin saklı
tutulması veya güvenliğinin sağlanması hususunda alınacak önlemler,
ilgili kanunda düzenlenir.
(5) İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri, ancak bir örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.
Tanığa söylenecek şeyler ve sorulacak sorular
Madde 59 – (1) Tanık, dinlenmeden önce hakkında tanıklık yapacağı
olayla ilgili olarak mahkeme başkanı veya hâkim tarafından, kendisine
bilgi verilir; hazır olan sanık, tanığa gösterilir. Sanık hazır
değilse kimliği açıklanır. Tanıktan, tanıklık edeceği konulara ilişkin
bildiklerini söylemesi istenir ve tanıklık ederken sözü kesilmez.
(2) Tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin
dayandığı durumları gereğince değerlendirebilmek için tanığa ayrıca
soru yöneltilebilir.
Tanıklıktan ve yeminden sebepsiz çekinme
Madde 60 – (1) Yasal bir sebep olmaksızın tanıklıktan veya yeminden
çekinen tanık hakkında, bundan doğan giderlere hükmedilmekle beraber,
yemininin veya tanıklığının gerçekleştirilmesi için dava hakkında
hüküm verilinceye kadar ve her hâlde üç ayı geçmemek üzere disiplin
hapsi verilebilir. Kişi, tanıklığa ilişkin yükümlülüğüne uygun
davranması halinde, derhâl serbest bırakılır.
(2) Bu tedbirleri almaya naip hâkim ve istinabe olunan mahkeme ile
soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi yetkilidir.
9117
(3) Davanın görüldüğü sırada bu tedbirler alındıktan ve yukarıdaki
süreler suçun türüne göre tümüyle uygulandıktan sonra o dava veya aynı
işe ilişkin diğer davada tekrar edilmez.
(4) Disiplin hapsi kararına itiraz edilebilir.
Tanığa verilecek tazminat ve giderler (1)
Madde 61 – (1) Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim
tarafından çağrılan tanığa, her yıl Adalet Bakanlığınca hazırlanan
tarifeye göre kaybettiği zaman ile orantılı bir tazminat verilir.
Tanık hazır olmak için seyahat etmek zorunda kalmışsa, yol
giderleriyle tanıklığa çağrıldığı yerdeki ikamet ve beslenme giderleri
de karşılanır.
(2) Birinci fıkra hükmüne istinaden ödenmesi gereken tazminat ve
giderler, hiçbir vergi, resim ve harç alınmaksızın, ödenir.
İKİNCİ BÖLÜM
Bilirkişi İncelemesi
Bilirkişilere uygulanacak hükümler
Madde 62 – (1) Tanıklara ilişkin hükümlerden aşağıdaki maddelere
aykırı olmayanlar bilirkişiler hakkında da uygulanır.
Bilirkişinin atanması
Madde 63 – (1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren
hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet
savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin
veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. (Değişik
cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da
hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün
olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/42
md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir
uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak
görevlendirilemez.
(2) Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok
olarak saptanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi
atanmasına ilişkin istemler reddedildiğinde de aynı biçimde karar
verilir.
(3) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen
yetkileri kullanabilir.
Bilirkişi olarak atanabilecekler
Madde 64 – (1) (Değişik: 3/11/2016-6754/43 md.) Bilirkişiler, bölge
adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle
bilirkişilik bölge kurulu tarafından hazırlanan listede yer alan
kişiler arasından seçilir. Ancak, kendi bölge listesinde ilgili
uzmanlık alanında bilirkişi olmasına rağmen, diğer bir bölgedeki
bilirkişinin, görevlendirme yapılan yere daha yakın bir mesafede
bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme yapılabilir.
––––––––––––––––
(1) Bu maddede yer alan tazminat miktarlarının 1/1/2018 tarihinden
itibaren uygulanması ile ilgili olarak, 29/12/2017 tarihli ve 30285
sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Adalet Bakanlığının Tanıklık Ücret
Tarifesi Tebliğine bakınız.
9118
(2) (Değişik: 3/11/2016-6754/43 md.) Bölge kurulunun hazırladığı
listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması
hâlinde, diğer bölge kurullarının listelerinden, burada da bulunmaması
hâlinde, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesinin (d), (e) ve (f)
bentleri hariç birinci fıkrasında yer alan şartları da taşımak
kaydıyla listelerin dışından bilirkişi görevlendirilebilir. Listelerin
dışından görevlendirilen bilirkişiler, bölge kuruluna bildirilir. (1)
(3) Kanunların belirli konularda görevlendirdiği resmî bilirkişiler
öncelikle atanırlar. Ancak kamu görevlileri, bağlı bulundukları
kurumla ilgili davalarda bilirkişi olarak atanamazlar.
(4) (Mülga: 3/11/2016-6754/43 md.)
(5) Listelere kaydedilen bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulu veya
bulunduğu yer il adlî yargı adalet komisyonu huzurunda "Görevimi
adalete bağlı kalarak, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsızlıkla
yerine getireceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim."
sözlerini tekrarlayarak yemin ederler. Bu bilirkişilere
görevlendirildikleri her işte yeniden yemin verilmez. (2)
(6) Listelerde yer almamış bilirkişiler, görevlendirildiklerinde
kendilerini atamış olan merci huzurunda yukarıdaki fıkrada öngörülen
biçimde yemin ederler. Yeminin yapıldığına ilişkin tutanak hâkim veya
Cumhuriyet savcısı, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır.
(7) Engel bulunan hâllerde yemin yazılı olarak verilebilir ve metni
dosyaya konulur. Ancak bu hâle ilişkin gerekçenin kararda gösterilmesi
zorunludur.
Bilirkişiliği kabul yükümlülüğü
Madde 65 – (1) Aşağıda belirtilen kişi veya kurumlar, bilirkişilik
görevini kabul etmekle yükümlüdürler:
a) Resmî bilirkişilikle görevlendirilmiş olanlar ve 64 üncü maddede
belirtilen listelerde yer almış bulunanlar.
b) İncelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları
meslek edinenler.
c) İncelemenin yapılması için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili
olanlar.
Atama kararı ve incelemelerin yürütülmesi
Madde 66 – (1) Bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin kararda,
cevaplandırılması uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren
sorularla inceleme konusu ve görevin yerine getirileceği süre
belirtilir. Bu süre, işin niteliğine göre üç ayı geçemez. Özel
sebepler zorunlu kıldığında bu süre, bilirkişinin istemi üzerine,
kendisini atayan merciin gerekçeli kararıyla en çok üç ay daha
uzatılabilir.
––––––––––––––––
(1) 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 140 ıncı maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “(ç), (d) ve (e)” ibaresi “(d), (e) ve (f)” şeklinde
değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı
Kanunun 135 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
(2) 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “bilirkişiler,” ibaresinden sonra gelmek üzere
“bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer” ibaresi eklenmiştir.
9118-1
(2) Belirlenen süre içinde raporunu vermeyen bilirkişi hemen
değiştirilebilir. Bu durumda bilirkişi, o ana kadar yaptığı işlemleri
açıklayan bir rapor sunar ve görevi sebebiyle kendisine teslim edilmiş
olan eşya ve belgeleri hemen geri verir. (Değişik son cümle :
3/11/2016-6754/44 md.) Ayrıca, hukukî ve cezaî sorumluluğuna ilişkin
hükümler saklı kalmak kaydıyla, bilirkişiye ücret ve masraf adı
altında hiçbir ödeme yapılmamasına karar verilebilir ve gerekçesi
gösterilerek gerekli yaptırımların uygulanması bilirkişilik bölge
kurulundan istenir.
(3) Bilirkişi, görevini, kendisini atamış olan merci ile ilişki içinde
yerine getirir, gerektiğinde bu mercie incelemelerindeki gelişmeler
hakkında bilgi verir, yararlı görülecek tedbirlerin alınmasını
isteyebilir.
(4) Bilirkişi, görevini yerine getirmek amacıyla bilgi edinmek için
şüpheli veya sanık dışındaki kimselerin de bilgilerine başvurabilir.
Bilirkişi, uzmanlık alanına girmeyen bir sorun bakımından
aydınlatılmasını isteyecek olursa; hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet
savcısı, nitelikli ve konusunda bilgisiyle tanınmış kişilerle bir
araya gelmesine izin verebilir. Bu şekilde çağrılan kişiler yemin eder
ve verecekleri raporlar, bilirkişi raporunun tamamlayıcı bir bölümü
olarak dosyaya konulur.
(5) İlgililer de merciinden, incelemeler yapılırken bilirkişiye teknik
nitelikte bilgiler verebilecek olan ve ismen belirleyecekleri kişileri
dinlemeleri veya bazı araştırmaların yapılması hususlarında karar
verilmesini isteyebilir.
 (6) Gerekli olması halinde, bilirkişi, mağdur, şüpheli veya sanığa
mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısı aracılığı ile soru
sorabilir. Ancak, mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısı,
bilirkişinin doğrudan soru sormasına da izin verebilir. Muayene ile
görevlendirilen hekim bilirkişi, görevini yerine getirirken zorunlu
saydığı soruları, hâkim, Cumhuriyet savcısı ve müdafi bulunmadan da
mağdur, şüpheli veya sanığa doğrudan doğruya yöneltebilir.
9119
(7) Bilirkişiye inceleyeceği şeyler mühür altında verilmeden önce
bunların listesi ve sayımı yapılır. Bu hususlar bir tutanakla
belirlenir. Bilirkişi, mühürlerin açılmasını ve yeniden konulmasını
yine tutanakla belirtmek ve bir liste düzenlemekle yükümlüdür.
Bilirkişi raporu, uzman mütalaası
Madde 67 – (1) İncelemeleri sona erdiğinde bilirkişi yaptığı işlemleri
ve vardığı sonuçları açıklayan bir raporu, kendisinden istenen
incelemeleri yaptığını ayrıca belirterek, imzalayıp ilgili mercie
verir veya gönderir. Mühür altındaki şeyler de ilgili mercie verilir
veya gönderilir ve bu husus bir tutanağa bağlanır.
(2) Birden çok atanmış bilirkişiler değişik görüşleri yansıtmışlarsa
veya bunların ortak sonuçlar üzerinde ayrık görüşleri varsa, bu durumu
gerekçeleri ile birlikte rapora yazarlar.
(3) (Değişik: 3/11/2016-6754/45 md.) Bilirkişi, raporunda ve sözlü
açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi
gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından
yapılması gereken hukukî nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.
(4) Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında
Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa,
müdafiine veya kanunî temsilciye doğrudan verilebileceği gibi;
kendilerine iadeli taahhütlü mektupla da gönderilebilir.
(5) Bilirkişi incelemeleri tamamlandığında, yeni bilirkişi incelemesi
yapılması veya itirazların bildirilmesi için istemde bulunabilmelerini
sağlamak üzere Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye
veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye süre verilir. Bu
kişilerin istemleri reddedildiğinde, üç gün içinde bu hususta
gerekçeli bir karar verilir.
(6) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii
veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya
bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da
bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler.
Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.
Duruşmada bilirkişinin açıklaması
Madde 68 – (1) Mahkeme, her zaman bilirkişinin duruşmada dinlenmesine
karar verebileceği gibi, ilgililerden birinin istemesi halinde de
açıklamalarda bulunmak üzere duruşmaya çağırabilir.
(2) Yaptıkları açıklamalardan sonra mahkeme başkanı veya hâkim,
çekilmelerine izin vermedikçe, bilirkişiler duruşma salonunda
kalırlar; ancak salona teker teker alınıp birbirinden ayrı olarak
dinlenmeleri zorunlu değildir.
(3) Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya
sanığın, müdafiin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine bilimsel
mütalaa hazırlayan uzmanın duruşmada dinlenmesi hususunda da
yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.
Bilirkişinin reddi
Madde 69 – (1) Hâkimin reddini gerektiren sebepler, bilirkişi hakkında
da geçerlidir.
(2) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii
veya kanunî temsilci, ret hakkını kullanabilirler. Hâkim veya mahkeme
tarafından atanan bilirkişinin adı ve soyadı, engel sebepler olmadıkça
ret hakkına sahip olanlara bildirilir.
(3) Ret istemini davayı görmekte olan hâkim veya mahkeme inceler.
Soruşturma evresinde, Cumhuriyet savcısınca kabul edilmeyen ret istemi
sulh ceza hâkimince incelenir. Reddi isteyen kişi, bunun nedenini,
dayandığı olguları göstererek açıklamakla yükümlüdür.
9120
Bilirkişilikten çekinme, bilirkişi olarak dinlenemeyenler
Madde 70 – (1) Tanıklıktan çekinmeyi gerektirecek sebepler
bilirkişiler hakkında da geçerlidir. Bilirkişi, geçerli diğer
sebeplerle de görüş bildirmekten çekinebilir.
Görevini yapmayan bilirkişi hakkındaki işlem
Madde 71 – (1) Usulünce çağrıldığı hâlde gelmeyen veya gelip de
yeminden, oy ve görüş bildirmekten çekinen bilirkişiler hakkında 60
ıncı maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır ve durum bilirkişilik
bölge kuruluna bildirilir. (1)
Bilirkişi gider ve ücreti
Madde 72 – (Değişik: 3/11/2016-6754/47 md.)
(1) Bilirkişiye sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret
ile inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ödenir. Bu konuda,
Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan ve her yıl güncellenen tarife
esas alınır.
Sahte para ve değerler üzerinde yapılacak incelemeler
Madde 73 – (1) Para ve Devlet tarafından çıkarılan tahvil ve Hazine
bonosu gibi değerler üzerinde işlenen sahtecilik suçlarında, elkonulan
para ve değerlerin hepsi, bunların asıllarını tedavüle çıkaran
kurumların merkez veya taşra birimlerine incelettirilir.
(2) Yabancı devletlerin paraları ve değerleri hakkında da, yetkili
Türk makamlarının görüşlerinin alınmasına karar verilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Gözlem Altına Alınma, Muayene, Keşif ve Otopsi
Gözlem altına alınma
Madde 74 – (1) Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan
şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne
zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki
etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet
savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda
gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi,
kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi
üzerine, baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
(3) Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği
anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç
haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir; ancak sürelerin toplamı
üç ayı geçemez.
(4) Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir;
itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur.
(5) Bu madde hükmü, 223 üncü maddenin sekizinci fıkrası gereğince
yargılamanın durması kararı verilmesi gereken hâllerde de uygulanır.
Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması
Madde 75 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/2 md.)
(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde
iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri
biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler
alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da
re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde
Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının
kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur.
Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan
kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
–––––––––––––––––––––––––
(1) 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 46 ncı maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasına “uygulanır” ibaresinden sonra gelmek üzere
“ve durum bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir” ibaresi eklenmiştir.
9121
(2) İç beden muayenesi yapılabilmesi veya vücuttan kan veya benzeri
biyolojik örnekler alınabilmesi için müdahalenin, kişinin sağlığına
zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir.
(3) İç beden muayenesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik
örnekler alınması, ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu diğer bir
kişi tarafından yapılabilir.
(4) Cinsel organlar veya anüs bölgesinde yapılan muayene de iç beden
muayenesi sayılır.
(5) Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda,
kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri
biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz.
(6) Bu madde gereğince alınacak hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz
edilebilir.
(7) Özel kanunlardaki alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına
ilişkin hükümler saklıdır.
Diğer kişilerin beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması (1)
Madde 76 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/3 md.)
(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla, mağdurun vücudu
üzerinde dış veya iç beden muayenesi yapılabilmesine veya vücudundan
kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi
örnekler alınabilmesine; sağlığını tehlikeye düşürmemek ve cerrahî bir
müdahalede bulunmamak koşuluyla; Cumhuriyet savcısının istemiyle ya da
re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde
Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının
kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur.
Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan
kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
(2) Mağdurun rızasının varlığı halinde, bu işlemlerin yapılabilmesi
için birinci fıkra hükmüne göre karar alınmasına gerek yoktur.
(3) Çocuğun soy bağının araştırılmasına gerek duyulması halinde; bu
araştırmanın yapılabilmesi için birinci fıkra hükmüne göre karar
alınması gerekir.
(4) Tanıklıktan çekinme sebepleri ile muayeneden veya vücuttan örnek
alınmasından kaçınılabilir. Çocuk ve akıl hastasının çekinmesi
konusunda kanunî temsilcisi karar verir. Çocuk veya akıl hastasının,
tanıklığın hukukî anlam ve sonuçlarını algılayabilecek durumda olması
hâlinde, görüşü de alınır. Kanunî temsilci de şüpheli veya sanık ise
bu konuda hâkim tarafından karar verilir. Ancak, bu hâlde elde edilen
deliller davanın ileri aşamalarında şüpheli veya sanık olmayan kanunî
temsilcinin izni olmadıkça kullanılamaz.
(5) Bu madde gereğince verilen hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz
edilebilir.
Kadının muayenesi
Madde 77 – (1) Kadının muayenesi, istemi halinde ve olanaklar
elverdiğinde bir kadın hekim tarafından yapılır.
Moleküler genetik incelemeler
Madde 78 – (1) 75 ve 76 ncı maddelerde öngörülen işlemlerle elde
edilen örnekler üzerinde, soybağının veya elde edilen bulgunun şüpheli
veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için zorunlu
olması hâlinde moleküler genetik incelemeler yapılabilir. Alınan
örnekler üzerinde bu amaçlar dışında tespitler yapılmasına yönelik
incelemeler yasaktır.
(2) Birinci fıkra uyarınca yapılabilen incelemeler, bulunan ve kime
ait olduğu belli olmayan beden parçaları üzerinde de yapılabilir.
Birinci fıkranın ikinci cümlesi, bu hâlde de uygulanır.
Hâkimin kararı ve inceleme yapılması
Madde 79 – (1) 78 inci madde uyarınca moleküler genetik incelemeler
yapılmasına sadece hâkim karar verebilir. Kararda inceleme ile
görevlendirilen bilirkişi de gösterilir.
(2) Yapılacak incelemeler için resmen atanan veya bilirkişilikle
yükümlü olan ya da soruşturma veya kovuşturmayı yürüten makama mensup
olmayan veya bu makamın soruşturma veya kovuşturmayı yürüten
dairesinden teşkilât yapısı itibarıyla ve objektif olarak ayrı bir
birimine mensup olan görevliler, bilirkişi olarak
görevlendirilebilirler. Bu kişiler, teknik ve teşkilât bakımından
uygun tedbirlerle yasak moleküler genetik incelemelerin yapılmasını ve
yetkisiz üçüncü kişilerin bilgi edinmesini önlemekle yükümlüdürler.
İncelenecek bulgu, bilirkişiye ilgilinin adı ve soyadı, adresi, doğum
tarihi bildirilmeksizin verilir.
–––––––––––––––––––––––––
(1) Bu madde başlığı “Diğer kişilerin beden muayenesi “ iken,
25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne
işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
9122
Genetik inceleme sonuçlarının gizliliği
Madde 80 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/4 md.)
(1) 75, 76 ve 78 inci madde hükümlerine göre alınan örnekler üzerinde
yapılan inceleme sonuçları, kişisel veri niteliğinde olup, başka bir
amaçla kullanılamaz; dosya içeriğini öğrenme yetkisine sahip bulunan
kişiler tarafından bir başkasına verilemez.
(2) Bu bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin
dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı
kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde Cumhuriyet savcısının huzurunda
derhâl yok edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere
tutanağa geçirilir.
Fizik kimliğin tespiti
Madde 81 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/5 md.)
(1) Üst sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir
suçtan dolayı şüpheli veya sanığın, kimliğinin teşhisi için gerekli
olması halinde, Cumhuriyet savcısının emriyle fotoğrafı, beden
ölçüleri, parmak ve avuç içi izi, bedeninde yer almış olup teşhisini
kolaylaştıracak diğer özellikleri ile sesi ve görüntüleri kayda
alınarak, soruşturma ve kovuşturma işlemlerine ilişkin dosyaya
konulur.
(2) Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması,
itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı
verilip kesinleşmesi hâllerinde söz konusu kayıtlar Cumhuriyet
savcısının huzurunda derhâl yok edilir ve bu husus tutanağa geçirilir.
Yönetmelik
Madde 82 – (1) 75 ilâ 81 inci maddelerde öngörülen işlemlerin
yapılması ile ilgili usuller yönetmelikte gösterilir.
Keşif
Madde 83 – (1) Keşif, hâkim veya mahkeme veya naip hâkim ya da
istinabe olunan hâkim veya mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan
hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.
(2) Keşif tutanağına, var olan durum ile olayın özel niteliğine göre
varlığı umulup da elde edilemeyen delillerin yokluğu da yazılır.
Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler
Madde 84 – (1) Keşif yapılması sırasında şüpheli, sanık, mağdur ve
bunların müdafii ve vekili hazır bulunabilirler.
(2) Tanık veya bilirkişinin duruşma sırasında hazır bulunamayacağı
veya oturduğu yerin uzaklığı nedeniyle bulunmasının güç olduğu
anlaşılırsa, bu tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde de birinci fıkra
hükmü uygulanır.
(3) Mağdur, şüpheli veya sanığın huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe
uygun tanıklık etmesine engel olabilecekse, o işte şüpheli veya
sanığın bulunmamasına karar verilebilir.
(4) Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına
neden olmamak koşuluyla, işlerin yapılması gününden önce haberdar
edilirler.
(5) Şüpheli veya sanık tutuklu ise, hâkim veya mahkeme tarafından
ancak zorunlu sayılan hâllerde keşifte hazır bulundurulmasına karar
verilebilir.
Yer gösterme
Madde 85 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/6 md.)
(1) Cumhuriyet savcısı, kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada
bulunmuş olan şüpheliye yer gösterme işlemi yaptırabilir. 250 nci
maddenin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar söz konusu olduğunda,
adli kolluk amiri de yer gösterme işlemi yaptırmaya yetkilidir.
(2) Soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla, müdafi de yer gösterme işlemi
sırasında hazır bulunabilir.
(3) Yer gösterme işlemi, 169 uncu maddeye uygun olarak tutanağa
bağlanır.
Ölünün kimliğini belirleme ve adlî muayene
Madde 86 – (1) Engelleyici sebepler olmadıkça ölü muayenesinden veya
otopsiden önce ölünün kimliği her suretle ve özellikle kendisini
tanıyanlara gösterilerek belirlenir ve elde edilmiş bir şüpheli veya
sanık varsa, teşhis edilmek üzere ölü ona da gösterilebilir.
(2) Ölünün adlî muayenesinde tıbbî belirtiler, ölüm zamanı ve ölüm
nedenini belirlemek için tüm bulgular saptanır.
9123
(3) Bu muayene, Cumhuriyet savcısının huzurunda ve bir hekim
görevlendirilerek yapılır.
Otopsi
Madde 87 – (1) Otopsi, Cumhuriyet savcısının huzurunda biri adlî tıp,
diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan birisinin mensubu veya
biri pratisyen iki hekim tarafından yapılır. Müdafi veya vekil
tarafından getirilen hekim de otopside hazır bulunabilir. Zorunluluk
bulunduğunda otopsi işlemi bir hekim tarafından da yapılabilir; bu
durum otopsi raporunda açıkça belirtilir.
(2) Otopsi, cesedin durumu olanak verdiği takdirde, mutlaka baş, göğüs
ve karnın açılmasını gerektirir.
(3) Ölümünden hemen önceki hastalığında öleni tedavi etmiş olan
tabibe, otopsi yapma görevi verilemez. Ancak, bu tabibin otopsi
sırasında hazır bulunması ve hastalığın seyri hakkında bilgi vermesi
istenebilir.
(4) Gömülmüş bulunan bir ceset, incelenmesi veya otopsi yapılması için
mezardan çıkarılabilir. Bu husustaki karar, soruşturma evresinde
Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilir.
Mezardan çıkarma kararı, araştırmanın amacını tehlikeye düşürmeyecekse
ve ulaşılması da zor değilse ölünün bir yakınına derhâl bildirilir.
(5) Yukarıdaki fıkralarda sözü edilen işlemler yapılırken, cesedin
görüntüleri kayda alınır.
Yeni doğanın cesedinin adlî muayenesi veya otopsi
Madde 88 – (1) Yeni doğanın cesedi üzerinde adlî muayene veya
otopside, doğum sırasında veya doğumdan sonra yaşam bulgularının
varlığı ve olağan süresinde doğup doğmadığı ve biyolojik olarak
yaşamını rahim dışında sürdürebilecek kadar olgunlaşmış olup olmadığı
veya yaşama yeteneği bulunup bulunmadığı saptanır.
Zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlem
Madde 89 – (1) Zehirlenme şüphesi olan hâllerde organlardan parça
alınırken, görünen şekli ile organın tahribatı tanımlanır. Ölüde veya
başka yerlerde bulunmuş şüpheli maddeler, görevlendirilen uzman
tarafından incelenerek tahlil edilir.
(2) Cumhuriyet savcısı veya mahkeme, bu incelemenin, hekimin
katılmasıyla veya onun yönetiminde yapılmasına karar verebilir.
 
DÖRDÜNCÜ KISIM
Koruma Tedbirleri
BİRİNCİ BÖLÜM
Yakalama ve Gözaltı
Yakalama ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemler
Madde 90 – (1) Aşağıda belirtilen hâllerde, herkes tarafından geçici
olarak yakalama yapılabilir:
a) Kişiye suçu işlerken rastlanması.
b) Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının
bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.
(2) Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri
düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde;
Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı
bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.
9124
(3) Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte,
çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri
nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü
hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Kolluk, yakalandığı sırada
kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek
tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal
bildirir.
(5) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Birinci fıkraya göre yakalanıp
kolluğa teslim edilen veya ikinci fıkra uyarınca görevlilerce
yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi
verilerek, emri doğrultusunda işlem yapılır.
(6) Yakalama emrine konu işlemin yerine getirilmesi nedeniyle yakalama
emrinin çıkarılma amacının ortadan kalkması durumunda mahkeme, hâkim
veya Cumhuriyet savcısı tarafından yakalama emrinin derhâl iadesi
istenir.
Gözaltı
Madde 91 – (1) Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet
Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına
alınmasına karar verilebilir. (Değişik ikinci cümle: 25/5/2005 –
5353/8 md.) Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya
mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından
itibaren yirmidört saati geçemez.(Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.)
Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu
süre oniki saatten fazla olamaz.
(2) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına
ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin
varlığına bağlıdır.(1)
(3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük
veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı
süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle
uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin
uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.
(4) (Ek: 27/3/2015-6638/13 md.) Suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak
kaydıyla; kişi hakkında aşağıdaki bentlerde belirtilen suçlarda mülki
amirlerce belirlenecek kolluk amirleri tarafından yirmi dört saate
kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde
bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak
işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı
verilebilir. Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması hâlinde veya
işlemlerin tamamlanması üzerine derhâl ve her hâlde en geç yukarıda
belirtilen sürelerin sonunda Cumhuriyet savcısına, yapılan işlemler
hakkında bilgi verilerek talimatı doğrultusunda hareket edilir. Kişi
serbest bırakılmazsa yukarıdaki fıkralara göre işlem yapılır. Ancak
kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlarda dört gün
içinde hâkim önüne çıkarılır. Bu fıkra kapsamında kolluk tarafından
gözaltına alınan kişiler hakkında da gözaltına ilişkin hükümler
uygulanır.
a) Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlar.
b) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten öldürme (madde 81, 82), taksirle öldürme (madde 85),
–––––––––––––––––––––––––
(1) 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu
fıkrada yer alan “işlediğini düşündürebilecek emarelerin” ibaresi
“işlediği şüphesini gösteren somut delillerin” şeklinde
değiştirilmiştir.
9124-1
2. Kasten yaralama (madde 86, 87),
3. Cinsel saldırı (madde 102),
4. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
5. Hırsızlık (madde 141, 142),
6. Yağma (madde 148, 149),
7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
8. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma (madde
195),
9. Fuhuş (madde 227),
10. Kötü muamele (madde 232),
c) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer
alan suçlar.
d) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanununun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde
belirtilen suçlar.
e) 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa dayanılarak
ilan edilen sokağa çıkma yasağını ihlal etme.
f) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3
üncü maddesinde belirtilen suçlar.
(5) Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin
uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı,
yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya
ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için
sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza hâkimi incelemeyi evrak
üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat dolmadan başvuruyu
sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı süresini
uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da
yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır
bulundurulmasına karar verilir. (1)
(6) Gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hâkiminin kararı üzerine
serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya neden olan fiille ilgili
yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı
olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz. (1)
(7) Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh
ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır
bulunur. (1)
Gözaltı işlemlerinin denetimi
Madde 92 – (1) Cumhuriyet başsavcıları veya görevlendirecekleri
Cumhuriyet savcıları, adlî görevlerinin gereği olarak, gözaltına
alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade alma
odalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve
sürelerini, gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri
denetler; sonucunu Nezarethaneye Alınanlar Defterine kaydederler.
Yakalanan veya tutuklanan kişilerin nakli
Madde 93 – (1) Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere
nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının
hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin
belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir.
–––––––––––––––––––––––––
(1) 27/3/2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, 91
inci maddenin üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere dördüncü fıkra
eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
9125
Yakalanan kişinin mahkemeye götürülmesi
Madde 94 – (Değişik:21/2/2014 – 6526/7 md.)
(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri üzerine
soruşturma veya kovuşturma evresinde yakalanan kişi, en geç yirmi dört
saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılır.
(2) Yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya
mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde yakalandığı yer
adliyesinde, mevcut değil ise en yakın adliyede kurulu sesli ve
görüntülü iletişim sisteminin kullanılması suretiyle yetkili hâkim
veya mahkeme tarafından bu kişinin sorgusu yapılır veya ifadesi
alınır.
(3) (Ek:8/7/2021-7331/12 md.) İfadesi alınmak amacıyla düzenlenen
yakalama emri üzerine mesai saatleri dışında yakalanan ve belirlenen
tarihte yargı mercii önünde hazır bulunmayı taahhüt eden kişinin
serbest bırakılması, Cumhuriyet savcısı tarafından emredilebilir. Bu
hüküm her yakalama emri için ancak bir kez uygulanabilir. Taahhüdünü
yerine getirmeyen kişiye, yakalama emrinin düzenlendiği yer Cumhuriyet
savcısı tarafından bin Türk lirası idari para cezası verilir.
Yakalanan veya gözaltına alınanın durumunun yakınlarına bildirilmesi
Madde 95 – (1) Şüpheli veya sanık yakalandığında, gözaltına
alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında, Cumhuriyet savcısının
emriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber
verilir.
(2) Yakalanan veya gözaltına alınan yabancı ise, yazılı olarak karşı
çıkmaması halinde, durumu, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna
bildirilir.
Yakalamanın ilgililere bildirilmesi
Madde 96 – (1) Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olan suç
hakkında 90 ıncı maddenin üçüncü fıkrasına göre şikâyetten önce
şüpheli yakalanmış olursa şikâyete yetkili olan kimseye ve bunlar
birden fazla ise hiç olmazsa birine yakalama bildirilir.
Yakalama tutanağı
Madde 97 – (1) Yakalama işlemi bir tutanağa bağlanır. Bu tutanağa
yakalananın, hangi suç nedeniyle, hangi koşullarda, hangi yer ve
zamanda yakalandığı, yakalamayı kimlerin yaptığı, hangi kolluk
mensubunca tespit edildiği, haklarının tam olarak anlatıldığı açıkça
yazılır.
Yakalama emri ve nedenleri
Madde 98 – (1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/10 md.) Soruşturma evresinde
çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında,
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından
yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi
kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri
düzenlenebilir.
(2) Yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya
sanık ya da tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya
hükümlü hakkında Cumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleri de yakalama
emri düzenleyebilirler.
(3) Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re'sen
veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme
tarafından düzenlenir.
(4) Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli, bilindiğinde kimliği ve
yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceği gösterilir.
Yönetmelik
Madde 99 – (1) Gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları
nezarethanelerin maddî koşulları, bu kişinin hangi görevlinin
sorumluluğuna bırakılacağı, sağlık kontrolünün nasıl yapılacağı,
gözaltı işlemlerine ilişkin kayıt ve defterlerin nasıl tutulacağı,
gözaltına alınmanın başlangıcında ve bu tedbire son verildiğinde hangi
tutanakların tutulacağı ve gözaltına alınan kişiye hangi belgelerin
verileceği ile kolluk tarafından gerçekleştirilen yakalama
işlemlerinin yürütülmesinde uyulacak kurallar, yönetmelikte
gösterilir.
9126
İKİNCİ BÖLÜM
Tutuklama
Tutuklama nedenleri
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut
delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya
sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi
beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde,
tutuklama kararı verilemez.(1)
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini
uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde
bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan
kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var
sayılabilir: (3)(4)
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; (2)
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.) Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti
(madde 79, 80)
3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Silahla işlenmiş kasten yaralama
(madde 86, fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten
yaralama (madde 87),
5. İşkence (madde 94, 95)
6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma
(madde 148, 149),
9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar
hariç, madde 220),
11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile
Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12)
suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci
maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
–––––––––––––––––––––––––
(1) 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu
fıkrada yer alan “olguların” ibaresi “somut delillerin” şeklinde
değiştirilmiştir.
(2) Bu bende 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 17 nci
maddesiyle, (2) ve (5) numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere,
sırasıyla (3) ve (7) numaralı alt bentler eklenmiş ve diğer alt bent
numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.
(3) 6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle, bu
fıkranın (a) bendine (1) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (2)
numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül
ettirilmiştir.
(4) 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, bu
fıkraya “hususunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere
dayanan” ibaresi eklenmiştir.
9126-1
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu
maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma
suçları.
g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan
suçlar.
h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında
belirtilen suçlar.
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını
gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten
işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan
fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. (1)
Tutuklama kararı
Madde 101 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından,
kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının
istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde
mutlaka
gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını
belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına
veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
d) (Ek:8/7/2021-7331/14 md.) Adli kontrol uygulamasının yetersiz
kalacağını,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça
gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak
bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir
ve bu husus kararda belirtilir.
(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği
veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından
yararlanır.
(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest
bırakılır.
(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz
edilebilir.
–––––––––––––––––––––––––
(1) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “veya” ibaresi “suçlarda veya vücut dokunulmazlığına
karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere” şeklinde değiştirilmiştir.
9127
Tutuklulukta geçecek süre
Madde 102 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır ceza
mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir
yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı
ay daha uzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi
en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek
uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza
Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve
Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713
sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı
geçemez. (1)
(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının,
şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk
süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı
ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir
yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım
Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar,
Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen
suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi
gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk
süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar
bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar
bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.
Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi
Madde 103 – (1) Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adlî kontrol altına
alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilir.
Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı istemde
bulunabilirler. (Mülga üçüncü cümle: 25/5/2005 – 5353/12 md.)
(2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya
tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi
re'sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde
şüpheli serbest kalır.
Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri
Madde 104 – (1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında
şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya
salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Bu kararlara
itiraz edilebilir. (2)
(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde
salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya
Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya
üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de
verilebilir.
Usul
Madde 105 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/13 md.)
(1) 103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince
Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan
sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol
uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103
üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan
istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar
bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. (Ek cümle:
11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet
savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara
itiraz edilebilir.
–––––––––––––––
(1) 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 141 inci maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “üç yılı” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 5237
sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,
Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991
tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren
suçlarda beş yılı” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018
tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 136 ncı maddesiyle aynen kabul edilerek
kanunlaşmıştır.
(2) 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 93 üncü maddesiyle bu
fıkrada yer alan “Ret kararına” ibaresi “Bu kararlara” şeklinde
değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı
Kanunun 88 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
9128
Salıverilenin yükümlülükleri
Madde 106 – (1) Salıverilmeden önce şüpheli veya sanık, yetkili yargı
merciine veya tutukevinin müdürüne adresini ve varsa telefon
numarasını bildirmekle yükümlüdür.
(2) Şüpheli veya sanığa soruşturmanın veya kovuşturmanın sona
erdirileceği tarihe kadar, yeniden beyanda bulunmak suretiyle veya
iadeli taahhütlü mektupla önceden verdiği adreslerdeki her türlü
değişiklikleri bildirmesi ihtar olunur; ayrıca, ihtara uygun hareket
etmediğinde, önceden bildirdiği adrese tebligatın yapılacağı
bildirilir. Bu ihtarların yapıldığını belirten ve yeni adresleri
içeren tutanak veya tutukevi müdürünün düzenleyeceği belgenin aslı
veya örneği yargı merciine gönderilir.
Tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi
Madde 107 – (1) Tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her
karardan tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, hâkimin
kararıyla gecikmeksizin haber verilir.
(2) Ayrıca, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla,
tutuklunun tutuklamayı bir yakınına veya belirlediği bir kişiye bizzat
bildirmesine de izin verilir.
(3) Şüpheli veya sanık yabancı olduğunda tutuklanma durumu, yazılı
olarak karşı çıkmaması halinde, vatandaşı olduğu devletin
konsolosluğuna bildirilir.
Tutukluluğun incelenmesi
Madde 108 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu
süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk
hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet
savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde
hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek
suretiyle karar verilir. (1)
(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen
süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.
(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin
devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar
gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen
süre içinde de re'sen karar verir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Adlî Kontrol
Adlî kontrol
Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç sebebiyle
yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama
sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî
kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole
ilişkin hükümler uygulanabilir.
(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla
yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
––––––––––––––––
(1) 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “bulundurularak” ibaresinden sonra gelmek üzere “,
şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle” ibaresi eklenmiştir.
9128-1
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde
düzenli olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde
meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol
tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve
gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim
etmek.
e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol
bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya
muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir
defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet
savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını
yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan
silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve
ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence
altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar
gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine
dair güvence vermek.
j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek.
k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk
etmemek.
l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.
(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.; Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.)
(Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz kaldığı ağır bir
hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında
hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı
maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan
veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın
şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar
verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili
olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde,
UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi
de adlî kontrol kararı verebilir.
(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün
uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına
sürekli veya geçici olarak izin verebilir. (1)
(6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi
sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü
fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. (Ek
cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu
terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda
bir gün olarak dikkate alınır. (1)(3)
(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda öngörülen tutukluluk
sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında (…) (2) adlî
kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. (1)(2)
Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler(4)
Madde 110 – (1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza
hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol
altına alınabilir.
(2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında
şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir;
kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen
kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına
uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.
–––––––––––––––––––––
(1) 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle üçüncü
fıkrasından sonra gelmek üzere (4) numaralı fıkra eklenmiş ve diğer
fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
(2) 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 98 inci maddesiyle, bu
bentte yer alan “birinci fıkradaki süre koşulu aranmaksızın” ibaresi
madde metninden çıkarılmıştır.
(3) 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “(e) bendinde” ibaresi “(e) ve (j) bentlerinde”
şeklinde değiştirilmiştir.
(4) 7331 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle 1/1/2022 tarihinde yürürlüğe
girmek üzere bu maddede değişiklikler yapılmıştır. Söz konusu
düzenleme, yürürlüğe girdiği tarihte Mevzuat Bilgi Sistemine işlenecek
olup mezkur düzenlemeyi görmek için 14/7/2021 tarihli ve 31541 sayılı
Resmî Gazete’ye bakınız.
9129
(3) 109 uncu madde ile bu madde hükümleri, gerekli görüldüğünde,
görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma
evresinin her aşamasında uygulanır.(1)
Adlî kontrol kararının kaldırılması
Madde 111 – (1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet
savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu
maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.
(2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.
Tedbirlere uymama
Madde 112 – (1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen
şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi
ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı
verebilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/16 md.) Hakkında mahkûmiyet hükmü
verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna
başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü
veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.
(2) (Ek: 24/11/2016-6763/24 md.) Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk
süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali
hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza
mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki
aydan fazla olamaz.
Güvence
Madde 113 – (1) Şüpheli veya sanık tarafından gösterilecek güvence,
aşağıda yazılı hususların yerine getirilmesini sağlar:
a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya
altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır
bulunması.
b) Aşağıda gösterilen sıraya göre ödemelerin yapılması:
1. Katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların
giderilmesi ve eski hâle getirme; şüpheli veya sanık nafaka borçlarını
ödememeleri nedeniyle kovuşturuluyorlarsa nafaka borçları.
2. Kamusal giderler.
3. Para cezaları.
(2) Şüpheli veya sanığı güvence göstermeye zorunlu kılan kararda,
güvencenin karşıladığı kısımlar ayrı ayrı gösterilir.
Önceden ödetme
Madde 114 – (1) Hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı, şüpheli veya
sanığın rızasıyla güvencenin mağdurun haklarını karşılayan veya nafaka
borcuna ilişkin bulunan kısımlarının, istedikleri takdirde, mağdura
veya nafaka alacaklılarına verilmesini emredebilir.
(2) Soruşturma ve kovuşturmanın konusunu oluşturan olaylar nedeniyle,
mağdur veya nafaka alacaklısı lehinde bir yargı kararı verilmiş ise,
şüpheli veya sanığın rızası olmasa da ödemenin yapılması
emredilebilir.
Güvencenin geri verilmesi
Madde 115 – (1) Hükümlü, 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a)
bendinde yazılı bütün yükümlülükleri yerine getirmiş ise güvencenin
113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendini karşılayan ve aynı
maddenin ikinci fıkrasına göre verilecek kararda belirtilen kısmı
kendisine geri verilir.
___________
(1) 7331 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle 1/1/2022 tarihinde yürürlüğe
girmek üzere 110 uncu maddeden sonra gelmek üzere 110/A maddesi
eklenmiştir. Söz konusu düzenleme, yürürlüğe girdiği tarihte Mevzuat
Bilgi Sistemine işlenecek olup mezkur düzenlemeyi görmek için
14/7/2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmî Gazete’ye bakınız.
9130
(2) Güvencenin, suç mağduruna veya nafaka alacaklısına verilmemiş olan
ikinci kısmı, kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararları
verildiğinde de şüpheli veya sanığa geri verilir. Aksi hâlde, geçerli
mazereti dışında, güvence Devlet Hazinesine gelir yazılır.
(3) Hükümlülük hâlinde güvence 113 üncü maddenin birinci fıkrasının
(b) bendinde yer alan hükümlere göre kullanılır, fazlası geri verilir.
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Arama ve Elkoyma
Şüpheli veya sanıkla ilgili arama
Madde 116 – (1) Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde
edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın
üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.(1)
Diğer kişilerle ilgili arama
Madde 117 – (1) Şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç
delillerinin elde edilebilmesi amacıyla, diğer bir kişinin de üstü,
eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.
(2) Bu hâllerde aramanın yapılması, aranılan kişinin veya suçun
delillerinin belirtilen yerlerde bulunduğunun kabul edilebilmesine
olanak sağlayan olayların varlığına bağlıdır.
(3) Bu sınırlama, şüphelinin veya sanığın bulunduğu yerler ile,
izlendiği sırada girdiği yerler hakkında geçerli değildir.
Gece yapılacak arama
Madde 118 – (1) Konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece
vaktinde arama yapılamaz.
(2) Suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile yakalanmış
veya gözaltına alınmış olup da firar eden kişi veya tutuklu veya
hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla yapılan aramalarda, birinci
fıkra hükmü uygulanmaz.
Arama kararı
Madde 119 – (1) (Değişik : 25/5/2005 – 5353/15 md.) Hâkim kararı
üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet
savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk
amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak,
konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama,
hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet
savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri
ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal
bildirilir.
_________
(1) 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu
fıkrada yer alan “makul” ibaresi “somut delillere dayalı kuvvetli”
şeklinde değiştirilmiş, daha sonra 2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “somut delillere dayalı
kuvvetli” ibaresi “makul” şeklinde değiştirilmiştir.
9131
(2) Arama karar veya emrinde;
a) Aramanın nedenini oluşturan fiil,
b) Aranılacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi
ya da eşya,
c) Karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi,
Açıkça gösterilir.
(3) Arama tutanağına işlemi yapanların açık kimlikleri yazılır. (Mülga
ikinci cümle: 25/5/2005 – 5353/15 md.)
(4) Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer
kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya
komşulardan iki kişi bulundurulur.
(5) (Değişik: 25/7/2018-7145/14 md.) Askerî mahallerde yapılacak
arama, Cumhuriyet savcısının nezaretinde askerî makamların katılımıyla
adlî kolluk görevlileri tarafından yerine getirilir. Gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de
askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından arama
yapılabilir.
Aramada hazır bulunabilecekler
Madde 120 – (1) Aranacak yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada
hazır bulunabilir; kendisi bulunmazsa temsilcisi veya ayırt etme
gücüne sahip hısımlarından biri veya kendisiyle birlikte oturmakta
olan bir kişi veya komşusu hazır bulundurulur.
(2) 117 nci maddenin birinci fıkrasında gösterilen hâllerde zilyet ve
bulunmazsa yerine çağrılacak kişiye, aramaya başlamadan önce aramanın
amacı hakkında bilgi verilir.
(3) Kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz.
Arama sonunda verilecek belge
Madde 121 – (1) Aramanın sonunda hakkında arama işlemi uygulanan
kimseye istemi üzerine aramanın 116 ve 117 nci maddelere göre
yapıldığını ve 116 ncı maddede gösterilen durumda soruşturma veya
kovuşturma konusu fiilin niteliğini belirten bir belge ve istemi
üzerine elkonulan veya koruma altına alınan eşyanın listesini içeren
bir defter ve eğer şüpheyi haklı kılan bir şey elde edilmemiş ise bunu
belirten bir belge verilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilen belgelerde, hakkında arama işlemi
uygulanan kimsenin, elkonulan eşyanın mülkiyetine ilişkin görüş ve
iddialarına da yer verilir.
(3) Koruma altına alınan veya elkonulan eşyanın tam bir defteri
yapılır ve bu eşya resmî mühürle mühürlenir veya bir işaret konulur.
Belge veya kâğıtları inceleme yetkisi
Madde 122 – (1) Hakkında arama işlemi uygulanan kimsenin belge veya
kâğıtlarını inceleme yetkisi, Cumhuriyet savcısı ve hâkime aittir.
9132
(2) Belge ve kâğıtların zilyedi veya temsilcisi kendi mührünü de
koyabilir veya imzasını atabilir. İleride mührün kaldırılmasına ve
kâğıtların incelenmesine karar verildiğinde bu işlemin yapılmasında
hazır bulunmak üzere, zilyedi veya temsilcisi ya da müdafii veya
vekili çağrılır; çağrıya uyulmadığında gerekli işlem yapılır.
(3) İnceleme sonucu soruşturma veya kovuşturma konusu suça ilişkin
olmadığı anlaşılan belge veya kâğıtlar ilgilisine geri verilir.
Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması
Madde 123 – (1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya
kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza
altına alınır.
(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya
elkonulabilir.
(3) (Ek:27/12/2020-7262/19 md.) Muhafaza altına alınan veya elkonulan
eşya ya da malvarlığı değerlerinin kıymeti tespit edilir.
İstenen eşyayı vermeyenler hakkında yapılacak işlem
Madde 124 – (1) 123 üncü maddede yazılı eşya veya diğer malvarlığı
değerlerini yanında bulunduran kişi, istem üzerine bu şeyi göstermek
ve teslim etmekle yükümlüdür.
(2) Kaçınma hâlinde bu şeyin zilyedi hakkında 60 ıncı maddede yer alan
disiplin hapsine ilişkin hükümler uygulanır. Ancak, şüpheli veya sanık
ya da tanıklıktan çekinebilecekler hakkında bu hüküm uygulanmaz.
İçeriği Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin mahkemece incelenmesi
Madde 125 – (1) Bir suç olgusuna ilişkin bilgileri içeren belgeler,
Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz.
(2) Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgeler, ancak
mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından incelenebilir. Bu belgelerde yer
alan ve sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan
bilgiler, hâkim veya mahkeme başkanı tarafından tutanağa
kaydettirilir.
(3) Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla
olan suçlarla ilgili olarak uygulanır.
Elkonulamayacak mektuplar, belgeler
Madde 126 – (1) Şüpheli veya sanık ile 45 ve 46 ncı maddelere göre
tanıklıktan çekinebilecek kimseler arasındaki mektuplara ve belgelere;
bu kimselerin nezdinde bulundukça elkonulamaz.
Elkoyma kararını verme yetkisi
Madde 127 – (1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı
üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet
savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk
amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini
gerçekleştirebilir.
(2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin
tutanağa geçirilir.
(3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın yapılan
elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.
Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar;
aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar.
(4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine
elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini
isteyebilir.
(5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin
bildirilir.
(6) (Değişik: 25/7/2018-7145/15 md.) Askerî mahallerde yapılacak
elkoyma işlemi, Cumhuriyet savcısının nezaretinde askerî makamların
katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından yerine getirilir.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı
emriyle de askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri
tarafından elkoyma işlemi yapılabilir.
9133
Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma
Madde 128 – (1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve
bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli
şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;
a) Taşınmazlara,
b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba,
d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,
e) Kıymetli evraka,
f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına,
g) Kiralık kasa mevcutlarına,
h) Diğer malvarlığı değerlerine,
Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu taşınmaz, hak, alacak ve
diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin
zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi yapılabilir. (Ek
cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bu madde kapsamında elkoyma kararı
alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine
Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları
Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır. Bu rapor
en geç üç ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu
süre talep üzerine iki ay daha uzatılabilir.(1)
(2) Birinci fıkra hükmü; (2)
a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya
doku ticareti (madde 91), (2)
3. Hırsızlık (madde 141, 142),
4. Yağma (madde 148, 149),
5. Güveni kötüye kullanma (madde 155),
6. Dolandırıcılık (madde 157, 158),
7. Hileli iflas (madde 161),
8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
9. Parada sahtecilik (madde 197),
10. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/10 md.; Yeniden düzenleme:
24/11/2016-6763/25 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220,
fıkra üç),
11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
12. Edimin ifasına fesat karıştırma (madde 236),
13. (Ek: 24/11/2016-6763/25 md.) Tefecilik (madde 241), (2)
14. Zimmet (madde 247),
15. İrtikap (madde 250)
16. Rüşvet (madde 252),
17. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306,
307, 308),
–––––––––––––––––––––––––
(1) 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu
fıkrada yer alan “elde edildiğine dair” ibaresinden sonra gelmek üzere
“somut delillere dayanan” ve “Elkonulabilir.” ibaresinden sonra gelmek
üzere “Somut olarak belirlenen” ibareleri eklenmiştir.
(2) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle, bu
fıkranın (a) bendinin (2) numaralı alt bendine “(madde 79, 80)”
ibaresinden sonra gelmek üzere “ ile organ veya doku ticareti (madde
91)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (12) numaralı alt bendinden sonra
gelmek üzere (13) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna
göre teselsül ettirilmiştir.
9134
18. (Değişik: 2/12/2014-6572/41 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin
İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
19. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330,
331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı
fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar,
Hakkında uygulanır.
(3) Taşınmaza elkonulması kararı, tapu kütüğüne şerh verilmek
suretiyle icra edilir.
(4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma
kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle
icra olunur.
(5) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulması
kararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma
derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili banka veya
malî kuruma ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra,
hesaplar üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler
geçersizdir.
(6) Şirketteki ortaklık paylarına elkoyma kararı, ilgili şirket
yönetimine ve şirketin kayıtlı bulunduğu ticaret sicili müdürlüğüne
teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz
konusu karar, ilgili şirkete ve ticaret sicili müdürlüğüne ayrıca
tebliğ edilir.
(7) Hak ve alacaklara elkoyma kararı, ilgili gerçek veya tüzel kişiye
teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz
konusu karar, ilgili gerçek veya tüzel kişiye ayrıca tebliğ edilir.
(8) Bu madde hükmüne göre alınan elkoyma kararının gereklerine aykırı
hareket edilmesi halinde, Türk Ceza Kanununun "Muhafaza görevini
kötüye kullanma" başlıklı 289 uncu maddesi hükümleri uygulanır.
(9) (Değişik: 24/11/2016-6763/25 md.) Bu madde hükümlerine göre
elkoymaya ve onuncu fıkra uyarınca kayyım atanmasına ancak hâkim karar
verebilir.
(10) (Ek: 15/8/2016-KHK-674/13 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/13
md.) Bu madde uyarınca elkonulan taşınmaz, hak ve alacakların idaresi
gerektiğinde bu malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla kayyım
atanabilir. Bu durumda 133 üncü madde hükümleri kıyasen uygulanır.
Postada elkoyma
Madde 129 – (1) Suçun delillerini oluşturduğundan şüphe edilen ve
gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturma ve kovuşturmada adliyenin
eli altında olması zorunlu sayılıp, posta hizmeti veren her türlü
resmî veya özel kuruluşta bulunan gönderilere, hâkimin veya
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararı ile
elkonulabilir.
(2) Hâkim kararının veya Cumhuriyet savcısının emrinin kendilerine
bildirilmesi üzerine elkoyma işlemini yerine getiren kolluk memurları,
birinci fıkrada belirtilen gönderilerin içinde bulunduğu zarfları veya
paketleri açamazlar. Elkonulan gönderiler, ilgili posta görevlilerinin
huzuru ile mühür altına alınıp derhâl elkoyma kararını veya emrini
veren hâkim veya Cumhuriyet savcısına teslim edilir.
9134-1
(3) (Ek:20/11/2017-KHK-696/94 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/89 md.)
(1) Elkoyma kararı veya emrinin aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak
verilmesi halinde gönderilerin bulunduğu zarf veya paketler Cumhuriyet
savcısının talimatıyla kolluk memurları tarafından açılabilir.
a) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el
değiştirmesi (madde 174),
2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
suçları.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile
Diğer Aletler Hakkında Kanunun 12 nci ve 13 üncü maddelerinde
tanımlanan suçlar.
c) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kanununun 67 nci ve 68 inci maddelerinde tanımlanan suçlar.(1)
(4) Soruşturma ve kovuşturmanın amacına zarar vermek olasılığı
bulunmadıkça, alınmış tedbirler ilgililere bildirilir.
(5) Açılmamasına veya açılıp da içeriği bakımından adliyenin eli
altında tutulmasına gerek bulunmadığına karar verilen gönderiler,
hemen ilgililerine teslim olunur.
Avukat bürolarında arama, elkoyma ve postada elkoyma
Madde 130 – (1) Avukat büroları ancak mahkeme kararı ile ve kararda
belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısının denetiminde
aranabilir. Baro başkanı veya onu temsil eden bir avukat aramada hazır
bulundurulur.
(2) Arama sonucu elkonulmasına karar verilen şeyler bakımından
bürosunda arama yapılan avukat, baro başkanı veya onu temsil eden
avukat, bunların avukat ile müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait
olduğunu öne sürerek karşı koyduğunda, bu şey ayrı bir zarf veya paket
içerisine konularak hazır bulunanlarca mühürlenir ve bu konuda gerekli
kararı vermesi, soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminden, kovuşturma
evresinde hâkim veya mahkemeden istenir. Yetkili hâkim elkonulan şeyin
avukatla müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu
saptadığında, elkonulan şey derhâl avukata iade edilir ve yapılan
işlemi belirten tutanaklar ortadan kaldırılır. Bu fıkrada öngörülen
kararlar, yirmidört saat içinde verilir.
____________________
(1) 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 94 üncü maddesiyle 129
uncu maddeye bu fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül
ettirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı
Kanunun 89 uncu maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
9135
(3) Postada elkoyma durumunda bürosunda arama yapılan avukat veya baro
başkanı veya onu temsil eden avukatın karşı koyması üzerine ikinci
fıkrada belirtilen usuller uygulanır.
Elkonulan eşyanın iadesi
Madde 131 – (1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş
eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek
kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde,
re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim
veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına
itiraz edilebilir.
(2) 128 inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer
malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara
delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.
Elkonulan eşyanın muhafazası veya elden çıkarılması
Madde 132 – (1) Elkonulan eşya, zarara uğraması veya değerinde esaslı
ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı halinde, hükmün
kesinleşmesinden önce elden çıkarılabilir.
(2) Elden çıkarma kararı, soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma
evresinde mahkeme tarafından verilir.
(3) Karar verilmeden önce eşyanın sahibi olan şüpheli, sanık veya
ilgili diğer kişiler dinlenir; elden çıkarma kararı, kendilerine
bildirilir.
(4) Elkonulan eşyanın değerinin muhafazası ve zarar görmemesi için
gerekli tedbirler alınır.
(5) Elkonulan eşya, soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığı,
kovuşturma evresinde mahkeme tarafından, bakım ve gözetimiyle ilgili
tedbirleri almak ve istendiğinde derhâl iade edilmek koşuluyla,
muhafaza edilmek üzere, şüpheliye, sanığa veya diğer bir kişiye teslim
edilebilir. Bu bırakma, teminat gösterilmesi koşuluna da bağlanabilir.
(6) Elkonulan eşya, delil olarak saklanmasına gerek kalmaması halinde,
rayiç değerinin derhâl ödenmesi karşılığında, ilgiliye teslim
edilebilir. Bu durumda müsadere kararının konusunu, ödenen rayiç değer
oluşturur.
Şirket yönetimi için kayyım tayini (1)
Madde 133 – (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte
olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin
ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve
kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin
yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında,
yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın
onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da
yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul
kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça
belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde
ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur. (1)
(2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu
ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya
kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat
kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen
paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden
karşılanır.
(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye
22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956
tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre
başvurabilirler.
(4) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak
uygulanabilir.
–––––––––––––––––––––––––
(1) 1/7/2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasında yer alan “yetkilerinin” ibaresinden sonra
gelmek üzere “ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık
payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin” ibaresi eklenmiştir.
9136
a) Türk Ceza Kanununda yer alan,
1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),
2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
3. Parada sahtecilik (madde 197),
4. Fuhuş (madde 227),
5. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),
6. Zimmet (madde 247),
7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
8. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde
315),
9. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330,
331, 333, 334, 335, 336, 337),
Suçları,
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı
fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar.
(5) (Ek: 1/7/2016-6723/32 md.) Bu madde uyarınca atanan kayyımların
görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları, 142
ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet, ödediği
tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek
suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu
eder.
Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama,
kopyalama ve elkoyma (1) (2)
Madde 134(1) – (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette
delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin
kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar
kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya
çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine (…)
(2) karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet
savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim
onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir.
Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde
çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir.
(1)(2)
(2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine
şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere
ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün
yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve
gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli
kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın
iade edilir. (2)
(3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında,
sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.
(4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak
şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza
altına alınır. (1)
(5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da,
sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir.
Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa
kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır.
–––––––––––––––––––––––––
(1) 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasında yer alan “soruşturmada,” ibaresinden sonra
gelmek üzere “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin
varlığı ve” ibaresi eklenmiş ve dördüncü fıkrasında yer alan “İstemesi
halinde, bu” ibaresi “Üçüncü fıkraya göre alınan” şeklinde
değiştirilmiştir.
(2) 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasında yer alan “Cumhuriyet savcısının istemi
üzerine” ibaresi “hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde
Cumhuriyet savcısı tarafından” şeklinde değiştirilmiş, fıkrada yer
alan “hâkim tarafından” ibaresi madde metninden çıkarılmış, ikinci
fıkrasına “bilgilere ulaşılamaması” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya
da işlemin uzun sürecek olması” ibaresi eklenmiştir.
9137
BEŞİNCİ BÖLÜM
Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi
İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması(1)(2)(4)
Madde 135 – (1) (Değişik: 21/2/2014–6526/12 md.) Bir suç dolayısıyla
yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle
delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla
şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi (…)(3)
dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri
değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin
onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir.
Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde
tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. (Mülga son iki
cümle: 24/11/2016-6763/26 md.) (3)(4)
(2) (Ek: 21/2/2014–6526/12 md.) Talepte bulunulurken hakkında bu madde
uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının
sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor
eklenir.(2)
(3) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle
arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra
bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir. (1)
(2)
(4) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü,
hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü,
telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu,
tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok iki
ay için verilebilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir. (Ek cümle:
25/5/2005 – 5353/17 md.) Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen
suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim yukarıdaki
sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç
ayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilir.(2)(4)
–––––––––––––––––––––––––
(1) 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle; bu
maddenin ikinci fıkrasında geçen "Şüphelinin" ibaresi "Şüpheli veya
sanığın" olarak değiştirilmiş, dördüncü fıkrasındaki "kullanmakta
olduğu" ve "kullanılan" ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.
(2) 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu
maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere ikinci fıkra eklenmiş
ve fıkra numaraları buna göre teselsül ettirilmiş; dördüncü fıkrasında
yer alan “üç ay”, “bir defa” ve “hâkim bir aydan fazla olmamak üzere
sürenin müteaddit defalar” ibareleri sırasıyla, “iki ay”, “bir ay” ve
“mahkeme yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla
olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere” şeklinde değiştirilmiştir.
(3) 2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “tespit edilebilir,” ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.
(4) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, bu
maddenin birinci birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesi”
ibaresi “hâkim” şeklinde, “mahkemenin” ibaresi “hâkimin” şeklinde,
“mahkeme” ibareleri “hâkim” şeklinde, aynı maddenin dördüncü
fıkrasında yer alan “mahkeme” ibaresi “hâkim” şeklinde
değiştirilmiştir.
9138
(5) Şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi için, (…) (1) mobil telefonun
yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet
savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu hususa ilişkin
olarak verilen kararda, (…) (1) mobil telefon numarası ve tespit
işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok iki ay için
yapılabilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir.(2)
(6) (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon
yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma
aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır. Kararda, yüklenen suçun
türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının
türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren
kodu ve tedbirin süresi belirtilir. (Ek cümleler: 24/11/2016-6763/26
md.) Cumhuriyet savcısı kararını yirmi dört saat içinde hâkimin
onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir.
Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde
kayıtlar derhâl imha edilir. (3)(4)
(7) Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir
süresince gizli tutulur. (2)
(8) Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin
değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla
ilgili olarak uygulanabilir: (1) (2)(4)
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya
doku ticareti (madde 91), (4)
2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
3. İşkence (madde 94, 95),
4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
6. (Ek: 21/2/2014 – 6526/12 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve
yağma (madde 148, 149) ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158) ,
(2)(4)
7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), (2)
8. Parada sahtecilik (madde 197), (2)
9. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/12 md.; Yeniden düzenleme:
24/11/2016-6763/26 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220,
fıkra üç),
10. (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Fuhuş (madde 227),(1)(2)
11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235), (1) (2)
12. (Ek: 24/11/2016-6763/26 md.) Tefecilik (madde 241), (4)
13. Rüşvet (madde 252), (1) (2)
14. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282), (1)
(2)
15. (Değişik: 2/12/2014-6572/42 md.) Devletin birliğini ve ülke
bütünlüğünü bozmak (madde 302) , (1)(2)(3)
16. (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin
İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316), (3)
17. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330,
331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları. (1) (2)(3)
*** Bu sayfada yer alan dipnotlar için 9138-1’ inci sayfaya bakınız.
9138-1
(1) 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle; bu
maddenin dördüncü fıkrasındaki "kullanmakta olduğu" ve "kullanılan"
ibareleri madde metninden çıkarılmış, altıncı fıkrasında geçen
"hükümleri" ibaresi "kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal
bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler" olarak
değiştirilmiş, altıncı fıkranın (a) bendine (8) numaralı alt bentten
sonra gelmek üzere (9) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler
buna göre teselsül ettirilmiştir.
(2) 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu
maddenin beşinci fıkrasında yer alan “üç ay” ve “bir defa” ibareleri
sırasıyla “iki ay” ve “bir ay” şeklinde değiştirilmiş; mevcut altıncı
fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere
“6. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149),” alt
bendi eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş ve
yedinci fıkrasının (a) bendinin (10) numaralı alt bendinde yer alan “,
fıkra 3” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
(3) 2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle, bu
maddeye beşinci fıkradan sonra gelmek üzere (6) numaralı fıkra
eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut
yedinci fıkranın (a) bendinin (14) numaralı alt bendi metne işlendiği
şekilde değiştirilmiş, bu alt bentten sonra gelmek üzere (15) numaralı
alt bent eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiştir.
(4) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, 135
inci maddenin altıncı fıkrasına “hâkim” ibaresinden sonra gelmek üzere
“veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı”
ibaresi eklenmiş; sekizinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt
bendine “(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile organ
veya doku ticareti (madde 91)” ibaresi eklenmiş, aynı bendin (6)
numaralı alt bendine “(madde 148, 149)” ibaresinden sonra gelmek üzere
“ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158)” ibaresi eklenmiş, aynı
bende (11) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (12) numaralı
bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
9138-2
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin
(3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu, (1)
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar. (1)
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar. (1)
(9) Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir
başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda
alamaz.
Müdafiin bürosu ve yerleşim yeri
Madde 136 – (1) Şüpheli veya sanığa yüklenen suç dolayısıyla müdafiin
bürosu, konutu ve yerleşim yerindeki telekomünikasyon araçları
hakkında, 135 inci madde hükmü uygulanamaz.
Kararların yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi
Madde 137 – (1) 135 inci maddeye göre verilecek karar gereğince
Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği adlî kolluk görevlisi,
telekomünikasyon hizmeti veren kurum ve kuruluşların yetkililerinden
iletişimin tespiti, dinlenmesi veya kayda alınması işlemlerinin
yapılmasını ve bu amaçla cihazların yerleştirilmesini yazılı olarak
istediğinde, bu istem derhâl yerine getirilir; yerine getirilmemesi
hâlinde zor kullanılabilir. İşlemin başladığı ve bitirildiği tarih ve
saat ile işlemi yapanın kimliği bir tutanakla saptanır.
(2) 135 inci maddeye göre verilen karar gereğince tutulan kayıtlar,
Cumhuriyet Savcılığınca görevlendirilen kişiler tarafından çözülerek
metin hâline getirilir. Yabancı dildeki kayıtlar, tercüman aracılığı
ile Türkçe'ye çevrilir.
(3) 135 inci maddeye göre verilen kararın uygulanması sırasında
şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya
da aynı maddenin birinci fıkrasına göre hâkim onayının alınamaması
halinde, bunun uygulanmasına Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl son
verilir. Bu durumda, yapılan tespit veya dinlemeye ilişkin kayıtlar
Cumhuriyet savcısının denetimi altında en geç on gün içinde yok
edilerek, durum bir tutanakla tespit edilir. (Ek
cümle:8/7/2021-7331/18 md.) Beraat kararı verilmesi durumunda da
tespit veya dinlemeye ilişkin kayıtlar, hâkim denetimi altında aynı
usulle yok edilir.
(4) Tespit ve dinlemeye ilişkin kayıtların yok edilmesi halinde
soruşturma veya kovuşturma evresinin bitiminden itibaren, en geç onbeş
gün içinde, Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkeme, tedbirin nedeni,
kapsamı, süresi ve sonucu hakkında ilgilisine yazılı olarak bilgi
verir. (2)(3)
Tesadüfen elde edilen deliller
Madde 138 – (1) Arama veya elkoyma koruma tedbirlerinin uygulanması
sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi
olmayan ancak, diğer bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir
delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum
Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.
–––––––––––––––––––––––––
(1) 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle (b)
bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiş ve diğer bentler buna
göre teselsül ettirilmiştir.
(2) 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle bu
fıkrada geçen "halinde" ibaresinden sonra gelmek üzere "soruşturma
evresinin bitiminden itibaren" ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.
(3) 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu
fıkraya “soruşturma” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kovuşturma”
ibaresi eklenmiş ve fıkrada yer alan “Başsavcılığı,” ibaresi
“başsavcılığı veya mahkeme,” şeklinde değiştirilmiştir.
9138-3
(2) Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi
sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi
olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan
suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde
edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet
Savcılığına derhâl bildirilir.
ALTINCI BÖLÜM
Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi (1)
Madde 139 – (1) (Değişik: 21/2/2014–6526/13 md.) Soruşturma konusu
suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe
sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi
hâlinde, kamu görevlileri gizli soruşturmacı olarak
görevlendirilebilir. Bu madde uyarınca yapılacak görevlendirmeye hâkim
tarafından karar verilir. (Mülga son cümle: 24/11/2016-6763/27 md.)(…)
(1)
(2) Soruşturmacının kimliği değiştirilebilir. Bu kimlikle hukukî
işlemler yapılabilir. Kimliğin oluşturulması ve devam ettirilmesi için
zorunlu olması durumunda gerekli belgeler hazırlanabilir,
değiştirilebilir ve kullanılabilir.
(3) Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karar ve diğer belgeler
ilgili Cumhuriyet Başsavcılığında muhafaza edilir. Soruşturmacının
kimliği, görevinin sona ermesinden sonra da gizli tutulur. (Ek
cümleler: 15/8/2017-KHK-694/142 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/137
md.) Soruşturmacı, kovuşturma evresinde tanık olarak dinlenmesinin
zorunlu olması halinde, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip
bulunanlar olmadan veya ses ya da görüntüsü değiştirilerek özel
ortamda dinlenir. Bu durumda 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık
Koruma Kanununun 9 uncu maddesi hükmü kıyasen uygulanır.
(4) Soruşturmacı, faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte
ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri
çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili delilleri toplamakla yükümlüdür.
(5) Soruşturmacı, görevini yerine getirirken suç işleyemez ve
görevlendirildiği örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu
tutulamaz.
(6) Soruşturmacı görevlendirilmesi suretiyle elde edilen kişisel
bilgiler, görevlendirildiği ceza soruşturması ve kovuşturması dışında
kullanılamaz. (Ek: 21/2/2014–6526/13 md.) Suçla bağlantılı olmayan
kişisel bilgiler derhâl yok edilir.
(7) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak
uygulanabilir:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın
uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), (1)
2. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar
hariç, madde 220),
3. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde
315).
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar.
––––––––––––––––––
(1) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 27 inci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesince oy
birliğiyle” ibaresi “hâkim tarafından” şeklinde değiştirilmiş, aynı
maddenin yedinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer
alan “Uyuşturucu” ibaresi “Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip
işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu” şeklinde değiştirilmiştir.
9139
Teknik araçlarla izleme(1)(2)(3)(4)(5)
Madde 140 – (1) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere
dayanan kuvvetli şüphe sebepleri bulunması ve başka suretle delil elde
edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki
faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü
kaydı alınabilir:(1)
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya
doku ticareti (madde 91), (5)
2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
3. (Ek:21/2/2014–6526/14 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma
(madde 148, 149) ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158),(3)(5)
4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),(1)
5. Parada sahtecilik (madde 197), (1)
6. (Mülga:21/2/2014–6526/14 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/28
md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç), (1)
7. (Ek: 25/5/2005 – 5353/19 md.) Fuhuş (madde 227) (1)(2)
8. İhaleye fesat karıştırma (madde 235), (1)(2)
9. (Ek: 24/11/2016-6763/28 md.) Tefecilik (madde 241), (5)
10. Rüşvet (madde 252), (1)(2)
11. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282), (1)
(2)
12. (Değişik: 2/12/2014-6572/43 md.) Devletin birliğini ve ülke
bütünlüğünü bozmak (madde 302), (1) (2)
13. (Ek: 2/12/2014-6572/43 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin
İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316), (4)
14. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330,
331, 333, 334, 335, 336, 337), (1)(2)(4)
Suçları.
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar.
d) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar.
*** Bu sayfada yer alan dipnotlar için 9140 ıncı sayfaya bakınız.
9140
(1) 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasında yer alan “hususunda” ibaresinden sonra
gelmek üzere “somut delillere dayanan” ibaresi eklenmiş; aynı fıkranın
(a) bendinin (2) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere “3.
Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149),” alt bendi
eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut (5)
numaralı alt bendi yürürlükten kaldırılmış, mevcut (6) numaralı alt
bendinde yer alan “, fıkra 3” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
(2) 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle (5)
numaralı alt bentten sonra gelmek üzere (6) numaralı alt bent
eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
(3) 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasında yer alan (a) bendinin (2) numaralı alt
bendinden sonra gelmek üzere “3. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve
yağma (madde 148, 149),” alt bendi eklenmiş, diğer alt bentler buna
göre teselsül ettirilmiştir.
(4) 2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (11) numaralı alt bendinden
sonra gelmek üzere aşağıdaki alt bent eklenmiş ve diğer alt bent buna
göre teselsül ettirilmiştir.
(5) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendine
“(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile organ veya doku
ticareti (madde 91)” ibaresi, (3) numaralı alt bendine “(madde 148,
149)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile nitelikli dolandırıcılık
(madde 158)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (8) numaralı alt bendinden
sonra gelmek üzere (9) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler
buna göre teselsül ettirilmiştir.
9140-1
(2) (Değişik: 24/11/2016-6763/28 md.) Teknik araçlarla izlemeye hâkim,
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından
karar verilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi
dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi
dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine
karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.
(3) (Değişik:21/2/2014–6526/14 md.) Teknik araçlarla izleme kararı en
çok üç haftalık süre için verilebilir. Bu süre gerektiğinde bir hafta
daha uzatılabilir. Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen
suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi hâlinde, hâkim yukarıdaki
sürelere ek olarak her defasında bir haftadan fazla olmamak ve toplam
dört haftayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilir. (Ek cümle:
15/8/2017-KHK-694/143 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/138 md.) Teknik
araçlarla izleme tedbiri ile birlikte gizli soruşturmacı
görevlendirilmesi halinde bu fıkrada belirtilen süreler bir kat
artırılarak uygulanır. (1)
(4) Elde edilen deliller, yukarıda sayılan suçlarla ilgili soruşturma
ve kovuşturma dışında kullanılamaz; ceza kovuşturması bakımından
gerekli olmadığı taktirde Cumhuriyet savcısının gözetiminde derhâl yok
edilir.
(5) Bu madde hükümleri, kişinin konutunda uygulanamaz.
Yönetmelik
MADDE 140/A- (Ek: 20/11/2017-KHK-696/95 md.; Aynen kabul:
1/2/2018-7079/90 md.)
(1) Bu Kanunun 135 ila 140 ıncı maddelerinde düzenlenen koruma
tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle
düzenlenir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat
Tazminat istemi
Madde 141 – (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya
tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından
yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama
mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm
verilmeyen,
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra
haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar
verilen,
f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri,
hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda
öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak
bu cezayla cezalandırılan,
––––––––––––––––
(1) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “mahkeme” ibaresi “hâkim” şeklinde değiştirilmiştir.
9140-2
g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar
kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde
sözle açıklanmayan,
h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı
halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da
eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya
zamanında geri verilmeyen,
k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı
Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten
isteyebilirler.
(2) Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren
merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu
husus verilen karara geçirilir.
(3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında,
suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız
fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve
Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler
nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.
(4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı
görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye
kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.
9141
Tazminat isteminin koşulları
Madde 142 – (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine
tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin
kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde
bulunulabilir.
 (2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve
eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve
aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza
mahkemesinde karara bağlanır.
(3) Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve
adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini
kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir.
(4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme,
eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin
reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan
dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur.
(5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği
dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı
çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını
onbeş gün içinde yazılı olarak bildirmesini ister.
(6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat
hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının
saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya
veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.
(7) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı
olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı
kâğıdı tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.
(8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine
temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve
ivedilikle yapılır.
(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139
md.) Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek
miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için
belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen
davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz.
(10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139
md.) Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari
başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen
mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya
vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap
numarasına, bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde
ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde, karar genel hükümler
dairesinde infaz ve icra olunur.
9142
Tazminatın geri alınması
Madde 143 – (1) Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı sonradan
kaldırılarak, hakkında kamu davası açılan ve mahkûm edilenlerle,
yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle beraat kararı kaldırılıp mahkûm
edilenlere ödenmiş tazminatların mahkûmiyet süresine ilişkin kısmı,
Cumhuriyet savcısının yazılı istemi ile aynı mahkemeden alınacak
kararla kamu alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuat hükümleri
uygulanarak geri alınır. Bu karara itiraz edilebilir.
(2) (Mülga: 18/6/2014 - 6545/103 md.)
(3) İftira konusunu oluşturan suç veya yalan tanıklık nedeniyle
gözaltına alınma ve tutuklama halinde; Devlet, iftira eden veya yalan
tanıklıkta bulunan kişiye de rücu eder.
Tazminat isteyemeyecek kişiler
Madde 144 – (1) Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan
kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:
a) (Mülga: 11/4/2013-6459/18 md.)
b) Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte
düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun
hâle dönüşenler.
c) Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle
hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar
verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası
ertelenen veya düşürülenler.
d) Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine
yer olmadığına karar verilenler.
e) Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya
suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına
neden olanlar.
BEŞİNCİ KISIM
İfade ve Sorgu
BİRİNCİ BÖLÜM
İfade veya Sorgu İçin Çağrı
İfade veya sorgu için çağrı
Madde 145 – (1) İfadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye
ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir; gelmezse zorla
getirileceği yazılır.
Zorla getirme (1)
Madde 146 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Hakkında tutuklama
kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler
bulunan veya 145 inci maddeye göre çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli
veya sanığın zorla getirilmesine karar verilebilir.
(2) Zorla getirme kararı, şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğunu,
kendisiyle ilgili suçu, gerektiğinde eşkâlini ve zorla getirilmesi
nedenlerini içerir.
(3) Zorla getirme kararının bir örneği şüpheli veya sanığa verilir.
––––––––––––––––––
(1) Bu madde başlığı “Şüpheli veya sanığın zorla getirilmesi “ iken,
6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle metne
işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
9142-1
(4) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Zorla getirme kararı ile
çağrılan şüpheli veya sanık derhal, olanak bulunmadığında yol süresi
hariç en geç yirmidört saat içinde çağıran hâkimin, mahkemenin veya
Cumhuriyet savcısının önüne götürülür ve sorguya çekilir veya ifadesi
alınır.
(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Zorla getirme, bunun için haklı
görülecek bir zamanda başlar ve hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı
tarafından, sorguya çekilmenin veya ifade almanın sonuna kadar devam
eder.
(6) Zorla getirme kararının yerine getirilememesinin nedenleri, köy
veya mahalle muhtarı ile kolluk görevlisinin birlikte imzalayacakları
bir tutanakla saptanır.
(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Çağrıya rağmen gelmeyen tanık,
bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi ile ilgili olarak da zorla getirme
kararı verilebilir.
 
İKİNCİ BÖLÜM
İfade ve Sorgu Usulü
İfade ve sorgunun tarzı
Madde 147 – (1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya
sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık,
kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.
c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından
yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır
bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı
ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine
baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
9143
d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin
yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir.
e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu
söylenir.
f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını
isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe
nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek
olanağı tanınır.
g) İfade verenin veya sorguya çekilenin kişisel ve ekonomik durumu
hakkında bilgi alınır.
h) İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan
yararlanılır.
i) İfade veya sorgu bir tutanağa bağlanır. Bu tutanakta aşağıda
belirtilen hususlar yer alır:
1. İfade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.
2. İfade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin
isim ve sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık
kimliği.
3. İfade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin
yerine getirilip getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise
nedenleri.
4. Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan
müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı.
5. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.
İfade alma ve sorguda yasak usuller
Madde 148 – (1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine
dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç
verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları
kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.
(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da
delil olarak değerlendirilemez.
(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya
mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme
esas alınamaz.
(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması
ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı
tarafından yapılabilir.
ALTINCI KISIM
Savunma
BİRİNCİ BÖLÜM
Müdafi Seçimi, Görevlendirilmesi, Görev ve Yetkileri
Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi
Madde 149 – (1) Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her
aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir;
kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir.
(2) Soruşturma evresinde, ifade almada en çok üç avukat hazır
bulunabilir. (Ek cümle: 3/10/2016-KHK-676/1 md.; Aynen kabul:
1/2/2018-7070/1 md.) Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar
bakımından yürütülen kovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır
bulunabilir.
(3) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın,
şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında
olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.
9144
Müdafiin görevlendirilmesi
Madde 150 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/21 md.)
(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir.
Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan
ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini
savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi
aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan
dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü
uygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar
Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ve müdafilik
görevinden yasaklanma (1)
Madde 151 – (1) 150 nci madde hükmüne göre görevlendirilen müdafi,
duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya
görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hâkim veya mahkeme derhâl başka
bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar. Bu durumda
mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar
verebilir.
(2) Eğer yeni müdafi savunmasını hazırlamak için yeterli zaman
olmadığını açıklarsa oturum ertelenir.
(3) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) 149 uncu maddeye göre seçilen veya
150 nci maddeye göre görevlendirilen ve Türk Ceza Kanununun 220 ve 314
üncü maddesinde sayılan suçlar ile terör suçlarından şüpheli, sanık
veya hükümlü olanların müdafilik veya vekillik görevini üstlenen
avukat, hakkında bu fıkrada sayılan suçlar nedeniyle (…)(5) kovuşturma
bulunması halinde müdafilik veya vekillik görevini üstlenmekten
yasaklanabilir. (2)
(4) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) Cumhuriyet savcısının yasaklamaya
ilişkin talebi hakkında, hâkim veya mahkeme tarafından gecikmeksizin
karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. İtiraz sonucunda
yasaklama kararının kaldırılması halinde avukat görevini devam
ettirir. Müdafilik görevinden yasaklama kararı, (…)(4) kovuşturma
konusu suçla sınırlı olmak üzere, bir yıl süre ile verilebilir. Ancak,
(…)(4) kovuşturmanın niteliği itibariyle bu süreler altı aydan fazla
olmamak üzere en fazla iki defa uzatılabilir. Soruşturma sonunda
kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya kovuşturma
sonunda mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi halinde, kesinleşmesi
beklenmeksizin yasaklama kararı kendiliğinden kalkar. (3)
––––––––––––––––
(1) Bu madde başlığı " Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak
işlem" iken 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle
metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
(2) 3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “tutuklu ve” ibaresi “şüpheli, sanık veya” şeklinde,
“kovuşturma açılması halinde tutuklu veya hükümlünün müdafilik veya
vekilliğini” ibaresi “soruşturma ya da kovuşturma bulunması halinde
müdafilik veya vekillik görevini” şeklinde değiştirilmiştir.
(3) 3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “müdafi veya vekil hakkında açılan kovuşturmanın
yapıldığı” ibaresi “hâkim veya” şeklinde, “Kovuşturma sonunda” ibaresi
“Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi
veya kovuşturma sonunda” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya
“Müdafilik görevinden yasaklama kararı,” ibaresinden sonra gelmek
üzere “avukat hakkındaki soruşturma veya” ibaresi ve “Ancak,”
ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturma veya” ibaresi eklenmiş,
daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Kanunun 2 nci
maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
(4) Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65
sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “avukat hakkındaki soruşturma
veya” ibaresi ve “soruşturma veya” ibaresi iptal edilmiştir.
(5) Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65
sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “soruşturma ya da” ibaresi iptal
edilmiştir.
9144-1
(5) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) Görevden yasaklama kararı, şüpheli,
sanık veya hükümlü ile yeni bir müdafi görevlendirilmesi için derhal
ilgili baro başkanlığına bildirilir. (1)
(6) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) Müdafi veya vekil görevden
yasaklanmış bulunduğu sürece başka davalarla ilgili olsa bile
müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişiyi ceza infaz kurumunda
veya tutukevinde ziyaret edemez.
Şüpheli veya sanığın birden fazla olması hâlinde savunma
Madde 152 – (1) Yararları birbirine uygun olan birden fazla şüpheli
veya sanığın savunması aynı müdafie verilebilir.
Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi
Madde 153 – (Değişik: 2/12/2014-6572/44 md.)
(1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve
istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.
(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma
yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet
savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar
ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda
verilebilir:
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
2. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
3. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
5. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220),
6. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
8. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 326, 327, 328,
329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337).
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile
Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12)
suçları.
c) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160 ıncı
maddesinde tanımlanan zimmet suçu.
d) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan suçlar.
(3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile
bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili
oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci
fıkra hükmü uygulanmaz.
(4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten
itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri
inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak
alabilir.
(5) Bu maddenin içerdiği haklardan suçtan zarar görenin vekili de
yararlanır.
–––––––––––––––
(1) 3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “tutuklu” ibaresi “şüpheli, sanık” şeklinde
değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı
Kanunun 2 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
9144-2
Müdafi ile görüşme
Madde 154 – (1) Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii
ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda
görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi
tutulamaz.
(2) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/3 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/3 md.)
Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci,
Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve Terörle Mücadele
Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen
uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçları bakımından
gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının
istemi üzerine, hâkim kararıyla yirmidört saat süreyle kısıtlanabilir;
bu zaman zarfında ifade alınamaz.
Kanunî temsilci veya eşin duruşmada hazır bulunması
Madde 155 – (1) Sanığın kanunî temsilcisine duruşma gün ve saati
bildirilir ve duruşmaya kabul edilerek istemi üzerine dinlenebilir.
(2) Sanığın eşi hakkında da tebligat yapılmaksızın birinci fıkra hükmü
uygulanır.
Müdafiin görevlendirilmesinde usul
Madde 156 – (1) 150 nci maddede yazılı olan hâllerde, müdafi;
a) Soruşturma evresinde, ifadeyi alan merciin veya sorguyu yapan
hâkimin istemi üzerine,
b) Kovuşturma evresinde, mahkemenin istemi üzerine,
Baro tarafından görevlendirilir.
9145
(2) Yukarıda belirtilen hâllerde müdafi soruşturmanın veya
kovuşturmanın yapıldığı yer barosunca görevlendirilir.
(3) Şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde,
baro tarafından görevlendirilen avukatın görevi sona erer.
 
İKİNCİ KİTAP
Soruşturma
BİRİNCİ KISIM
Suçlara İlişkin İhbarlar ve Soruşturma
BİRİNCİ BÖLÜM
Soruşturmanın Gizliliği, Suçların İhbarı
Soruşturmanın gizliliği
Madde 157 – (1) Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve
savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul
işlemleri gizlidir.
İhbar ve şikâyet (1)
Madde 158 – (1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet
Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya
şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(3) Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında
Türkiye'nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette
bulunulabilir.
(4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği
iddia edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine
yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilir.
(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü
olarak yapılabilir.
(6) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/145 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/140
md.) İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir
araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar
ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma
yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikâyet edilen
kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer olmadığına
dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu
karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın
kabulü hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini
başlatır. Bu fıkra uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar,
bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet
savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir. (1)
(7) Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten
sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur
açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur. (1)
––––––––––––––––
(1) 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 145 inci maddesiyle, bu
maddeye beşinci fıkradan sonra gelmek üzere altıncı fıkra eklenmiş ve
diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiş, daha sonra bu hüküm
1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesiyle aynen
kabul edilerek kanunlaşmıştır.
9146
Şüpheli ölümün ihbarı
Madde 159 – (1) Bir ölümün doğal nedenlerden meydana gelmediği
kuşkusunu doğuracak bir durumun varlığı veya ölünün kimliğinin
belirlenememesi halinde; kolluk görevlisi, köy muhtarı ya da sağlık
veya cenaze işleriyle görevli kişiler, durumu derhâl Cumhuriyet
Başsavcılığına bildirmekle yükümlüdürler.
(2) Birinci fıkra kapsamına giren hallerde ölünün gömülmesi ancak
Cumhuriyet savcısı tarafından verilecek yazılı izne bağlıdır.
İKİNCİ BÖLÜM
Soruşturma İşlemleri
Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi
Madde 160 – (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir
suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu
davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin
gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir
yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri
marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak
muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri
Madde 161 – (1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki
adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir;
yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu
görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı,
adlî görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi
dışında bir işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer
Cumhuriyet savcısından söz konusu işlemi yapmasını ister.
(2) Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler
ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına
derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün
emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.
(3) Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı;
acele hâllerde, sözlü olarak verir. (Ek cümle: 25/5/2005 - 5353/24
md.) Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.
(4) Diğer kamu görevlileri de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında
ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri, talep eden Cumhuriyet savcısına
vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür.
(5) Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde
kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye
kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet
savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye
kullanma veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları hakkında
Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır. Vali ve
kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve
Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri, en
üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden
dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır. (1)
––––––––––––––––––
(1) Bu fıkraya 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 24 üncü
maddesiyle; "4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin
Yargılanması Hakkında Kanun Hükümleri" ibaresinden sonra gelmek üzere
", en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimlerin
görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü" ibaresi eklenmiş
ve metne işlenmiştir.
9146-1
(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/9 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/8
md.) Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve
kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu
bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı
ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin
görevine giren suçüstü hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre
yapılır.
(7) (Ek: 31/3/2011-6217/21 md.) Yetkisizlik kararı ile gelen bir
soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu
kanaatine varırsa yetkisizlik kararı verir ve yetkili savcılığın
belirlenmesi için soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı
ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine gönderir.
Mahkemece bu konuda verilen karar kesindir.
(8) (Ek:21/2/2014–6526/15 md.) Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312,
313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında,
görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet
savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983 tarihli ve 2937
sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı
Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır.
(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/146 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/141
md.) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen
milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir.
Soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği vekili bizzat
yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer Cumhuriyet
savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet
savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak
kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte
bulunur.
Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hâkim kararı istemi
Madde 162 – (1) Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından
yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini
bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza
hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını
inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir.
Soruşturmanın sulh ceza hâkimi tarafından yapılması
Madde 163 – (1) Suçüstü hâli ile gecikmesinde sakınca bulunan
hâllerde, Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa veya olay genişliği
itibarıyla Cumhuriyet savcısının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza hâkimi
de bütün soruşturma işlemlerini yapabilir.
(2) Kolluk âmir ve memurları, sulh ceza hâkimi tarafından emredilen
tedbirleri alır ve araştırmaları yerine getirirler.
9147
Adlî kolluk ve görevi
Madde 164 – (1) Adlî kolluk; 4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet
Teşkilatı Kanununun 8, 9 ve 12 nci maddeleri, 10.3.1983 tarihli ve
2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci
maddesi, 2.7.1993 tarihli ve 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci
maddesi ve 9.7.1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı
Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen soruşturma işlemlerini yapan
güvenlik görevlilerini ifade eder. (1)
(2) Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları
doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa yaptırılır. Adlî kolluk
görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkin emirlerini
yerine getirir.
(3) Adlî kolluk, adlî görevlerin haricindeki hizmetlerde, üstlerinin
emrindedir.
Diğer kolluk birimlerinin adlî kolluk görevi
Madde 165 – (1) Gerektiğinde veya Cumhuriyet savcısının talebi
halinde, diğer kolluk birimleri de adlî kolluk görevini yerine
getirmekle yükümlüdür. Bu durumda, kolluk görevlileri hakkında, adlî
görevleri dolayısıyla bu Kanun hükümleri uygulanır.
Değerlendirme raporu yetkisi
Madde 166 – (1) Cumhuriyet başsavcıları her yılın sonunda, o yerdeki
adlî kolluğun sorumluları hakkında değerlendirme raporları
düzenleyerek, mülkî idare amirlerine gönderir.
Yönetmelik
Madde 167 – (1) Adlî kolluk görevlilerinin nitelikleri ve bunların
hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimi, diğer hizmet birimleri ile
ilişkileri, değerlendirme raporlarının düzenlenmesi, uzmanlık
dallarına göre hangi bölümlerde çalıştırılacakları ve diğer hususlar;
bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Adalet ve
İçişleri Bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikte
belirlenir.
Adlî kolluğun olay yerinde aldığı tedbirlere uyulmaması halinde
yetkisi
Madde 168 – (1) Olay yerinde görevine ait işlemlere başlayan adlî
kolluk görevlisi, bunların yapılmasına engel olan veya yetkisi içinde
aldığı tedbirlere aykırı davranan kişileri, işlemler sonuçlanıncaya
kadar ve gerektiğinde zor kullanarak bundan men eder.
Soruşturma evresinde yapılan işlemlerin tutanağa bağlanması
Madde 169 – (1) Şüphelinin ifadesinin alınması veya sorgusu, tanık ve
bilirkişinin dinlenmesi veya bir keşif ve muayene sırasında Cumhuriyet
savcısı veya sulh ceza hâkiminin yanında bir zabıt kâtibi bulunur.
Acele hâllerde, yemin vermek koşuluyla, başka bir kimse, yazman olarak
görevlendirilebilir.
(2) Her soruşturma işlemi tutanağa bağlanır. Tutanak, adlî kolluk
görevlisi, Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkimi ile hazır bulunan
zabıt kâtibi tarafından imza edilir.
(3) Müdafi veya vekil sıfatıyla hazır bulunduğu işlemlerle ilgili
tutanakta avukatın isim ve imzasına da yer verilir.
(4) Tutanak, işlemin yapıldığı yeri, tarihi, başlama ve bitiş saatini
ve işleme katılan veya ilgisi bulunan kimselerin isimlerini içerir.(2)
(5) İşlemde hazır bulunan ilgililerce onanmak üzere tutanağın
kendilerini ilgilendiren kısımları okunur veya okumaları için
kendilerine verilir. Bu husus tutanağa yazılarak ilgililere imza
ettirilir.
–––––––––––––––––––––––––
(1) 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle; bu
fıkrada bulunan "3 üncü" ibaresi "4 üncü" olarak değiştirilmiş ve
metne işlenmiştir.
(2) 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle; bu
fıkrada yer “zamanı” ibaresi “tarihi, başlama ve bitiş saatini”
şeklinde değiştirilmiştir.
9148
(6) İmzadan kaçınma hâlinde nedenleri tutanağa geçirilir.
(7) (Ek: 21/2/2014 – 6526/16 md.)Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap
Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan
suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ile 12/4/1991
tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren
suçlarla ilgili yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, kolluk
tarafından düzenlenen tutanaklara, ilgili görevlilerin açık kimlikleri
yerine sadece sicil numaraları yazılır. Kolluk görevlilerinin
ifadesine başvurulması gerektiği hâllerde çıkarılan davetiye veya
çağrı kâğıdı, kolluk görevlisinin iş yeri adresine tebliğ edilir. Bu
kişilere ait ifade ve duruşma tutanaklarında adres olarak iş yeri
adresleri gösterilir.
İKİNCİ KISIM
Kamu Davasının Açılması
BİRİNCİ BÖLÜM
Kamu Davasının Açılması
Kamu davasını açma görevi
Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı
tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği
hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir
iddianame düzenler.
(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;
a) Şüphelinin kimliği,
b) Müdafii,
c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,
d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,
e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin
kimliği,
f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,
g) Şikâyetin yapıldığı tarih,
h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,
i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
j) Suçun delilleri,
k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma
ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
Gösterilir.
(4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle
ilişkilendirilerek açıklanır; yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun
delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmez.(2)
(5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan
hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.
(6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili
kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine
hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde
işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan
güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.
Kamu davasını açmada takdir yetkisi
Madde 171 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/22 md.)
(1) Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin
uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin
varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı
verebilir.
(2) (Değişik:17/10/2019-7188/19 md.) Uzlaştırma ve önödeme
kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı
üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı,
yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl
süre ile ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya
şüpheli, bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir.
(3) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilmesi için;(1)
a) Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile
mahkûm olmamış bulunması,
b) Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde
şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi,
c) Kamu davası açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından
kamu davası açılmasından daha yararlı olması,
d) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet
savcısı tarafından tespit edilen zararın, aynen iade, suçtan önceki
hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,(1)
koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
(4) Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde,
kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Erteleme süresi içinde
kasıtlı bir suç işlenmesi halinde kamu davası açılır. Erteleme
süresince zamanaşımı işlemez.
(5) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara
mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya
kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için
kullanılabilir.
_________________
(1) 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle bu
fıkrada yer alan “, uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere”
ibaresi madde metninden çıkarılmış, (d) bendinde yer alan “uğradığı
zararın,” ibaresi “uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit
edilen zararın,” şeklinde değiştirilmiştir.
(2) 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “açıklanır.” ibaresi “açıklanır; yüklenen suçu
oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere
yer verilmez.” şeklinde değiştirilmiştir.
9149
 (6) (Ek:17/10/2019-7188/19 md.) Bu madde hükümleri;
a) Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak
suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar,
b) Kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine
karşı görevinden dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından
işlenen askerî suçlar,
c) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar,
hakkında uygulanmaz.
İKİNCİ BÖLÜM
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar, İtiraz ve İddianamenin İadesi
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar
Madde 172 – (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu
davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde
edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde
kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören
ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye
bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9
md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu
davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde
edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar
verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.
(3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair
kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar
aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında
dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı
verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde
talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır. (1)
Cumhuriyet savcısının kararına itiraz (2)(3)
Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair
kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde,
bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı
ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz
edebilir.(2)
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek
olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını
vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu
açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte
bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa,
istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder
ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı
itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi
yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye
verir.(3)
(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir
yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.
(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10
md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası
açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.
––––––––––––––––
(1) 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “tespit edilmesi” ibaresinden sonra gelmek üzere
“veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan
başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda
düşme kararı verilmesi” ibaresi eklenmiştir.
(2) 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesi başkanına”
ibaresi “ağır ceza mahkemesine”, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer
alan “Başkan” ibareleri “Mahkeme” ve altıncı fıkrasında yer alan “ağır
ceza mahkemesi başkanının” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin” şeklinde
değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
(3) 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 71 inci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesine en yakın
ağır ceza mahkemesine” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin bulunduğu
yerdeki sulh ceza hâkimliğine” şeklinde; dördüncü fıkrasında yer alan
“Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimliği” şeklinde değiştirilmiştir.
9150
İddianamenin iadesi
Madde 174 – (Değişik: 25/5/2005 - 5353/27 md.)
(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği
tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün
belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek
suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki
edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da
seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça
anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü
uygulanmaksızın düzenlenen,
d) (Ek:17/10/2019-7188/20 md.) Soruşturma veya kovuşturma yapılması
izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep
olmaksızın düzenlenen,
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
(3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen
iddianame kabul edilmiş sayılır.
(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda
gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten
sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir
durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı
mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak
yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez.
(5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.
 
ÜÇÜNCÜ KİTAP
Kovuşturma Evresi
BİRİNCİ KISIM
Kamu Davasının Yürütülmesi
BİRİNCİ BÖLÜM
Duruşma Hazırlığı
 
İddianamenin kabulü ve duruşma hazırlığı
Madde 175 – (1) İddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur ve
kovuşturma evresi başlar.
(2) Mahkeme, iddianamenin kabulünden sonra duruşma gününü belirler ve
duruşmada hazır bulunması gereken kişileri çağırır.
İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın çağrılması
Madde 176 – (1) İddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte sanığa tebliğ
olunur. (Ek cümle:8/7/2021-7331/20 md.) Ayrıca, iddianameye ilişkin
bilgiler ve duruşma tarihi; telefon, telgraf, faks, elektronik posta
gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan
yararlanılmak suretiyle de bildirilir, ancak çağrı kâğıdına bağlanan
sonuçlar bu durumda uygulanmaz.
(2) Tutuklu olmayan sanığa tebliğ olunacak çağrı kâğıdına mazereti
olmaksızın gelmediğinde zorla getirileceği yazılır.
(3) Tutuklu sanığın çağrılması duruşma gününün tebliği suretiyle
yapılır. Sanıktan duruşmada kendisini savunmak için bir istemde
bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa neden ibaret olduğunu bildirmesi
istenir; müdafii de sanıkla birlikte davet olunur. Bu işlem,
tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle
görevlendirilen personel yanına getirilerek tutanak tutulmak suretiyle
yapılır.
(4) Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma
günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir.
9150-1
Sanığın savunma delillerinin toplanması istemi
Madde 177 – (1) Sanık, tanık veya bilirkişinin davetini veya savunma
delillerinin toplanmasını istediğinde, bunların ilişkin olduğu
olayları göstermek suretiyle bu husustaki dilekçesini duruşma gününden
en az beş gün önce mahkeme başkanına veya hâkime verir.
(2) Bu dilekçe üzerine verilecek karar, kendisine derhâl bildirilir.
(3) Sanığın kabul edilen istemleri, Cumhuriyet savcısına da
bildirilir.
Çağrılması reddedilen tanığın ve uzman kişinin doğrudan mahkemeye
getirilmesi
Madde 178 – (1) Mahkeme başkanı veya hâkim, sanığın veya katılanın
gösterdiği tanık veya uzman kişinin çağrılması hakkındaki dilekçeyi
reddettiğinde, sanık veya katılan o kişileri mahkemeye getirebilir. Bu
kişiler duruşmada dinlenir. (Ek cümle: 3/10/2016-KHK-676/4 md.; Aynen
kabul: 1/2/2018-7070/4 md.) Ancak, davayı uzatmak amacıyla yapılan
talepler reddedilir.
Çağrılan tanıkların ad ve adreslerinin sanığa ve Cumhuriyet savcısına
bildirilmesi
Madde 179 – (1) Sanık, doğrudan doğruya davet ettireceği veya duruşma
sırasında getireceği bilirkişi ve tanıkların ad ve adreslerini
Cumhuriyet savcısına makul süre içinde bildirir.
(2) Cumhuriyet savcısı da, iddianamede gösterilen veya sanığın istemi
üzerine davet edilen tanık ve bilirkişiler dışında gerek mahkeme
başkanı veya hâkim kararıyla, gerek kendiliğinden başka kimseleri
davet ettirecek ise bunların ad ve adreslerini sanığa yine makul süre
içinde bildirir.
9151
Tanık ve bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyla dinlenmeleri
Madde 180 – (1) Hastalık veya malûllük veya giderilmesi olanağı
bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve
önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının
olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veya
istinabe yoluyla dinlenmesine karar verebilir.
(2) Bu hüküm, konutlarının yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında
bulunmasından dolayı getirilmesi zor olan tanık ve bilirkişinin
dinlenmesinde de uygulanır.
(3) Davayı görmekte olan mahkeme, zorunluluk olmadıkça, büyükşehir
belediye sınırları içerisinde bulunan şikâyetçi, katılan, sanık,
müdafi veya vekil, tanık ve bilirkişilerin istinabe yoluyla
dinlenmesine karar veremez.
(4) İstinabe olunan mahkeme, büyükşehir belediye sınırları içerisinde
ise, ilgililer kendi yargı çevresinde bulunmasa da büyükşehir belediye
sınırları içerisinde yerine getirilmesi gereken istinabe evrakını geri
çevirmeksizin gereğini yapar.
(5) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre tanık veya bilirkişinin aynı
anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle
dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak
ifade alınır. Buna olanak verecek teknik donanımın kurulmasına ve
kullanılmasına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.
Tanık ve bilirkişinin dinleneceği günün bildirilmesi
Madde 181 – (1) Tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen
gün, Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve
müdafiine bildirilir. Düzenlenen tutanağın örneği hazır bulunan
Cumhuriyet savcısına ve müdafie verilir.
(2) Yeniden keşif ve muayeneye ihtiyaç duyulursa, yukarıdaki fıkra
hükümleri uygulanır.
(3) Tutuklu olan sanık, ancak tutuklu bulunduğu yer mahkemesinde
yapılacak bu tür işlerde hazır bulundurulmasını isteyebilir. Ancak,
hâkim veya mahkeme tarafından zorunlu sayılan hâllerde tutuklu bulunan
şüpheli veya sanığın da bu tür işlerde hazır bulunmasına karar
verilebilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Duruşma
Duruşmanın açıklığı
Madde 182 – (1) Duruşma herkese açıktır.
(2) Genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı
hâllerde, duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına
mahkemece karar verilebilir.
(3) Duruşmanın kapalı yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hüküm
açık duruşmada açıklanır.
Ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılması yasağı
Madde 183 – (1) 180 inci maddenin beşinci fıkrası ile 196 ncı maddenin
dördüncü fıkrası hükmü saklı kalmak üzere, adliye binası içerisinde ve
duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya
görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletler kullanılamaz. Bu
hüküm, adliye binası içerisinde ve dışındaki diğer adlî işlemlerin
icrasında da uygulanır.
9152
Açıklığın kaldırılması hakkında karar
Madde 184 – (1) 182 nci maddede gösterilen hâllerde, açıklığın
kaldırılması istemine ilişkin olarak yapılacak duruşma, istem üzerine
veya mahkemece uygun görülürse kapalı yapılır.
Zorunlu kapalılık
Madde 185 – (1) Sanık, onsekiz yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı
yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.
Kapalılık kararının ve nedenlerinin yazılması
Madde 186 – (1) Açıklığın kaldırılması kararı, nedenleriyle birlikte
tutanağa geçirilir.
Kapalı duruşmada bulunabilme
Madde 187 – (1) Kapalı duruşmada mahkeme, bazı kişilerin hazır
bulunmasına izin verebilir. Bu hâlde adı geçenler, duruşmanın kapalı
olmasını gerektiren hususları açıklamamaları bakımından uyarılırlar ve
bu husus tutanağa yazılır.
(2) Kapalı duruşmanın içeriği hiçbir iletişim aracıyla yayımlanamaz.
(3) Açık duruşmanın içeriği, millî güvenliğe veya genel ahlâka veya
kişilerin saygınlık, onur ve haklarına dokunacak veya suç işlemeye
kışkırtacak nitelikte ise; mahkeme, bunları önlemek amacı ile ve
gerektiği ölçüde duruşmanın içeriğinin kısmen veya tamamen
yayımlanmasını yasaklar ve kararını açık duruşmada açıklar.
Duruşmada hazır bulunacaklar
Madde 188 – (1) Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet
savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği
hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır. (Ek cümle:
3/10/2016-KHK-676/5 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/5 md.) Müdafiin
mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi
halinde duruşmaya devam edilebilir.(1)
(2) (Mülga: 18/6/2014 - 6545/103 md.)
(3) Bir oturumda bitmeyecek davada, herhangi bir nedenle bulunamayacak
üyenin yerine geçmek ve oya katılmak üzere yedek üye bulundurulabilir.
Birden çok Cumhuriyet savcısı ve avukatın duruşmaya katılması
Madde 189 – (1) Birden çok Cumhuriyet savcısı ve birden çok avukat
aynı zamanda duruşmaya katılabilecekleri gibi aralarında işbölümü de
yapabilirler.
Ara verme
Madde 190 – (1) Duruşmaya, ara verilmeksizin devam edilerek hüküm
verilir. Ancak, zorunlu hâllerde davanın makul sürede
sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara
verilebilir.
(2) 176 ncı maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara
verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır.
Duruşmanın başlaması
Madde 191 – (1) Sanığın ve müdafiinin hazır bulunup bulunmadığı,
çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanarak
duruşmaya başlanır. Sanık, duruşmaya bağsız olarak alınır. Mahkeme
başkanı veya hâkim, duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü
kararını okuyarak açıklar.
(2) Tanıklar duruşma salonundan dışarı çıkarılırlar.
(3) Duruşmada, sırasıyla;
a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında
kendisinden bilgi alınır,
b) (Değişik: 24/11/2016-6763/29 md.) İddianame veya iddianame yerine
geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve
deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılır,
___________
(1) 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 96 ncı maddesiyle bu
fıkrada yer alan “mazeretsiz olarak” ibaresinden sonra gelmek üzere
“duruşmaya gelmemesi veya” ibaresi eklenmiştir.
9153
c) Sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî
hakkı olduğu ve 147 nci maddede belirtilen diğer hakları bildirilir,
d) Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne
göre sorgusu yapılır.
Başkan veya hâkimin görevi
Madde 192 – (1) Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmayı yönetir ve
sanığı sorguya çeker; delillerin ikame edilmesini sağlar.
(2) Duruşmada ilgili olanlardan biri duruşmanın yönetimine ilişkin
olarak mahkeme başkanı tarafından emrolunan bir tedbirin hukuken kabul
edilemeyeceğini öne sürerse mahkeme, bu hususta bir karar verir.
Sanığın duruşmada hazır bulunmaması
Madde 193 – (1) Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır
bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli
nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.
(2) (Ek: 25/5/2005 - 5353/28 md.) Sanık hakkında, toplanan delillere
göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına
varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.
Sanığın mahkemeden uzaklaşması
Madde 194 – (1) Mahkemeye gelen sanığın duruşmanın devamı süresince
hazır bulunması sağlanır ve savuşmasının önüne geçmek için mahkeme
gereken tedbirleri alır.
(2) Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden
sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek
görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.
Sanığın yokluğunda duruşma
Madde 195 – (1) Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya
müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir.
Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın
yapılacağı yazılır.
Sanığın duruşmadan bağışık tutulması
Madde 196 – (1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta
sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme
sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.
(2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren
suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.
Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine
bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır
bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas
mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.
(3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur.
(4) (Değişik: 15/8/2017-KHK-694/147 md.; Aynen kabul:
1/2/2018-7078/142 md.) Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü
durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin
kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir
veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir.
(5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle
yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya
tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla,
hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine
mahkemece karar verilebilir.
(6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır
bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya
istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.
9154
Sanığın müdafi gönderebilmesi
Madde 197 – (1) Sanık hazır bulunmasa da müdafii bütün oturumlarda
hazır bulunmak yetkisine sahiptir.
Sanık hazır bulunmaksızın yapılan duruşmada eski hâle getirme koşulu
Madde 198 – (1) Duruşma, sanık hazır bulunmaksızın yapılırsa,
mahkemenin karar ve işlemlerinin kendisine tebliği tarihinden itibaren
bir hafta içinde, sürenin geçmesinden doğan sonuçları gidermek için
sanık, kanunî nedenlere dayanarak, mahkemenin o karar ve işlemleri
hakkında eski hâle getirme isteminde bulunabilir.
(2) Ancak, sanık kendi istemi üzerine duruşmadan bağışık tutulmuş veya
müdafii aracılığıyla temsil edilmek yetkisini kullanmış olursa artık
eski hâle getirme isteminde bulunamaz.
Sanığın zorla getirilebilmesi
Madde 199 – (1) Mahkeme, sanığın hazır bulunmasına ve zorla getirme
kararı veya yakalama emriyle getirilmesine her zaman karar verebilir.
Sorgu sırasında sanığın mahkeme salonundan çıkarılabilmesi
Madde 200 – (1) Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya
bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu
ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar
verebilir.
(2) Sanık tekrar getirildiğinde, tutanaklar okunur ve gerektiğinde
içeriği anlatılır.
Doğrudan soru yöneltme
Madde 201 – (1) Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla
duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere
ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun
olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme
başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya
itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine,
mahkeme başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililer yeniden soru
sorabilir.
(2) Heyet halinde görev yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hâkimler,
birinci fıkrada belirtilen kişilere soru sorabilir.
Tercüman bulundurulacak hâller
Madde 202 – (1) Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde
Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla
duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir.
(2) Engelli olan sanığa veya mağdura, duruşmadaki iddia ve savunmaya
ilişkin esaslı noktalar, anlayabilecekleri biçimde anlatılır.
(3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, soruşturma evresinde dinlenen
şüpheli, mağdur veya tanıklar hakkında da uygulanır. Bu evrede
tercüman, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanır.(1)
–––––––––––––––––––––––––
(1) 24/1/2013 tarihli ve 6411 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu
fıkrada yer alan “Bu madde hükümleri,” ibaresi “Birinci ve ikinci
fıkra hükümleri,” şeklinde değiştirilmiştir.
9154-1
(4) (Ek: 24/1/2013-6411/ 1 md.) Ayrıca sanık; (1)
a) İddianamenin anlatılması,
b) Esas hakkındaki mütalaanın verilmesi,
üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini
beyan ettiği başka bir dilde yapabilir. Bu durumda tercüme hizmetleri,
beşinci fıkra uyarınca oluşturulan listeden, sanığın seçeceği tercüman
tarafından yerine getirilir. Bu tercümanın giderleri Devlet
Hazinesince karşılanmaz. Bu imkân, yargılamanın sürüncemede
bırakılması amacına yönelik olarak kötüye kullanılamaz.
(5) (Ek: 24/1/2013-6411/ 1 md.) Tercümanlar, il adlî yargı adalet
komisyonlarınca her yıl düzenlenen listede yer alan kişiler arasından
seçilirler. Cumhuriyet savcıları ve hâkimler yalnız bulundukları il
bakımından oluşturulmuş listelerden değil, diğer illerde oluşturulmuş
listelerden de tercüman seçebilirler. Bu listelerin düzenlenmesine
ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Duruşmanın Düzen ve Disiplini
Hâkim veya başkanın yetkisi
Madde 203 – (1) Duruşmanın düzeni, mahkeme başkanı veya hâkim
tarafından sağlanır.
(2) Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın düzenini bozan kişinin,
savunma hakkının kullanılmasını engellememek koşuluyla salondan
çıkarılmasını emreder.
–––––––––––––––––––––––––
(1) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle, bu
fıkranın (a) bendinde yer alan “okunması” ibaresi “anlatılması”
şeklinde değiştirilmiştir.
9155
(3) Kişi dışarı çıkarılması sırasında direnç gösterir veya
karışıklıklara neden olursa yakalanır ve hâkim veya mahkeme
tarafından, avukatlar hariç, verilecek bir kararla derhâl dört güne
kadar disiplin hapsine konulabilir. Ancak çocuklar hakkında disiplin
hapsi uygulanmaz.
Sanığın dışarı çıkarılması
Madde 204 – (1) Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın
düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık,
duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır
bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu
görmezse, oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın
müdafii yoksa, mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister.
Oturuma yeniden alınmasına karar verilen sanığa, yokluğunda yapılan
işlemler açıklanır.
Duruşma sırasında işlenen suç hakkında işlem
Madde 205 – (1) Bir kimse, duruşma sırasında bir suç işlerse, mahkeme
olayı tespit eder ve bu hususta düzenleyeceği tutanağı yetkili makama
gönderir; gerek görürse failin tutuklanmasına da karar verebilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Delillerin Ortaya Konulması ve Tartışılması
Delillerin ortaya konulması ve reddi
Madde 206 – (1) Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya
konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 - 5353/29 md.) Ancak,
sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle
sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel
olmaz. Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir.
(2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde
reddolunur:
a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.
b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa.
c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa.
(3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza
gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin
ortaya konulmasından vazgeçilebilir.
(4) (Mülga: 25/5/2005 - 5353/29 md.)
Delil ve olayın geç bildirilmesi
Madde 207 – (1) Delilin ortaya konulması istemi, bunun veya ispat
edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olması nedeniyle reddedilemez.
Tanığın duruşma salonundan ayrılması
Madde 208 – (1) Tanıklar, dinlendikten sonra ancak mahkeme başkanı
veya hâkimin izniyle duruşma salonundan ayrılabilir.
Duruşmada anlatılması zorunlu belge ve tutanaklar (1)
Madde 209 – (1) Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan sanığa ait
sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade
tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak
kullanılacak belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın
kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler,
duruşmada anlatılır. (1)
(2) Sanığa veya mağdura ait kişisel verilerin yer aldığı belgelerin,
açıkça istemeleri halinde, kapalı oturumda anlatılmasına mahkemece
karar verilebilir. (1)
____________
(1) 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 97 nci maddesiyle bu
maddenin başlığında yer alan “okunması” ibaresi “anlatılması”
şeklinde, birinci fıkrasında yer alan “okunur” ibaresi “anlatılır”
şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “okunmasına” ibaresi
“anlatılmasına” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018
tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 91 inci maddesiyle aynen kabul edilerek
kanunlaşmıştır.
9156
Duruşmada okunmayacak belgeler
Madde 210 – (1) Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret
ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme
sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması
dinleme yerine geçemez.
(2) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişi, duruşmada tanıklıktan
çekindiğinde, önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz.
Duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belgeler
Madde 211 – (1) a) Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş veya akıl
hastalığına tutulmuş olur veya bulunduğu yer öğrenilemezse,
b) Tanık veya sanığın suç ortağının duruşmada hazır bulunması,
hastalık, malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir
nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı değilse,
c) İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır
bulunması gerekli sayılmıyorsa,
Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce yapılan dinleme sırasında
düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu belgeler
okunabilir.
(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanık veya müdafii
birinci fıkrada belirtilenlerin dışında kalan tutanakların okunmasına
birlikte rıza gösterebilirler.
Tanığın önceki ifadesinin okunması
Madde 212 – (1) Tanık, bir hususu hatırlayamadığını söylerse önceki
ifadesini içeren tutanağın ilgili kısmı okunarak hatırlamasına yardım
edilir.
(2) Tanığın duruşmadaki ifadesiyle önceki ifadesi arasında çelişki
bulunduğunda, evvelce alınmış ifadesi okunarak çelişkinin
giderilmesine çalışılır.
Sanığın önceki ifadesinin okunması
Madde 213 – (1) Aralarında çelişki bulunması halinde; sanığın, hâkim
veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet savcısı
tarafından alınan veya müdafiinin hazır bulunduğu kolluk ifadesine
ilişkin tutanaklar duruşmada okunabilir.
Rapor, belge ve diğer yazıların okunması
Madde 214 – (1) Bir açıklamayı ve görüşü içeren resmî belge ve diğer
yazılar ve fennî muayene ve doktor raporlarının okunmasından sonra
gerekli görülürse belge ve diğer yazılar veya raporda imzası
bulunanlar, açıklamada bulunmak üzere duruşmaya çağrılabilirler.
(2) Açıklama ve görüş veya rapor bir kurul tarafından verilmişse
mahkeme, kurulun görüşünü açıklamak üzere görevi, üyelerden birine
vermeyi kurula önerebilir.
(3) Bilimsel görüşlere ilişkin açıklama, bu Kanunun 68 inci madde
hükümlerine göre yapılır.
Dinleme ve okumadan sonra diyeceğin sorulması
Madde 215 – (1) Suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin
dinlenmesinden ve herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara
karşı bir diyecekleri olup olmadığı katılana veya vekiline, Cumhuriyet
savcısına, sanığa ve müdafiine sorulur.
Delillerin tartışılması
Madde 216 – (1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz,
sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve
müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.
(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya
kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî
temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin
açıklamalarına cevap verebilir.
9157
(3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. (Ek cümle:
15/8/2017-KHK-694/148 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/143 md.) Bu
aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel
teşkil etmez.
Delilleri takdir yetkisi
Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve
huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin
vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü
delille ispat edilebilir.
Ceza mahkemelerinin ek yetkisi
Madde 218 – (1) Yüklenen suçun ispatı, ceza mahkemelerinden başka bir
mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözümüne bağlı ise; ceza
mahkemesi bu sorunla ilgili olarak da bu Kanun hükümlerine göre karar
verebilir. Ancak, bu sorunla ilgili olarak görevli mahkemede dava
açılması veya açılmış davanın sonuçlanması ile ilgili olarak bekletici
sorun kararı verebilir.
(2) Kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri
bakımından tespitiyle ilgili bir sorunla karşılaşılması halinde;
mahkeme, ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözerek
hükmünü verir.
 
BEŞİNCİ BÖLÜM
Duruşma Tutanağı
Duruşma tutanağı
Madde 219 – (1) Duruşma için tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı
veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır. Duruşmada yapılan
işlemlerin teknik araçlarla kayda alınması halinde, bu kayıtlar vakit
geçirilmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülerek mahkeme başkanı veya
hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.
(2) Mahkeme başkanının mazereti bulunursa tutanak, üyelerin en
kıdemlisi tarafından imzalanır.
Duruşma tutanağının başlığı
Madde 220 – (1) Duruşma tutanağının başlığında;
a) Duruşmanın yapıldığı mahkemenin adı,
b) Oturum tarihleri,
c) Hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin adı ve soyadı,
Belirtilir.
Duruşma tutanağının içeriği
Madde 221 – (1) Duruşma tutanağında;
a) Oturumlara katılan sanığın, müdafiin, katılanın, vekilinin, kanunî
temsilcisinin, bilirkişinin, tercümanın, teknik danışmanın adı ve
soyadı,
b) Duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün
bütün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlar,
c) Sanık açıklamaları,
d) Tanık ifadeleri,
e) Bilirkişi ve teknik danışman açıklamaları,
f) Okunan veya okunmasından vazgeçilen belge ve yazılar,
g) İstemler, reddi halinde gerekçesi,
h) Verilen kararlar,
9158
i) Hüküm,
Yer alır.
Duruşma tutanağının ispat gücü
Madde 222 – (1) Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve
esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat
olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir.
İKİNCİ KISIM
Kamu Davasının Sona Ermesi
BİRİNCİ BÖLÜM
Duruşmanın Sona Ermesi ve Hüküm
Duruşmanın sona ermesi ve hüküm
Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm
verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik
tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir
hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya
sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/30 md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı
fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk
hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında
mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya
mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine
hükmolunur.
9159
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm
veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da
soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması
hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya
kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz
gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma
kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza
verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik
kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı
Madde 224 – (1) Mahkemece karar ve hükümler oybirliği veya
oyçokluğuyla verilir.
(2) Karşı oya tutanakta yer verilir; gerekçesi de tutanakta
gösterilir.
Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi
Madde 225 – (1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça
ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.
(2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı
değildir.
 
İKİNCİ BÖLÜM
Suç Niteliğinde Değişiklik
Suçun niteliğinin değişmesi
Madde 226 – (1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce
haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça,
iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun
hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
(2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin
uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya
çıktığında aynı hüküm uygulanır.
(3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek
savunmasını hazırlaması için süre verilir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır.
Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır.
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Karar ve Hüküm
Müzakereye katılacak hâkimler
Madde 227 – (1) Müzakerede ancak karara ve hükme katılacak hâkimler
bulunur.
(2) Mahkeme başkanı, mahkemesinde staj yapmakta olan hâkim ve avukat
adaylarının müzakere sırasında hazır bulunmalarına izin verebilir.
9160
Müzakerenin yönetimi
Madde 228 – (1) Müzakereyi mahkeme başkanı yönetir.
Oyların toplanması
Madde 229 – (1) Mahkeme başkanı, kıdemsiz üyeden başlayarak oyları
ayrı ayrı toplar ve en sonra kendi oyunu verir.
(2) Mahkeme başkan ve üyelerinden hiçbiri herhangi bir konu veya sorun
üzerinde azınlıkta kaldığını ileri sürerek oylamaya katılmaktan
çekinemez.
(3) Oylar dağılırsa sanığın en çok aleyhine olan oy, çoğunluk meydana
gelinceye kadar kendisine daha yakın olan oya eklenir.
Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar
Madde 230 – (1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar
gösterilir:
a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve
reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde
bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve
açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve
bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate
alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62 nci maddelerinde belirlenen sıra
ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı
maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra
uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya
tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin
uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine
ait dayanaklar.
(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223 üncü maddenin ikinci fıkrasında
belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223
üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden
hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir
karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede
gösterilir.
Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (1)
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara
göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii
ve süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan
yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli
hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında
bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (2)
–––––––––––––––––––––––––
(1) Bu madde başlığı “Hükmün açıklanması” iken, 6/12/2006 tarihli ve
5560 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde
değiştirilmiştir.
(2) 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 562 nci maddesiyle bu
fıkrada yer alan “bir yıl” ibaresi “iki yıl” olarak değiştirilmiş ve
metne işlenmiştir.
9160-1
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği
hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen
iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen
giderilmesi,
gerekir. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/7 md.) Sanığın kabul etmemesi
hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa
süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine
tâbi tutulur. (Ek cümle: 18/6/2014-6545/72 md.) Denetim süresi içinde,
kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla
olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli
serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam
etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda
veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının
gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü
yerine getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde
belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında
mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler
halinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.)Denetim süresi içinde kasten yeni bir
suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin
yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan
hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir
suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin
yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın
durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir
kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde
hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara
çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.
9160-2
(12) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına itiraz edilebilir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu
kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde,
bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik: 23/1/2008 – 5728/562 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174
üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan
suçlarla ilgili olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar
Madde 232 – (1) Hükmün başına, "Türk Milleti adına" verildiği yazılır.
(2) Hükmün başında;
a) Hükmü veren mahkemenin adı,
b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin,
Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun,
vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın
açık kimliği,
c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen
tutuklu olup olmadığı,
Yazılır.
(3) Hükmün gerekçesi ve varsa karşı oy gerekçesi, tümüyle tutanağa
geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava
dosyasına konulur. (1)
(4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.
(5) (Değişik: 24/11/2016-6763/31 md.) Hüküm sonucu tefhim edildikten
sonra gerekçeli karar imzalanmadan hâkim ölür veya herhangi bir
sebeple kararı imzalayamayacak hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim edilen
hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalar. Toplu
mahkemelerde böyle bir durumun gerçekleşmesi hâlinde, hüküm diğer
hâkimler tarafından imzalanır ve başkan veya en kıdemli hâkim
tarafından, hükmün altına diğer hâkimin imza edememesinin sebebi
yazılarak imza olunur.
(6) Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne
olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının,
kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup
bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde
yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
(7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile
zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir.
–––––––––––––––––––––––––
(1) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “Hükmün gerekçesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve
varsa karşı oy gerekçesi” ibaresi eklenmiştir.
9161
DÖRDÜNCÜ KİTAP
Mağdur, Şikâyetçi, Malen Sorumlu, Katılan
BİRİNCİ KISIM
Suçun Mağduru ile Şikâyetçinin Hakları
Suçun mağduru ile şikâyetçinin çağırılması
Madde 233 – (1) Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme
başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir. (Ek
cümleler:8/7/2021-7331/21 md.) Kovuşturma evresine geçildiğinde çağrı
kâğıdına iddianame eklenir. Ayrıca, iddianameye ilişkin bilgiler ve
duruşma tarihi; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim
bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak
suretiyle de bildirilir.
(2) Bu hususta yapılacak çağrı ve zorla getirme bakımından tanıklara
ilişkin hükümler uygulanır.(2)
Mağdur ile şikâyetçinin hakları
Madde 234 – (1) Mağdur ile şikâyetçinin hakları şunlardır:
a) Soruşturma evresinde;
1. Delillerin toplanmasını isteme,
2. Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet
savcısından belge örneği isteme,
3. (Değişik: 24/7/2008-5793/40 md.) Vekili bulunmaması halinde, cinsel
saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren
suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
4. 153 üncü maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığı ile
soruşturma belgelerini ve elkonulan ve muhafazaya alınan eşyayı
inceletme,
5. Cumhuriyet savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına
kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma.
b) Kovuşturma evresinde;
1. Duruşmadan haberdar edilme,
2. Kamu davasına katılma,
3. Tutanak ve belgelerden (…) (1) örnek isteme, (1)
4. Tanıkların davetini isteme,
5. (Değişik: 24/7/2008-5793/40 md.) Vekili bulunmaması halinde, cinsel
saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren
suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
6. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı
kanun yollarına başvurma.
–––––––––––––––––––––––––
(1) Bu alt bentte yer alan “… vekili aracılığı ile…” ibaresi, Anayasa
Mahkemesi’nin 17/5/2012 tarihli ve E.: 2011/37, K.: 2012/69 sayılı
Kararı ile iptal edilmiştir.
(2) 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle bu
fıkraya “yapılacak çağrı” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve zorla
getirme” ibaresi eklenmiştir.
9162
(2) Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da
meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de
bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir.
(3) Bu haklar, suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve
bu husus tutanağa yazılır.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/21 md.) Soruşturma veya kovuşturma evresinde,
dava nakli veya adlî tıp işlemleri nedeniyle yerleşim yeri dışında bir
yere gitme zorunluluğu doğması hâlinde mağdurun yapmış olduğu
konaklama, iaşe ve ulaşım giderleri, 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı
Harcırah Kanunu hükümlerine göre Adalet Bakanlığı bütçesinden
karşılanır.
Mağdur ile şikâyetçinin davete uymamaları
Madde 235 – (1) Mağdur, şikâyetçi veya vekilinin, dilekçelerinde veya
tutanağa geçirilmiş olan beyanlarında belirttikleri adresleri
tebligata esas alınır.
(2) Bu adrese çıkartılan çağrıya rağmen gelmeyen kimseye yeniden
tebligatta bulunulmaz.
(3) Belirtilen adresin yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin
bildirilmemesi nedeniyle tebligat yapılamaması hâllerinde adresin
araştırılması gerekmez.
(4) Bu kimselerin beyanının alınması zorunlu görüldüğü hâllerde üçüncü
fıkra uygulanmaz.
Mağdur ile şikâyetçinin dinlenmesi
Madde 236 – (1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç,
tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.
(2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu
suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa
dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk
arz eden haller saklıdır.
(3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi
bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında
psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi
bulundurulur. (Mülga cümle:17/10/2019-7188/22 md.) (…)
(4) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Cumhuriyet savcısı veya hâkim
tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da
şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu
değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanları özel ortamda
uzmanlar aracılığıyla alınır.
(5) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 103 üncü
maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan
çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet
veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar
aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır.
Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması
açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem
yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya
görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar
aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî
sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu
fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilir.
9162-1
(6) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin
ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma
evresindeki beyanları bakımından da beşinci fıkra hükmü uygulanır.
Ancak, beyan ve görüntülerin kayda alınmasında mağdurun rızası aranır.
(7) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında
alınan beyan ve görüntü kayıtları dava dosyasında saklanır, kimseye
verilmez ve gizliliği için gerekli tedbirler alınır.
(8) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında
alınan beyan ve görüntü kayıtları, yazılı tutanağa dönüştürülür. Bu
tutanak, talepte bulunan şüpheli, sanık, müdafii, mağdur, vekil veya
kanuni temsilciye verilir. Beyan ve görüntü kayıtları bu kişilere
soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde gizliliği korunmak
suretiyle izletilebilir.
 
İKİNCİ KISIM
Kamu Davasına Katılma
Kamu davasına katılma
Madde 237 – (1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile
malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin
her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını
bildirerek kamu davasına katılabilirler.
(2) Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz.
Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara
bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça
belirtilmişse incelenip karara bağlanır.
Katılma usulü
Madde 238 – (1) Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye
dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun
duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur.
(2) Duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar
görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur.
(3) Cumhuriyet savcısının, sanık ve varsa müdafiinin dinlenmesinden
sonra davaya katılma isteminin uygun olup olmadığına karar verilir.
(4) (Mülga: 18/6/2014 - 6545/103 md.)
9163
Katılanın hakları
Madde 239 – (1) (Değişik: 24/7/2008-5793/41 md.) Mağdur veya suçtan
zarar gören davaya katıldığında, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı
beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından
kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir.
(2) Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya
kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukat
görevlendirilmesi için istem aranmaz.
Katılmanın davaya etkisi
Madde 240 – (1) Katılma davayı durdurmaz.
(2) Tarihi belirlenmiş olan duruşma ve yargılama usulüne ilişkin diğer
işlemler vaktin darlığından dolayı katılan kimse çağrılamayacak veya
kendisine haber verilemeyecek olsa bile belirli gününde yapılır.
Katılmadan önceki kararlara itiraz
Madde 241 – (1) Katılmadan önce verilmiş olan kararlar katılana tebliğ
edilmez.
(2) Bu kararlara karşı kanun yoluna başvurabilmesi için Cumhuriyet
savcısı için öngörülen sürenin geçmesiyle katılan da başvuru hakkını
kaybeder.
Katılanın kanun yoluna başvurması
Madde 242 – (1) Katılan, Cumhuriyet savcısına bağlı olmaksızın kanun
yollarına başvurabilir.
(2) Karar, katılanın başvurusu üzerine bozulursa, Cumhuriyet savcısı
işi yeniden takip eder.
Katılmanın hükümsüz kalması
Madde 243 – (1) Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz
kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya
katılabilirler.
 
BEŞİNCİ KİTAP
Özel Yargılama Usulleri
BİRİNCİ KISIM
Gaiplerin ve Kaçakların Yargılanması, Tüzel Kişilerin Soruşturmada ve
Kovuşturmada Temsili, Bazı Suçlara İlişkin Muhakeme Usulü
BİRİNCİ BÖLÜM
Gaiplerin Yargılanması
Gaibin tanımı ve yapılabilecek işlemler
Madde 244 – (1) Bulunduğu yer bilinmeyen veya yurt dışında bulunup da
yetkili mahkeme önüne getirilemeyen veya getirilmesi uygun bulunmayan
sanık gaip sayılır.
(2) Gaip hakkında duruşma açılmaz; mahkeme, delillerin ele geçirilmesi
veya korunması amacıyla gerekli işlemleri yapar.
(3) Bu işlemler naip hâkim veya istinabe olunan mahkeme aracılığıyla
da yapılabilir.
(4) Bu işlemler sırasında sanığın müdafii veya kanunî temsilcisi veya
eşi hazır bulunabilir. Gerektiğinde, mahkemece barodan bir müdafi
görevlendirilmesi istenir.
Gaibe ihtar
Madde 245 – (1) Adresi bilinmeyen gaibe, mahkeme önüne gelmesi veya
adresini bildirmesi hususları uygun bir iletişim aracıyla ihtar
edilir.
9164
Sanığa verilecek güvence belgesi
Madde 246 – (1) Mahkeme, gaip olan sanık hakkında duruşmaya gelmesi
hâlinde tutuklanmayacağı hususunda bir güvence belgesi verebilir ve bu
güvence koşullara bağlanabilir.
(2) Sanık, hapis cezası ile mahkûm olur veya kaçmak hazırlığında
bulunur veya güvence belgesinin bağlı olduğu koşullara uymazsa
belgenin hükmü kalmaz.
İKİNCİ BÖLÜM
Kaçakların Yargılanması
Kaçağın tanımı (1)(2)
Madde 247 – (1) Hakkındaki soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz
kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede
bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından
kendisine ulaşılamayan kişiye kaçak denir. (1)
(2) (Ek: 25/5/2005 - 5353/31 md.) Hakkında, 248 inci maddenin ikinci
fıkrasında belirtilen suçlardan dolayı soruşturma veya kovuşturma
başlatılmış olan şüpheli veya sanığın, yetkili Cumhuriyet savcısı veya
mahkemece usulüne göre yapılan tebligata uymamasından dolayı verilen
zorla getirilme kararı da yerine getirilemez ise, Cumhuriyet savcısı
veya mahkeme; (1)(2)
a) Çağrının bir gazete ile şüpheli veya sanığın bilinen konutunun
kapısına asılmak suretiyle ilânına karar verir; yapılacak ilânlarda,
onbeş gün içinde gelmediği takdirde 248 inci maddede gösterilen
tedbirlere hükmedilebileceğini ayrıca açıklar, (1)
b) Bu işlemlerin yerine getirildiğinin bir tutanak ile saptanmasından
itibaren onbeş gün içinde başvurmayan şüpheli veya sanığın kaçak
olduğuna karar verir. (3)
(3) Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce
sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet kararı verilemez. (2)
(4) Duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme
barodan bir avukat görevlendirilmesini ister. (2)
–––––––––––––––––––
(1) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasına “Hakkındaki” ibaresinden sonra gelmek üzere
“soruşturmanın veya” ibaresi, “bu nedenle” ibaresinden sonra gelmek
üzere “Cumhuriyet savcısı veya” ibaresi, ikinci fıkrasına “dolayı”
ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturma veya” ibaresi, “olan”
ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi, “yetkili” ve
“ise,” ibarelerinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısı veya”
ibaresi ve aynı fıkranın (a) bendine “gazete ile” ibaresinden sonra
gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi eklenmiştir.
(2) Bu maddeye 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 31 inci
maddesiyle ikinci fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül
ettirilmiştir.
(3) 2/1/2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 12 nci maddesiyle, bu bende
“başvurmayan” ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi
eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanunun
11 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
9165
Zorlama amaçlı elkoyma ve teminat belgesi (1)(2)
Madde 248 – (1) Kaçağın Cumhuriyet savcısına başvurmasını veya
duruşmaya gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye'de bulunan mallarına,
hak ve alacaklarına amaçla orantılı olarak Cumhuriyet savcısının
istemi üzerine sulh ceza hâkimi veya mahkeme kararıyla elkonulabilir
ve gerektiğinde idaresi için kayyım atanır. Elkoyma ve kayyım atama
kararı müdafiine bildirilir. (1)(2)
(2) Birinci fıkra hükmü;
a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),
3. Hırsızlık (madde 141, 142),
4. Yağma (madde 148, 149),
5. Güveni kötüye kullanma (madde 155),
6. Dolandırıcılık (madde 157, 158),
7. Hileli iflas (madde 161),
8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
9. Parada sahtecilik (madde 197),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220),
11. Zimmet (madde 247),
12. İrtikâp (madde 250),
13. Rüşvet (madde 252),
14. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
15. Edimin ifasına fesat karıştırma (madde 236),
16. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306,
307, 308),
17. (Ek: 24/11/2016-6763/33 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin
İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313), (1)
18. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde
315),
19. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330,
331, 333, 334, 335, 336, 337),
Suçları,
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı
fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
–––––––––––––––––––––––––
(1) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasına “sanığın” ibaresinden sonra gelmek üzere
“Cumhuriyet savcısına başvurmasını veya” ibaresi ve “orantılı olarak”
ibaresinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısının istemi üzerine
sulh ceza hâkimi veya” ibaresi eklenmiş; ikinci fıkrasının (a) bendine
(16) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (17) numaralı alt bent
eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
(2) 2/1/2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 13 üncü maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasında yer alan “Kaçak sanığın” ibaresi “Kaçağın”
şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7072
sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
9167
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar,
Hakkında uygulanır.
(3) Elkonulan mal, hak ve alacakların korunmasında, elkoymaya ilişkin
hükümler uygulanır. Tedbirlere ilişkin kararların özetinin bir
gazetede ilânına sulh ceza hâkimince veya mahkemece karar
verilebilir. (1)
(4) Kaçak yakalandığında veya kendiliğinden gelerek teslim olduğunda
elkoymanın kaldırılmasına karar verilir.
(5) Kaçak hakkında 100 üncü ve sonraki maddeler gereğince, sulh ceza
hâkimi veya mahkeme tarafından yokluğunda tutuklama kararı
verilebilir.
(6) Sulh ceza hâkimi veya mahkeme elkoymaya karar verdiğinde, kaçağın
yasal olarak bakmakla yükümlü bulunduğu yakınlarının alınan tedbirler
nedeniyle yoksulluğa düşebileceklerini saptarsa, bunların geçimlerini
sağlamak üzere, elkonulan mal varlığından sosyal durumları ile
orantılı miktarda yardımda bulunulması konusunda kayyıma izin verir.
(2)
(7) 246 ncı madde hükmü kaçaklar hakkında da uygulanır.
(8) Bu kararlara karşı itiraz edilebilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Tüzel Kişilerin Soruşturmada ve Kovuşturmada Temsili
Tüzel kişinin temsili
Madde 249 – (1) Bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenen
suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada tüzel kişinin
organ veya temsilcisi, katılan veya savunma makamı yanında yer alan
sıfatıyla duruşmaya kabul edilir.
(2) Bu durumda, tüzel kişinin organ veya temsilcisi bu Kanunun
katılana veya sanığa sağladığı haklardan yararlanır.
(3) Birinci fıkra hükmü, sanığın aynı zamanda tüzel kişinin organ veya
temsilcisi sıfatını taşıması hâlinde uygulanmaz.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Bazı Suçlara İlişkin Muhakeme
Seri muhakeme usulü
Madde 250 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte
Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/23 md.)
(1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu
davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri
muhakeme usulü uygulanır:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),
–––––––––––––––––––––––––
(1) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “ilânına” ibaresinden sonra gelmek üzere “sulh ceza
hâkimince veya” ibaresi eklenmiştir.
(2) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimi veya mahkeme”
şeklinde değiştirilmiştir.
9167-1
2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170),
3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü
fıkra),
4. Gürültüye neden olma (madde 183),
5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),
6. Mühür bozma (madde 203),
7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),
8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci
fıkra),
9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde
268),
suçları.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile
Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin birinci, üçüncü ve
beşinci fıkraları ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü
fıkralarında belirtilen suçlar.
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin
birinci fıkrasında belirtilen suç.
d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri
Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen
suç.
e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç.
(2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri
muhakeme usulü hakkında bilgilendirir.
(3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması
şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul
etmesi hâlinde bu usul uygulanır.
(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci
fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni
tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği
temel cezadan ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin
hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim
uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.(1)
(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası
Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza
Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya
51 inci maddesine göre ertelenebilir.
(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet
savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen
uygulanabilir.
(7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine
ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez.
(8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün
uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep
yazısında;
a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,
b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya
kanuni temsilcisi,
c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,
d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma
ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,
g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği,
h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise
bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri,
gösterilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/22 md.) Bu fıkraya aykırı olarak
düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım
hakkında 231 inci veya Türk Ceza Kanununun 50 nci ve 51 inci
maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya da
teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri
belirtilmediği anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması
amacıyla mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet
savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar
düzeltildikten sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye
gönderilir.
(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü
fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü
kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı
verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen
yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri
doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve
soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı
Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye
gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.(2)
(10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya
soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla
Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri
muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün
uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma
işlemlerinde delil olarak kullanılamaz.
___________
(1) 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu
fıkraya “temel cezadan” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve koşulları
bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan
sonra belirlenen cezadan” ibaresi eklenmiştir.
(2) 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme
usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım
doğrultusunda” ibaresi “şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme
usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet
kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında
belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra
hükümleri doğrultusunda” şeklinde değiştirilmiştir.
9168
(11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin
bu usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü
uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/22 md.) Seri muhakeme usulü, bu
kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte
işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.
(12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı ile sağır ve
dilsizlik hâllerinde uygulanmaz.
(13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer
alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle
şüpheliye ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz.
(14) (Değişik:8/7/2021-7331/22 md.) Dokuzuncu fıkra kapsamında
mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı
üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler.
(15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet
Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
Basit yargılama usulü
Madde 251 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte
Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/24 md.)
(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para
cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını
gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar
verilebilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/23 md.) 175 inci maddenin ikinci
fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama
usulü uygulanmaz.
(2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde
mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek,
beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri
istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu
da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve
kuruluşlardan talep edilir.
(3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece
duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın,
Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223
üncü maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet
kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.
(4) Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası
seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya
da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması
kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.
(5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir.
(6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm
verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler
uyarınca yargılamaya devam edilebilir.
(7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve
dilsizlik hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da
talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz.
(8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama
girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.
Basit yargılama usulünde itiraz
Madde 252 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte
Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/25 md.)
(1) 251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir.
Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir.
(2) İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel
hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma
yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir.
Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce
itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş
sayılır.
9168-1
(3) Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken, 251 inci madde
kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı
değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı
hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan indirim
korunur.
(4) İtiraz üzerine verilen hükmün sanık lehine olması hâlinde, bu
hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı
varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen kararlardan yararlanır.
(5) İkinci fıkra uyarınca verilen hükümlere karşı genel hükümlere göre
kanun yoluna başvurulabilir.
(6) Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun
yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince
değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca
itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler
yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine
gönderir.
İKİNCİ KISIM
Uzlaşma ve Müsadere
BİRİNCİ BÖLÜM
Uzlaşma
Uzlaştırma (1)
Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören
gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde
bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda
yer alan;
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit (madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.)(2) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık (madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.)(2) Güveni kötüye kullanma (madde 155),
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık (madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.)(2) Suç eşyasının satın alınması veya
kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki
bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun veya suçtan zarar görenin
gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen
çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya
adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç
olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak
uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması
gerekir.
–––––––––––––––––––––––––
(1) Bu madde başlığı “Uzlaşma” iken, 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı
Kanunun 34 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, aynı
maddenin birinci fıkrasının (b) bendine mevcut (2) ve (3) numaralı alt
bentlerinden sonra gelmek üzere (3), (5) ve (6) numaralı alt bentler
eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
(2) 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle (b)
bendinin mevcut (4), (5) ve (6) numaralı alt bentlerinden sonra gelmek
üzere sırasıyla alt bentler eklenmiş ve bent numaraları buna göre
teselsül ettirilmiştir.
9168-2
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, (…)(1)
cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 - 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun,
bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı
işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (1)(4)
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası
açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma
bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı,
şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde
bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması
halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı,
uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da
yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma
teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği
takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. (2)
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti
ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer
alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle
mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî
temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin
soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur
veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma
tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile
reddi sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz
önünde bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir.
Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın gizliliği ilkesine
uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır. (3)
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini
sonuçlandırır. Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında yirmi günü
geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir. (3)(4)
–––––––––––––––––––––––––
(1) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile”
ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
(2) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “hâlinde, Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine
adlî kolluk görevlisi” ibaresi “ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı” şeklinde ve “Cumhuriyet
savcısı” ibaresi “Uzlaştırmacı,” şeklinde değiştirilmiştir.
(3) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu
fıkrada yer alan “Cumhuriyet savcısı” ibaresi “Uzlaştırma bürosu”
şeklinde değiştirilmiştir.
(4) 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle üçüncü
fıkraya “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı”
ibaresi eklenmiş, onikinci fıkrada yer alan “en çok yirmi gün daha”
ibaresi “her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez”
şeklinde değiştirilmiştir.
9168-3
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci,
müdafi ve vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin
kendisi veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere
katılmaktan imtina etmesi halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma bürosuna
verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da
içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu soruşturma dosyasını,
raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına gönderir. (1)
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç
iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak
uzlaştıklarını beyan edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya
belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza
eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi
halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin
yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması
veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi
kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının
açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin
yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki
şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde,
soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan
davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine
getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam
mahiyetini haiz belgelerden sayılır.
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi
bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma
teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren, uzlaştırma girişiminin
sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek
uzlaştırma bürosuna verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile
kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez. (1)
–––––––––––––––––––––––––
(1) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu
fıkralarda yer alan “Cumhuriyet savcısına” ibareleri “uzlaştırma
bürosuna” şeklinde değiştirilmiştir.
9168-4
(22) (Değişik birinci cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya
Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir.
Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama
giderlerinden sayılır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler
Devlet Hazinesi tarafından karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet
savcısı ile personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, avukatların
veya hukuk öğrenimi görmüş kişilerin yer aldığı, Adalet Bakanlığı
tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilir.
Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma
dosyaları, uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları
tarafından sonuçlandırılır.
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek
kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile
uzlaştırmacı sicili, uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının
listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan
uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve esasları, uzlaştırma teklifi
ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve raporda yer alacak konular
ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet
Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma (1)
Madde 254 – (Değişik: 6/12/2006-5560/25 md.)
(1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma
kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası,
uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre
yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir. (1)
(2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar
verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci
maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı
işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten
sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme
tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar
aranmaksızın, hüküm açıklanır.
–––––––––––––––––––––––––
(1) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasında yer alan “uzlaştırma işlemleri” ibaresi
“kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin” şeklinde ve “göre,
mahkeme tarafından yapılır.” ibaresi “göre yerine getirilmesi için
uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklinde değiştirilmiştir.
9169
Birden çok fail bulunması hâlinde uzlaşma
Madde 255 – (1) Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın birden
çok kişi tarafından işlenen suçlarda, ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan
yararlanır.
İKİNCİ BÖLÜM
Müsadere Usulü
Başvuru
Madde 256 – (1) Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu
davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir
karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya
katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir.
(2) Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi gereken eşya veya
malvarlığı değerleri ile ilgili olarak esasla birlikte bir karar
verilmemiş olması durumunda, mahkemece re'sen veya ilgililerin istemi
üzerine bunların iadesine karar verilir.
Duruşma ve karar
Madde 257 – (1) 256 ncı maddeye göre verilmesi gereken kararlar,
duruşmalı olarak verilir.
(2) Müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri
üzerinde hakkı olan kimseler de duruşmaya çağrılır. Bu kişiler,
sanığın sahip olduğu hakları kullanabilirler.
(3) Çağrıya uymamaları, işlemin ertelenmesine neden olmaz ve hükmün
verilmesini engellemez.
Kanun yolu
Madde 258 – (1) 256 ncı maddeye göre verilecek hükümlere karşı
Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257 nci maddede belirlenen kişiler için
istinaf yolu açıktır.
Suç konusu olmayan eşyanın müsaderesi
Madde 259 – (1) Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi bulunan
eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından duruşma yapılmaksızın
karar verilir.
 
ALTINCI KİTAP
Kanun Yolları
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
Kanun yollarına başvurma hakkı
Madde 260 – (1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı,
şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile
katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını
alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları
açıktır.
(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/73 md.) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan
Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye
ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet
savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun
yollarına başvurabilirler.
9170
(3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına
başvurabilir.
Avukatın başvurma hakkı
Madde 261 – (1) Avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği
kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına
başvurabilir.
Yasal temsilcinin ve eşin başvurma hakkı
Madde 262 – (1) Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi, şüpheli
veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden
başvurabilirler. Şüphelinin veya sanığın başvurusuna ilişkin hükümler,
bunlar tarafından yapılacak başvuru ve onu izleyen işlemler için de
geçerlidir.
Tutuklunun kanun yollarına başvurması
Madde 263 – (1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine
veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda
bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına
başvurabilir.
(2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı
veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları
belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa
bir örneği verilir.
(3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem
yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir.
Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder.
(4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne
göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen
süreler kesilmiş sayılır.
Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma
Madde 264 – (1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya
merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan
kaldırmaz.
(2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve
yetkili olan mercie gönderir.
Cumhuriyet savcısının başvuru sonucunun kapsamı
Madde 265 – (1) Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhine kanun yoluna
gidilen karar, sanık lehine bozulabilir veya değiştirilebilir.
Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine başvurduğunda, yeniden
verilen hüküm önceki hükümde tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir
cezayı içeremez.
Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi
Madde 266 – (1) Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan vazgeçilmesi,
mercii tarafından karar verilinceye kadar geçerlidir. Ancak,
Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan onun
rızası olmaksızın vazgeçilemez.
(2) Müdafiin veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu
hususta özel yetkili kılınmış olması koşuluna bağlıdır.
(3) 150 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan
şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya
başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile
müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır.
9171
 
İKİNCİ KISIM
Olağan Kanun Yolları
BİRİNCİ BÖLÜM
İtiraz
İtiraz olunabilecek kararlar
Madde 267 – (1) Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde,
mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
İtiraz usulü ve inceleme mercileri
Madde 268 – (1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun
ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin
kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie
verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt
kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen
beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde
hükmü saklıdır.
(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse
kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı
incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği kararlarına
yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza
hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen
hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır
ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa,
yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu
yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu
yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza
mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.
b) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) İtiraz üzerine ilk defa sulh ceza
hâkimliği tarafından verilen tutuklama kararlarına itiraz edilmesi
durumunda da (a) bendindeki usul uygulanır. Ancak, ilk tutuklama
talebini reddeden sulh ceza hâkimliği, tutuklama kararını itiraz
mercii olarak inceleyemez.(1)
c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak
itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza
mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar
hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin
birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini
izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır
ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine
aittir.
d) Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup
oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme
kararlarına karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre
bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir.
e) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay
ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri
kararlara yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin
başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla
izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza
dairesi inceler.
İtirazın kararın yerine getirilmesinde etkisi
Madde 269 – (1) İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması
sonucunu doğurmaz.
(2) Ancak, kararına itiraz edilen makam veya kararı inceleyecek merci,
geri bırakılmasına karar verebilir.
İtirazın Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve
araştırma yapılması
Madde 270 – (1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi
için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci,
inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların
yapılmasını da emredebilir.
(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve 105 inci maddeler uyarınca
yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması
durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli,
sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir.
_______________
(1) 7331 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle 1/1/2022 tarihinde
yürürlüğe girmek üzere bu bent değiştirilmiştir. Söz konusu düzenleme,
yürürlüğe girdiği tarihte Mevzuat Bilgi Sistemine işlenecek olup
mezkur düzenlemeyi görmek için 14/7/2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmî
Gazete’ye bakınız.
9172
Karar
Madde 271 – (1) Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz
hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli
görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.
(2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu
hakkında da karar verir.
(3) Karar mümkün olan en kısa sürede verilir.
(4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa
merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna
gidilebilir.
 
İKİNCİ BÖLÜM
İstinaf
İstinaf
Madde 272 – (1) İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı
istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis
cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re'sen
incelenir.
(2) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun
yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte
istinaf yoluna başvurulabilir.
(3) Ancak;
a) (Değişik: 31/3/2011-6217/23 md.) Hapis cezasından çevrilen adlî
para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk
Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,
b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren
suçlardan beraat hükümlerine,
c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere,
Karşı istinaf yoluna başvurulamaz. (Ek cümle:14/4/2020-7242/17 md.) Bu
suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
İstinaf istemi ve süresi
Madde 273 – (1) İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi
gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt
kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa
geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263
üncü madde hükmü saklıdır.
(2) Hüküm, istinaf yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda
açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar.
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/75 md.) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan
Cumhuriyet savcıları, mahkemelerinin yargı çevresi içerisindeki asliye
mahkemelerinin hükümlerine karşı, kararın o yer Cumhuriyet
başsavcılığına geliş tarihinden itibaren yedi gün içinde istinaf
yoluna başvurabilirler.
(4) Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma
isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını
alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya
beyanında, başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi inceleme
yapılmasına engel olmaz.
(5) Cumhuriyet savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini
gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça gösterir. Bu istem
ilgililere tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ tarihinden itibaren yedi
gün içinde bu husustaki cevaplarını bildirebilirler.
9173
Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin işlemesi
Madde 274 – (1) Sanık, yokluğunda aleyhine verilen hükümlere karşı
eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Eski hâle getirme süresi
içinde de istinaf süresi işler. Sanığın eski hâle getirme isteminde
bulunduğu hâllerde, ayrıca istinaf isteminde bulunması gerekir. Bu
hâlde istinaf istemi ile ilişkili işler, eski hâle getirme istemi
hakkında karar verilinceye kadar ertelenir.
İstinaf başvurusunun etkisi
Madde 275 – (1) Süresi içinde yapılan istinaf başvurusu, hükmün
kesinleşmesini engeller.
(2) Hüküm, istinaf yoluna başvuran Cumhuriyet savcısına veya
ilgililere gerekçesiyle birlikte açıklanmamışsa; hükme karşı istinaf
yoluna başvurulduğunun mahkemece öğrenilmesinden itibaren gerekçe,
yedi gün içinde tebliğ edilir.
İstinaf isteminin hükmü veren mahkemece reddi
Madde 276 – (1) İstinaf istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra veya
aleyhine istinaf yoluna başvurulamayacak bir hükme karşı yapılmışsa ya
da istinaf yoluna başvuranın buna hakkı yoksa, hükmü veren mahkeme bir
kararla dilekçeyi reddeder.
(2) İstinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer,
ret kararının kendilerine tebliğinden itibaren yedi gün içinde bölge
adliye mahkemesinden bu hususta bir karar vermesini isteyebilirler. Bu
takdirde dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir. Ancak, bu nedenle
hükmün infazı ertelenemez.
İstinaf isteminin tebliği ve cevabı (1)
Madde 277 – (1) 276 ncı maddeye göre hükmü veren mahkemece
reddedilmeyen istinaf dilekçesi veya beyana ilişkin tutanağın bir
örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden
itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevabını verebilir.
(2) Karşı taraf sanık ise, bir tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine
yapılacak bir beyanla da cevabını verebilir. Cevap verildikten veya
bunun için belirli süre bittikten sonra dava dosyası, bölge adliye
mahkemesine (…) (1) gönderilir. (1)
(3) 262 ve 263 üncü madde hükümleri saklıdır.
Dosyanın bölge adliye mahkemesinde tevzii (2)
Madde 278 – (Değişik: 15/8/2016-KHK-674/14 md.; Aynen kabul:
10/11/2016-6758/14 md.)
(1) Dava dosyası, bölge adliye mahkemesine geldiğinde işbölümüne göre
görevli ceza dairesine verilir. Daire, varsa tebligat eksikliklerinin
giderilmesini sağlar.
Dosya üzerinde ön inceleme
Madde 279 – (1) Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda;
a) Bölge adliye mahkemesinin yetkili olmadığının anlaşılması hâlinde
dosyanın yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilmesine,
b) Bölge adliye mahkemesine başvurunun süresi içinde yapılmadığının,
incelenmesi istenen kararın bölge adliye mahkemesinde incelenebilecek
kararlardan olmadığının, başvuranın buna hakkı bulunmadığının
anlaşılması hâlinde istinaf başvurusunun reddine,
Karar verilir. (Ek cümle: 18/6/2014-6545/76 md.) Bu kararlar itiraza
tabidir.
––––––––––––––––––––––
(1) 15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu
maddenin ikinci fıkrasında yer alan “sunulmak üzere, Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet
Başsavcılığına” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu
hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle
aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
(2) Bu madde başlığı “Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının
görevi” iken, 15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 14 üncü
maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiş olup, daha sonra bu
hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle
aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
9174
Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma(1)(2)(3)(4)
Madde 280 – (1) Bölge adliye mahkemesi, (…) (1) dosyayı ve dosyayla
birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi
bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde
herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin
yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine,
303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve
(h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın
düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, (2)(3)
b) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna
başvurma nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda
yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde,
hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
c) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.)(5) Başka bir araştırmaya ihtiyaç
duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren
şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha
az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar
verilmesini gerektiren hâllerde, hukuka aykırılığın düzeltilerek
istinaf başvurusunun esastan reddine,
d) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Olayın daha fazla araştırılmasına
ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik
tedbirlerine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hâllerde
hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci
fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir
hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve
dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk
derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer
bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, (3) (4)
f) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.)(5) Soruşturma veya kovuşturma şartının
gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün
uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde
görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması
hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve
hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi
yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine
gönderilmesine,
g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra (…) davanın
yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,(2)(3)
Karar verir.
––––––––––––––––––––––
(1) 15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasında yer alan “Cumhuriyet Başsavcılığının
tebliğnamesini,” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu
hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle
aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
(2) 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 77 nci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasının (a) bendine “303 üncü maddenin birinci
fıkrasının (c), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin
varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun
esastan reddine,” ibaresi eklenmiş; (c) bendinde yer alan “ilk derece
mahkemesinin kararını kaldırarak” ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.
(3) 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “(c)” ibaresi “(a),
(c), (d)” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (a) bendinden sonra
gelmek üzere (b) ve (c) bentleri eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri
(d) ve (e) bentleri olarak teselsül ettirilmiştir.
(4) 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 98 inci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan“maddede” ibaresi
“maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer
bentlerinde” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018
tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 92 nci maddesiyle aynen kabul edilerek
kanunlaşmıştır.
(5) 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle (b)
bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi, mevcut (d) bendinden sonra
gelmek üzere (f) bendi eklenmiş ve bentler buna göre teselsül
ettirilmiştir.
9174-1
(2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi
istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü
kaldırarak yeniden hüküm kurar.
(3) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca
verilen kararların sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf
isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa
bu sanıklar da istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan
yararlanırlar.
Duruşma hazırlığı (1)
Madde 281 – (1) Duruşma hazırlığı aşamasında bölge adliye mahkemesi
daire başkanı veya görevlendireceği üye, 175 inci madde hükümlerine
uygun olarak duruşma gününü saptar; gerekli çağrıları yapar. (Mülga
ikinci cümle: 20/7/2017-7035/16 md.) (…) (1)
(2) Mahkemece, gerekli görülen tanıkların, bilirkişilerin
dinlenilmesine ve keşfin yapılmasına karar verilir.
İstisnalar (2)(3)
Madde 282 – (1) Duruşma açıldığında aşağıda gösterilen istisnalar
dışında bu Kanunun duruşma hazırlığı, duruşma ve karara ilişkin
hükümleri uygulanır:
a) Duruşma, bu Kanunun öngördüğü genel hükümlere göre başladıktan
sonra görevlendirilen üyenin inceleme raporu anlatılır. (2)
b) İlk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü anlatılır. (2)
c) (Değişik: 20/7/2017-7035/17 md.) İlk derece mahkemesinde dinlenilen
tanıkların ifadelerini içeren tutanaklar ile keşif tutanakları ve
bilirkişi raporu anlatılır.
d) (Ek: 20/7/2017-7035/17 md.) Bölge adliye mahkemesi duruşma
hazırlığı aşamasında toplanan delil ve belgeler, yapılmışsa keşif ve
bilirkişi açıklamalarına ilişkin tutanak ve raporlar anlatılır. (2)(3)
e) Bölge adliye mahkemesi duruşmasında dinlenilmeleri gerekli görülen
tanık ve bilirkişiler çağrılır. (2)
f) (Ek:17/10/2019-7188/28 md.) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin
davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmemesi hâlinde
duruşmaya devam edilerek sanığın sorgu tutanakları anlatılmak
suretiyle dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, 195 inci madde
hükümleri saklı kalmak üzere, sanık hakkında verilecek ceza, ilk
derece mahkemesinin verdiği cezadan daha ağır ise, her hâlde sanığın
dinlenmesi gerekir.
Sanık lehine başvurma hâlinde verilecek hüküm (4)
Madde 283 – (1) İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa,
yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha
ağır olamaz. (4)
––––––––––––––––
(1) 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasına “mahkemesi” ibaresinden sonra gelmek üzere
“daire” ibaresi eklenmiştir.
(2) 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “okunur” ibaresi
“anlatılır” şeklinde, (b) bendinde yer alan “de okunur” ibaresi
“anlatılır” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (c) bendinden sonra
gelmek üzere (d) bendi eklenmiş ve mevcut (d) bendi (e) bendi olarak
teselsül ettirilmiştir.
(3) 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 99 uncu maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “okunur” ibaresi
“anlatılır” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018
tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 93 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek
kanunlaşmıştır.
(4) 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasına “yoluna” ibaresinden sonra gelmek üzere
“yalnız” ibaresi eklenmiştir.
9174-2
Direnme yasağı
Madde 284 – (1) Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı
direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.
(2) İtiraz ve temyize ilişkin hükümler saklıdır.
Özel kanunların temyize ilişkin hükümleri (1)
Madde 285 – (1) 23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda
Uluslararası Adlî İş Birliği Kanununun 18 inci maddesinin dördüncü
fıkrası hükmü hariç; diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya
haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge
adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin ilk
derece mahkemelerinin karar ve hükümlerine karşı istinaf yoluna
başvurulur. (1)
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Temyiz
Temyiz(2)(3)
Madde 286 – (1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında
kalan hükümleri temyiz edilebilir.
(2) Ancak; (2)(4)
a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis
cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı
istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi
kararları,
b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis
cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
c) (Ek: 20/7/2017-7035/20 md.) Hapis cezasından çevrilen seçenek
yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak
bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her
türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
(2)
d) (Anayasa Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve E.:2018/71 K.:2018/118
sayılı Kararı ile İptal; Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk
defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü
fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere,
ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki
yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara
bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi
kararları,
e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden
verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
(2) (3)
––––––––––––––––
(1) 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasında yer alan “Türk Ceza Kanununun” ibaresi
“23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş
Birliği Kanununun” şeklinde değiştirilmiştir.
(2) 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle, bu
maddenin ikinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi
eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
(3) 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 78 inci maddesiyle bu
maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “suç niteliğini
değiştirmeyen” ibaresi “her türlü” şeklinde değiştirilmiş; (f)
bendinde yer alan “bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları
ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
9175
 
f) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Sadece eşya veya kazanç
müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi
kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair
kararları, (1)
g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını
gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları
ile ilgili olarak (…)(2) istinaf başvurusunun esastan reddine dair
kararları, (1) (2)
h) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Davanın düşmesine, ceza
verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece
mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince
verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair
kararlar, (1)
ı) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı
hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge
adliye mahkemesi kararları, (1)
Temyiz edilemez.
(3) (Ek:17/10/2019-7188/29 md.) İkinci fıkrada belirtilen temyiz
edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar
nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları
temyiz edilebilir:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),
2. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),
3. Suç işlemeye tahrik (madde 214),
4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),
5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216),
6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),
7. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),
8. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),
9. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve
organlarını aşağılama (madde 301),
10. Silâhlı örgüt (madde 314),
11. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),
suçları.
b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü
fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin
birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.
Hükümden önceki kararların temyizi
Madde 287 – (1) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya
başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararları da hükümle
beraber temyiz olunabilir.
Temyiz nedeni
Madde 288 – (1) Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine
dayanır.
(2) Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka
aykırılıktır.
Hukuka kesin aykırılık hâlleri
Madde 289 – (1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da
aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin
hükme katılması.
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu
istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin
kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması.
________________
(1) 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle, bu
maddenin ikinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi
eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
(2) 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 78 inci maddesiyle bu
maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “suç niteliğini
değiştirmeyen” ibaresi “her türlü” şeklinde değiştirilmiş; (f)
bendinde yer alan “bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları
ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
9176
d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya
yetkili görmesi.
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması
gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.
f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.
g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.
h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma
hakkının sınırlandırılmış olması.
i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.
Sanığın yararına olan kurallara aykırılık
Madde 290 – (1) Sanığın yararına olan hukuk kurallarına aykırılık,
sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet savcısına bir hak
vermez.
Temyiz istemi ve süresi (1)
Madde 291 – (1) Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren on beş
gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt
kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa
geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık
hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. (1)
(2) Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda
açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar.
Eski hâle getirme süresi içinde temyiz süresinin işlemesi
Madde 292 – (1) Sanığın aleyhine, yokluğunda verilen hükümlerde eski
hâle getirme istemiyle ilgili olarak 274 üncü madde hükümleri
uygulanır.
Temyiz başvurusunun etkisi
Madde 293 – (1) Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu, hükmün
kesinleşmesini engeller.
(2) Hüküm, temyiz eden Cumhuriyet savcısına veya ilgililere
gerekçesiyle birlikte açıklanmamışsa; hükmün temyiz edildiğinin bölge
adliye mahkemesince öğrenilmesinden itibaren gerekçe, yedi gün içinde
tebliğ edilir.
Temyiz başvurusunun içeriği
Madde 294 – (1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını
istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
(2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.
Temyiz gerekçesi
Madde 295 – (1) Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse
temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli
kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge
adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir.
Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın
yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir.
(2) Temyiz, sanık tarafından yapılmış ise, ek dilekçe kendisi veya
müdafii tarafından imza edilerek verilir.
(3) Müdafii yoksa sanık, tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine
yapacağı bir beyanla gerekçesini açıklayabilir; tutanak hâkime
onaylatılır. Sanığın yasal temsilcisi ve eşi hakkında 262 nci madde,
tutuklu sanık hakkında ise 263 üncü madde hükümleri saklıdır.
____________
(1) 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasında yer alan “yedi” ibaresi “on beş” şeklinde
değiştirilmiştir.
9177
Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı hükmü veren
mahkemece reddi
Madde 296 – (1) Temyiz istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra
yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş veya temyiz
edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk
derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.
(2) Temyiz eden, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün
içinde Yargıtaydan bu hususta bir karar vermesini isteyebilir. Bu
takdirde dosya Yargıtaya gönderilir. Ancak, bu nedenden dolayı hükmün
infazı ertelenemez.
Temyiz dilekçesinin tebliği ve cevabı, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının görevi (1)
Madde 297 – (1) 296 ncı maddeye göre hükmü veren bölge adliye
mahkemesince reddedilmeyen temyiz istemine ilişkin dilekçesinin bir
örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden
itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevabını verebilir.
(2) Cevap verildikten veya bunun için belirli süre bittikten sonra
dava dosyası, bölge adliye mahkemesi (…) (1) tarafından Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(3) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü
temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi
hâlinde sanık veya müdafii ile katılan veya vekillerine ilgili
dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren bir hafta
içinde yazılı olarak cevap verebilir.
(4) Üçüncü fıkra uyarınca yapılacak tebligatlar, ilgililerin dava
dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla geçerli olur.
(5) 262 ve 263 üncü madde hükümleri saklıdır.
Temyiz isteminin reddi
Madde 298 – (1) Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda
bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna
hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini
içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder.
Duruşmalı inceleme (2)
Madde 299 – (1) On yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin
hükümlerde, Yargıtay, incelemelerini uygun görmesi halinde duruşma
yoluyla yapabilir. Duruşma gününden sanığa, katılana, müdafi ve vekile
haber verilir. Sanık, duruşmada hazır bulunabileceği gibi, kendisini
bir müdafi ile de temsil ettirebilir. (2)
(2) Sanık, tutuklu ise duruşmaya katılmak isteminde bulunamaz.
––––––––––––––––––––––
(1) 15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu
maddenin ikinci fıkrasında yer alan “Cumhuriyet Başsavcılığı” ibaresi
yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli
ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle aynen kabul edilerek
kanunlaşmıştır.
(2) 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 100 üncü maddesiyle, bu
maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “sanığın veya
katılanın temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re’sen duruşma
yoluyla yapar” ibaresi “uygun görmesi halinde duruşma yoluyla
yapabilir” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018
tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek
kanunlaşmıştır.
9178
Duruşmada usul
Madde 300 – (1) Duruşmadan önce görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi
tarafından hazırlanan rapor üyelere açıklanır. Üyeler, ayrıca bizzat
dosyayı incelerler. Bu hususlar gerçekleştikten sonra duruşma açılır.
(2) Duruşmada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya yerine
görevlendirdiği Yargıtay Cumhuriyet savcısı, sanık, müdafii, katılan
ve vekili iddia ve savunmalarını açıklar. Temyizi istemiş olan tarafa
önce söz verilir. Her hâlde son söz sanığındır.
Temyizde incelenecek hususlar
Madde 301 – (1) Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen
hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa,
temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.
Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması
Madde 302 – (1) Bölge adliye mahkemesinin temyiz olunan hükmünün
Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz isteminin esastan
reddine karar verilir.
(2) Yargıtay, temyiz edilen hükmü, temyiz başvurusunda gösterilen,
hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar.
Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı gösterilir.
(3) Hüküm, temyiz dilekçesinde gösterilen sebeplerle bozulduğunda,
dilekçede açıklanmış olmasa bile saptanan bütün diğer hukuka aykırılık
hâlleri de ilâmda gösterilir.
(4) Hükmün bozulmasına neden olan hukuka aykırılık, bu hükme esas
olarak saptanan işlemlerden kaynaklanmış ise, bunlar da aynı zamanda
bozulur.
(5) 289 uncu madde hükümleri saklıdır.
Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın
düzeltilmesi
Madde 303 – (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında
hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde
Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka
aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın
düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya
hükmolunması gerekirse.
b) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddiasına uygun olarak sanığa
kanunda yazılı cezanın en alt derecesini uygulamayı uygun görürse.
c) Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde
doğru gösterilmiş olduğu hâlde sadece kanunun madde numarası yanlış
yazılmış ise.
d) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve
mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi
kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış
ise birinci hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci hâlde hiç
ceza hükmolunmaması gerekirse.
e) Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre
verilecek cezanın belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya
yanlış indirim yapılmış ise.
f) Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya
miktarının belirlenmesinde maddî hata yapılmış ise.
9178-1
g) Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi
yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise.
h) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve
Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık
mevcutsa.
Yargıtay kararının gönderileceği merci
Madde 304 – (1) (Değişik:20/2/2019-7165/8 md.) Yargıtayca 302 nci
maddenin birinci fıkrası veya 303 üncü madde uyarınca verilen
kararlara ilişkin dosya ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği ise
bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına verilir.
(2) Yargıtay, dosyayı 303 üncü maddede belirtilenlerin dışında kalan
hâllerde yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan
bölge adliye mahkemesine veya diğer bir bölge adliye mahkemesine
gönderir. (Ek cümleler:20/2/2019-7165/8 md.) Ancak bozma kararı,
a) İstinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise dosya,
gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine,
b) Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
kararına ilişkin ise dosya, gereği için kararı veren ilk derece
mahkemesine ya da bozma kararının içeriği doğrultusunda Yargıtayca
uygun görülmesi halinde bölge adliye mahkemesine,
gönderilir. Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği hallerde,
kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir.
(3) Hüküm, mahkemenin hukuka aykırı olarak kendisini görevli veya
yetkili görmesinden dolayı bozulmuşsa, Yargıtay aynı zamanda dosyayı
görevli veya yetkili mahkemeye gönderir.
(4) İlk derece mahkemesi tarafından doğrudan temyiz yolu açık bulunan
hükümlerle ilgili olarak verilen karara ilişkin dosya, hükmü veren ilk
derece mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına verilir.
Yargıtayda hükmün açıklanması
Madde 305 – (1) Hüküm, 231 inci madde gereğince açıklanır. Buna olanak
bulunmadığı takdirde duruşmanın bitiminden itibaren yedi gün içinde
karar verilir.
9179
Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi
Madde 306 – (1) Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz
isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı
varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün
bozulmasından yararlanırlar.
Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri (2)
Madde 307 – (1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya
yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere
bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
(2) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine
de davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen
duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış
olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir.
Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha
ağır ise, her hâlde dinlenmesi gerekir.
(3) (Ek:20/2/2019-7165/9 md.)(2) Yargıtaydan verilen bozma kararına
uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı,
istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna
başvurulabilir.
(4) Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece
mahkemesinin direnme hakkı vardır. (Değişik ikinci cümle:
24/11/2016-6763/36 md.) Direnme kararları, kararına direnilen daireye
gönderilir. (Ek iki cümle: 24/11/2016-6763/36 md.) Daire, mümkün olan
en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını
düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.
Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı
direnilemez.
(5) Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı
veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden
verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır
olamaz.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Olağanüstü Kanun Yolları
BİRİNCİ BÖLÜM
(…) (1)Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi (1)
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi
Madde 308 – (1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın
kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel
Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
(2) (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz
edilen daireye gönderilir.
(3) (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede
itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı
Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.
____________
(1) 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, bu
bölüm başlığında yer alan “Yargıtay” ibaresi metinden çıkarılmıştır.
(2) 20/2/2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu
maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere fıkra eklenmiş ve diğer
fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
9180
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının itiraz yetkisi
Madde 308/A- (Ek: 20/7/2017-7035/23 md.)
(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki
kararlarına karşı bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı,
re’sen veya istem üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten
itibaren otuz gün içinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın
lehine itirazda süre aranmaz. (Değişik cümleler:17/10/2019-7188/30
md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde
görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı itirazı incelemek üzere
ceza daireleri başkanlar kuruluna gönderir. Kurula gönderilen itiraz
hakkında, kararına itiraz edilen dairenin başkanı veya
görevlendireceği üye tarafından kurula sunulmak üzere bir rapor
hazırlanır. (Ek cümleler:17/10/2019-7188/30 md.) Kurulun itirazın
kabulüne ilişkin kararları, gereği için dairesine gönderilir. Kurulun
verdiği kararlar kesindir. Dörtten fazla ceza dairesi olan bölge
adliye mahkemelerinde Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından daire
başkanları arasından belirlenen ve dört üyeden oluşan başkanlar kurulu
bu incelemeyi yapar. Başkanlar kurulunun bu maddeye ilişkin çalışma
usul ve esasları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir.
İKİNCİ BÖLÜM
Kanun Yararına Bozma
Kanun yararına bozma
Madde 309 – (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya
temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka
aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün
Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (1)
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar
veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza
dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse,
karar veya hükmü kanun yararına bozar.
(4) Bozma nedenleri:
a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara
ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve
araştırma sonucunda yeniden karar verir.
b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya
savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul
işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden
yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm,
önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin
ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.
d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın
kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu
hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.
(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.
–––––––––––––
(1) 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle bu
fıkrada yer alan "Adalet Bakanı" ibaresi, "Adalet Bakanlığı" olarak
değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
9180-1
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına başvurması
Madde 310 – (1) 309 uncu maddede belirtilen yetki, aynı maddenin
dördüncü fıkrasının (d) bendindeki hâllere özgü olmak üzere ve kanun
yararına olarak re'sen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından da
kullanılabilir.
(2) 309 uncu madde gereğince Adalet Bakanlığı tarafından
başvurulduğunda bu yetki, artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı
tarafından kullanılamaz. (1)
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Yargılamanın Yenilenmesi
Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri
Madde 311 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda
yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla
tekrar görülür:
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği
anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü
etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı
tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur
dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini
gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu
hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız
başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne
alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren
kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek
nitelikte olursa.
–––––––––––––––––––––––––
(1) 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle bu
fıkrada yer alan "Adalet Bakanı" ibaresi, "Adalet Bakanlığı" olarak
değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
9181
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair
Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve
hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin
kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane
çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.
Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
(1)
(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003
tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular
üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.
İnfazın geri bırakılması veya durdurulması
Madde 312 – (1) Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmün infazını
ertelemez. Ancak mahkeme, infazın geri bırakılmasına veya
durdurulmasına karar verebilir.
Yargılamanın yenilenmesine engel olmayan hâller
Madde 313 – (1) Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü,
yargılamanın yenilenmesi istemine engel olmaz.
(2) Ölenin eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri yargılamanın yenilenmesi
isteminde bulunabilirler.
(3) İkinci fıkrada sayılan kişilerin yokluğu hâlinde, Adalet Bakanı da
yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilir.
Sanık veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri
Madde 314 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış olan bir dava
aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlünün aleyhine olarak
yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür:
a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme
etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını
veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak
görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise.
c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde
güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa.
Yargılamanın yenilenmesinin kabul edilmeyeceği hâl
Madde 315 – (1) Kanunun aynı maddesinde yer almış sınır içinde olmak
üzere cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi kabul
edilemez.
(2) Hatanın giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa,
yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez.
Bir suça dayanan yenileme istemlerinin kabulü koşulları
Madde 316 – (1) Bir suç iddiasına dayandırılan yenileme istemi, ancak
bu fiilden dolayı kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü verilmiş veya
mahkûmiyeti gerektirecek nitelikte kuvvetli delil bulunmaması dışında
bir nedenle ceza soruşturmasına başlanamamış veya sürdürülememişse
kabul edilebilir. Bu madde, 311 inci maddenin birinci fıkrasının (e)
bendinde yazılı hâlde uygulanmaz.
Yenileme istemi hakkında uygulanacak hükümler
Madde 317 – (1) Kanun yollarına başvurma hakkındaki genel hükümler,
yargılamanın yenilenmesi istemi hakkında da uygulanır.
(2) Yargılamanın yenilenmesi istemi, bunun yasal nedenleri ile
dayandığı delilleri içerir.
––––––––––––––––
(1) 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu
bentte yer alan “tespit edilmiş olması” ibaresinden sonra gelmek üzere
“veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan
başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda
düşme kararı verilmesi” ibaresi eklenmiştir.
9182
Yenileme isteminin kabule değer olup olmadığı kararı ve mercii
Madde 318 – (1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye
sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.
(2) 303 üncü madde gereğince Yargıtayın doğrudan hüküm kurduğu
hâllerde de hükmü vermiş olan mahkemeye başvurulur.
(3) Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına
dair olan karar, duruşma yapılmaksızın verilir.
Yenileme isteminin kabule değer görülmemesi nedenleri ve kabulü
hâlinde yapılacak işlem
Madde 319 – (1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen
şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal
hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller
açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.
(2) Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa
yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa
tebliğ olunur.
(3) Bu madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.
Delillerin toplanması
Madde 320 – (1) Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi istemini yerinde
bulursa delillerin toplanması için bir naip hâkimi veya istinabe
olunan mahkemeyi görevlendirebileceği gibi; kendisi de bu hususları
yerine getirebilir.
(2) Delillerin mahkemece veya naip hâkim tarafından veya istinabe
suretiyle toplanması sırasında, soruşturmaya ilişkin hükümler
uygulanır.
(3) Delillerin toplanması bittikten sonra Cumhuriyet savcısı ve
hakkında hüküm kurulmuş olan kişiden yedi günlük süre içinde görüş ve
düşüncelerini bildirmeleri istenir.
Yenileme isteminin esassız olmasından dolayı reddi, aksi takdirde
kabulü
Madde 321 – (1) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen
iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311 inci maddenin birinci
fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların
önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa,
yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma
yapılmaksızın reddedilir.
(2) Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın
açılmasına karar verir.
(3) Bu madde gereğince verilen kararlara karşı itiraz yoluna
gidilebilir.
Duruşma yapılmaksızın yenileme isteminin incelenmesi
Madde 322 – (1) Hükümlü ölmüşse mahkeme yeniden duruşma yapmaksızın
gerekli delilleri topladıktan sonra hükümlünün beraatine veya
yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verir.
(2) Diğer hâllerde de mahkeme, bu hususta yeterli delil varsa
Cumhuriyet savcısının uygun görüşünü aldıktan sonra duruşma
yapmaksızın hükümlünün derhâl beraatine karar verir.
(3) Mahkeme beraat kararı ile beraber önceki hükmün ortadan
kaldırılmasını da karar altına alır.
(4) Yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan kimse isterse, gideri
Devlet Hazinesine ait olmak üzere önceki hükmün iptaline ilişkin karar
Resmî Gazete ile ilân olunacağı gibi mahkemenin takdirine göre diğer
gazetelerle de ilân edilebilir.
9183
Yeniden duruşma sonucunda verilecek hüküm
Madde 323 – (1) Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, önceki
hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm
verir.
(2) Yargılamanın yenilenmesi istemi hükümlünün lehine olarak
yapılmışsa, yeniden verilecek hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan
cezadan daha ağır bir cezayı içeremez.
(3) Yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine
yer olmadığı kararının verilmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararının
tamamen veya kısmen infaz edilmesi dolayısıyla kişinin uğradığı maddî
ve manevî zararlar bu Kanunun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümlerine
göre tazmin edilir.
 
YEDİNCİ KİTAP
Yargılama Giderleri ve Çeşitli Hükümler
BİRİNCİ KISIM
Yargılama Giderleri
Yargılama giderleri
Madde 324 – (1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık
ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın
yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar
ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.
(2) Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği
gösterilir.
(3) Giderlerin miktarı ile iki taraftan birinin diğerine ödemesi
gereken paranın miktarını mahkeme başkanı veya hâkim belirler.
(4) Devlete ait yargılama giderlerine ilişkin kararlar, Harçlar Kanunu
hükümlerine göre; kişisel haklara ilişkin kararlar, 9.6.1932 tarihli
ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre yerine getirilir.
(Ek cümle: 2/7/2012-6352/100 md.) Devlete ait yargılama giderlerinin
21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken
tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine
yüklenmesine karar verilir.
(5) Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya
tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri, yargılama gideri
sayılmaz ve bu giderler Devlet Hazinesince karşılanır.
Sanığın yükümlülüğü
Madde 325 – (1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi
hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir.
(2) (Değişik: 6/12/2006-5560/27 md.) Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü
uygulanır.
(3) Yargılamanın değişik evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler
nedeniyle giderler meydana gelmiş olup da, sonuç sanık lehine ortaya
çıkmış ise, bu giderlerin sanığa yüklenmesinin hakkaniyete aykırı
olacağı anlaşıldığında mahkeme, bunların kısmen veya tamamen Devlet
Hazinesine yüklenmesine karar verir.
(4) Hüküm kesinleşmeden sanık ölürse, mirasçılar giderleri ödemekle
yükümlü tutulmazlar.
Bağlantılı davalarda giderler
Madde 326 – (1) Birden çok suçtan dolayı aleyhinde kovuşturma yapılmış
olan kimse, bunların bir kısmından mahkûm olmuş ise, beraat ettiği
suçların duruşmasının gerektirdiği giderleri ödemekle yükümlü
değildir.
9184
(2) İştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle mahkûm edilmiş
olanlara, sebebiyet verdikleri yargılama giderleri ayrı ayrı
yükletilir.
Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde
gider
Madde 327 – (1) Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına
karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri
ödemeye mahkûm edilir.
(2) Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet
Hazinesince üstlenilir.
Karşılıklı hakaret hâllerinde gider
Madde 328 – (1) Karşılıklı hakaret hâllerinde taraflardan biri veya
her ikisi hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi;
bunlardan birinin veya her ikisinin giderleri karşılamaya mahkûm
edilmelerine engel olmaz.
Suç uydurma ve iftira gibi hâllerde gider
Madde 329 – (1) Suç uydurup iftirada bulunduğu sabit olan kimse, bu
nedenle yapılmış giderleri ödemeye mahkûm edilir.
Kanun yollarına başvuru sonucunda gider
Madde 330 – (1) Kanun yollarından birine başvuran taraf, bu
başvurusunu geri almasından veya başvurunun reddolunmasından ileri
gelen giderleri öder. Kanun yollarına başvuran Cumhuriyet savcısı ise,
sanığın ödemek zorunda bulunduğu giderler Devlet Hazinesine
yükletilir.
(2) Kanun yoluna başvuranın istemi kısmen kabul olunmuş ise, mahkeme
uygun gördüğü şekilde giderleri bölüştürür.
(3) Kesinleşmiş bir hüküm ile sonuçlanan bir duruşma hakkındaki
yargılamanın yenilenmesi isteminden ileri gelen giderler hakkında da
aynı hüküm geçerlidir.
(4) Eski hâle getirme isteminden doğan giderler, hasım tarafının
esassız karşı koymasından meydana gelmiş değilse, bu istemi ileri
sürene yükletilir.
İKİNCİ KISIM
Çeşitli Hükümler
Adlî tatil
Madde 331 – (1) (Değişik: 8/8/2011-KHK-650/27 md.; İptal: Anayasa
Mahkemesinin 18/7/2012 tarihli ve E.: 2011/113 K.: 2012/108 sayılı
Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 27/6/2013-6494/25 md.) Ceza işlerini
gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi
temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler.
(2) Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi
sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine
getirileceği, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.
(3) Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız
tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu
gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar.
(4) Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği
günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.
Bilgi isteme
Madde 332 – (1) Suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak
istenilen bilgilere on gün içinde cevap verilmesi zorunludur. Eğer bu
süre içinde istenen bilgilerin verilmesi imkânsız ise, sebebi ve en
geç hangi tarihte cevap verilebileceği aynı süre içinde bildirilir.
9185
(2) Bilgi istenen yazıda yukarıdaki fıkra hükmü ile buna aykırı
hareket etmenin Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesine aykırılık
oluşturabileceği yazılır. Bu durumda haklarında kamu davasının
açılması, izin veya karar alınmasına bağlı bulunan kişiler hakkında,
yasama dokunulmazlığı saklı kalmak üzere, doğrudan soruşturma yapılır.
Yönetmelik
Madde 333 – (1) Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, aksine hüküm
bulunmadıkça, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Adalet Bakanlığı
tarafından çıkarılır.
Kolluk görevlilerine yönelik özel hükümler
Ek Madde 1- (Ek: 3/5/2016-6713/10 md.)
(1) Kolluk görevlileri hakkındaki öldürme, kasten yaralama, işkence,
zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması ve suç işlemek
amacıyla örgüt kurma suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen
suçlarla ilgili iddialara ilişkin soruşturmaları Cumhuriyet savcıları
bizzat ve öncelikle yapar. Bu suçlardan dolayı kolluk görevlileri
hakkında açılan davalar, acele işlerden sayılır. Bu tür davaların
kanun yolu incelemesi de öncelikli olarak yapılır.
Geçici Madde 1 – (Ek:24/1/2013-6411/2 md.)
(1) Bu Kanunun 202 nci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen
yönetmelik, Adalet Bakanlığınca bu maddeyi ihdas eden Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde çıkarılır. Bu
yönetmelik uyarınca tercüman listeleri oluşturuluncaya kadar bu
Kanunun 202 nci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen tercüme
hizmetleri sanığın kendisi tarafından getirilen tercüman tarafından
yerine getirilir.
Geçici Madde 2 – (Ek: 11/4/2013-6459/21 md.)
(1) İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya
eki protokollerin ihlali suretiyle bir ceza hükmünün verildiğini
tespit eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş
kararlarından, 15.6.2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar
Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar bakımından bu Kanunun 311
inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Bu durumda olanlar,
bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde
yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilirler.
Geçici Madde 3- (Ek: 15/8/2017-KHK-694/149 md.; Aynen kabul:
1/2/2018-7078/144 md.)
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar milletvekilleri hakkında
açılmış olan davalarda, bu maddeyi ihdas eden Kanun Hükmünde Kararname
ile bu Kanunun 161 inci maddesine eklenen dokuzuncu fıkra hükmü
uyarınca yetkisizlik ve görevsizlik kararı verilemez; bu davalara
kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu mahkemelerce bakılmaya
devam olunur. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar
milletvekilleri hakkında başlatılmış soruşturmalarda da bu maddeyi
ihdas eden Kanun Hükmünde Kararname ile bu Kanunun 161 inci maddesine
eklenen dokuzuncu fıkra hükmü uyarınca yetkisizlik kararı verilemez.
Geçici Madde 4 – (Ek:20/2/2019-7165/10 md.)
(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 304 üncü maddenin ikinci fıkrasında
yapılan düzenleme, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra
Yargıtay tarafından verilen bozma kararları hakkında uygulanır.
9185-1
Geçici Madde 5- (Ek:17/10/2019-7188/31 md.)
(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; (2)
a) 102 nci maddede yapılan düzenleme, bu maddenin yayımlandığı
tarihten itibaren üç ay sonra uygulanır.
b) 236 ncı maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarında yapılan düzenleme
uyarınca kurulması gereken merkezler, en geç 1/9/2020 tarihine kadar
faaliyete geçirilir. Bu tarihe kadar mevcut uygulamaya devam olunur.
c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci
maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler,
1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır.
d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş(2), hükme
bağlanmış(3) veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit
yargılama usulü uygulanmaz.
e) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, kovuşturma evresine
geçilmiş dosyalarda kamu davasının açılmasının ertelenmesi hükümleri
uygulanmaz.
f) 286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme, bu maddenin
yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde talep etmek koşuluyla
aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesin
nitelikteki kararlar hakkında da uygulanır. Bu bendin uygulandığı
hâlde, cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, 100 üncü madde
uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk
derece mahkemesince değerlendirilir.
g) 308/A maddesinde yapılan değişiklikle bölge adliye mahkemesi
Cumhuriyet başsavcılığınca yapılan itirazların incelenmesine ilişkin
getirilen usul, bu maddenin yayımlandığı tarihten önce itiraz yoluna
başvurulup reddedilmiş olan itirazlar hakkında uygulanmaz.
h) Aile mahkemeleri ile çocuk ve çocuk ağır ceza mahkemelerinde görev
yapan psikolog, pedagog ve sosyal çalışma görevlilerine ilişkin
düzenlemeler, bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren altı ay sonra
uygulanır.
Yürürlük
Madde 334 – (1) Bu Kanun, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girer.
(1)
Yürütme
Madde 335 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
–––––––––––––––––
(1) Bu maddede yer alan "1 Nisan 2005“ ibaresi, 31/3/2005 tarihli ve
5328 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesiyle "1 Haziran 2005“ şeklinde
değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
(2) Anayasa Mahkemesinin 25/6/2020 tarihli ve E.:2020/16; K.:2019/33
sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş”
ibaresinin aynı bentte yer alan "basit yargılama usulü" yönünden
Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
(3) Anayasa Mahkemesinin 14/1/2021 tarihli ve E.:2020/81; K.:2021/4
sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin
aynı bentte yer alan "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'ya
aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
9186
5271 SAYILI KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER
(1) 5560 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesi:
GEÇİCİ MADDE 1 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hükme
bağlanmış olmakla beraber henüz kesinleşmemiş olan dosyalarda, uzlaşma
kapsamının genişlediğinden bahisle bozma kararı verilemez.
(2) 5728 sayılı Kanunun Geçici Maddeleri:
GEÇİCİ MADDE 1- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Yargıtay ilgili
ceza dairesinde bulunan dosyalar hakkında bu Kanunun lehe hükümlerinin
derhal uygulanabileceği hallerde, usule aykırılık bulunmadığı
takdirde, dosya esastan incelenmek, acele işlerden sayılmak ve Türk
Ceza Kanununun 7 nci maddesi dikkate alınmak suretiyle karar verilir.
Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz
edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri,
hükmü veren mahkemece 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ilâ 101 inci
maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle
belirlenir. Ancak, hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma,
delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi
halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesin hükümle sonuçlanmış
olan davalarda lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla,
yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.
İşbu Kanun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kesinleşmemiş olmakla
beraber hükme bağlanmış olan dosyalarda uzlaşma kapsamının
genişlediğinden bahisle bozma kararı verilemez.
GEÇİCİ MADDE 2- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kovuşturma
evresinde bulunan dava dosyaları hakkında:
a) Mahkemenin görevli olmaması hâlinde, dosya üzerinde yapılacak
inceleme sonucunda verilecek görevsizlik kararıyla dosya, görevli
mahkemeye gönderilir.
b) Daha önce soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yapılmış olan işlem
ve kararlar hukukî geçerliliklerini sürdürürler.
GEÇİCİ MADDE 3- Bu Kanun hükümlerine göre suç karşılığı uygulanan
yaptırımı idarî yaptırıma dönüşen fiiller nedeniyle;
a) Soruşturma evresinde Cumhuriyet başsavcılığınca,
b) Kovuşturma evresinde mahkemece,
idarî yaptırım kararı verilir.
Birinci fıkra kapsamına giren fiillerden, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığında bulunan işlerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca,
Yargıtayın ilgili dairesinde bulunan işlerde ise ilgili dairece, bu
Kanuna göre işlem yapılmak üzere gelişlerindeki usule uygun olarak
dava dosyası hükmü veren mahkemeye gönderilir.
9186-1
(3) 5918 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesi:
GEÇİCİ MADDE 1 – Bu Kanunla, 5271 sayılı Kanunun 3 üncü ve 250 nci
maddesinde yapılan değişiklik hükümleri, yürürlüğe girdiği tarihte
devam etmekte olan soruşturma ve kovuşturmalarda da uygulanır.
(4) 6008 sayılı Kanunun Geçici 2 nci Maddesi:
GEÇİCİ MADDE 2 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar hakkında
hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olanların, bu
Kanunun yürürlük tarihinden itibaren onbeş gün içinde mahkemeye
başvurmaları halinde, mahkemece, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararı geri alınır ve Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci
maddesinin yedinci fıkrasındaki kayıtla bağlı olmaksızın, başvuruda
bulunan sanık hakkında yeniden hüküm kurulur.
(5) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesi:
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü maddesine
ilişkin yönetmelik bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en
geç altı ay içinde çıkarılır ve yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden
itibaren en geç altı ay içinde uzlaştırmacı listeleri oluşturulur.
Adalet Bakanlığı tarafından bu listelere uygun uzlaştırmacı
görevlendirmesi amacıyla bir ilan yapılır. İlan yapılıncaya kadar,
Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü maddesinde bu Kanunla yapılan
değişiklik öncesinde öngörülen usule göre belirlenen
uzlaştırmacılardan görevlendirme yapılmasına devam olunur ve bu
uzlaştırmacılar görevlerini tamamlar.
(6) 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesi:
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunla, 5271 sayılı Kanunun 291 inci maddesi
ile 6100 sayılı Kanunun 361 inci maddesinde temyiz sürelerine ilişkin
olarak yapılan değişiklikler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ve
sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır.
(2) Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından bölge adliye ve bölge idare
mahkemesi daireleri arasında iş bölümü yapılıncaya kadar bölge adliye
ve bölge idare mahkemesi başkanlar kurullarınca yapılan iş bölümünün
uygulanmasına devam olunur.
9187-9215
5271 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA
ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERLEN İPTAL KARARLARININ
YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR TABLO
Değiştiren Kanunun/KHK’nin veya İptal Eden Anayasa Mahkemesi Kararının
Numarası
5271 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri
Yürürlüğe Giriş Tarihi
5328
334
31/3/2005
5353
35, 75, 76, 80, 81, 85, 90, 91, 94, 98, 100, 103, 105, 109, 119, 127,
135, 137, 142, 143, 151, 153, 161, 164, 173, 174, 193, 206, 223, 247
1/6/2005
5560
6, 100, 102, 109, 146, 150, 171, 231, 253, 254, 309, 310, 325,
İşlenemeyen Hüküm
19/12/2006
5728
231, İşlenemeyen Hükümler
8/2/2008
5793
234, 239
6/8/2008
5918
3, 250, 253, İşlenemeyen Hüküm
9/7/2009
6008
231, 250, İşlenemeyen Hüküm
25/7/2010
6217
161, 173, 272
14/4/2011
KHK/650
331
1/1/2012
6352
38/A, 100, 101, 109, 250, 251, 252, 308, 324
5/7/2012
6411
202, Geçici Madde 1
31/1/2013
6459
105, 108, 141, 144, 172, 270, Geçici Madde 2
30/4/2013
Anayasa Mahkemesi’nin 18/7/2012 tarihli ve
E.: 2011/113 K.: 2012/108 sayılı Kararı
331 inci maddenin birinci fıkrası
1/1/2013 tarihinden başlayarak altı ay sonra
(1/7/2013)
6494
331
7/7/2013
6526
91, 94, 100, 116, 128, 134, 135, 139, 140, 153, 161, 169
6/3/2014
6545
141, 143, 173, 188, 231, 238, 260, 268, 273, 279, 280, 286
28/6/2014
6572
116, 128, 135, 140, 153
12/12/2014
9188-9216
Değiştiren Kanunun/KHK’nin veya İptal Eden Anayasa Mahkemesi Kararının
Numarası
5271 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri
Yürürlüğe Giriş Tarihi
6638
91, 100
4/4/2015
6713
Ek Madde 1
20/5/2016
6723
133
23/7/2016
KHK/674
128, 277, 278, 280, 297
1/9/2016
KHK/676
149, 151, 154, 178, 188
29/10/2016
6754
63, 64, 66, 67, 71, 72
24/11/2016
6758
128, 277, 278, 280, 297
24/11/2016
6763
19, 100, 112, 128, 135, 139, 140, 191, 202, 232, 247, 248, 253, 254,
307, İşlenemeyen hüküm
2/12/2016
KHK/680
161, 172, 173, 247, 248
6/1/2017
7035
280, 281, 282, 283, 285, 286, 291, 304, Altıncı Kitap Üçüncü Kısım
Birinci Bölüm başlığı, 308/A, İşlenemeyen Hüküm (Geçici Madde 1)
5/8/2017
KHK/694
64, 102, 139, 140, 142, 158, 161, 196, 216, Geçici Madde 3
25/8/2017
KHK/696
104,129,140/A,188, 209, 280, 288, 299
24/12/2017
7070
149, 151, 154, 178, 188
8/3/2018
7072
161, 172, 173, 247, 248
8/3/2018
7078
64, 102, 139, 140, 142, 158, 161, 196, 216, Geçici Madde 3
8/3/2018
7079
104, 129, 140/A, 209, 280, 288, 299
8/3/2018
KHK/700
3
24/6/2018 tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve
Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının andiçerek göreve
başladığı tarihte (9/7/2018)
7145
119, 127, 134, 172, 311
31/7/2018
Anayasa Mahkemesi’nin 27/12/2018 tarihli ve
E.: 2018/71 K.: 2012/118 sayılı Kararı
286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi
7165
286, 304, 307, Geçici Madde 4
28/2/2019
7188
102, 171, 174, 234, 236, 250, 251, 252, 253, 280, 282, 286, 308/A,
Geçici Madde 5
24/10/2019
Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65
sayılı Kararı
151
29/11/2019
7196
100
24/12/2019
7242
109, 112, 272
15/4/2020
Anayasa Mahkemesinin 25/6/2020 tarihli ve E.:2020/16; K.:2019/33
sayılı Kararı
Geçici Madde 5
19/8/2020
7262
123
31/12/2020
Anayasa Mahkemesinin 14/1/2021 tarihli ve E.:2020/81; K.:2021/4 sayılı
Kararı
Geçici Madde 5
16/3/2021
Anayasa Mahkemesinin 31/3/2021 tarihli ve E.:2020/35; K.:2021/26
sayılı Kararı
250
15/6/2021
7331
12, 94, 100, 101, 109, 137, 170, 250, 251
14/7/2021
44, 176, 233
1/9/2021